Kadim kentin sokaklarında bugünlerde ne surların iştamlı tarihi konuşuluyor ne de kentin o kendine has neşesi hissettiriliyor. Diyarbakır’da havanın kasvetini, sokaklardaki insanların yüzüne oturan derin endişeyi tek bir kelime özetlemeye yetiyor: Zam. Son dönemde birbiri ardına gelen, kaynağı ve gerekçesi bir meçhule dönüşen zam furyası, zaten kıt kanaat geçinmeye çalışan asgari ücretliyi ve emekliyi tam anlamıyla çaresizliğe mahkûm etti.Mesele artık sadece geçim sıkıntısı boyutunu aştı, hayatın idame ettirilmesini imkansız kılan bir varoluş mücadelesine dönüştü.

Çocukların okula gidiş gelişini sağlayan servis ücretlerinden kent içi toplu taşımaya kadar her gün yeni bir zam talebiyle sarsılan Diyarbakırlılar, Ulaşım Koordinasyon Merkezleri ile esnaf odaları arasındaki pazarlıkların sessiz ve mağdur tarafı olmaktan yoruldu. Ulaşımdaki bu fahiş artış baskısı yetmezmiş gibi, geçtiğimiz günlerde fırıncılar esnafından yükselen ekmek zammı talebi de bardağı taşıran son damla oldu. Sofradaki ekmeğin gramajı küçülürken, fiyatının katlanması halkın vicdanında derin bir yara açıyor.

Bugün Diyarbakır’ın kahvehanelerinde, otobüs duraklarında, semt pazarlarında ve dar sokaklarında herkesin zihnine kazınan tek bir acı gerçek var: "Vatandaş, sadece zamları karşılamak için vardır."

İnsanlar sabah gözlerini açtıklarında hangi temel tüketim maddesine zam geldiğini takip edemez hale geldi. "Cepteki sökük" her geçen gün biraz daha büyüyor, yamamak, kapatmak artık mümkün değil. Vatandaşlar aylardır eksi bakiye ile yaşamaya, borcu borçla kapatmaya çalışıyor. Eskiden "İki işte çalışır, evimi geçindiririm" diyen insanımız, bugün geldiğimiz noktada yükselen maliyetler ve eriyen alım gücü karşısında tek bir işi sürdürmenin, hatta o işte çalışacak gücü kendinde bulmanın bile imkansızlaştığını dile getiriyor. Hayat pahalılığı dayanılmaz bir eşiği çoktan aştı.

Ancak bu karamsar tablonun içerisinde Diyarbakır halkı, belki de uzun zamandır görülmemiş bir ortak akıl ve toplumsal dayanışma ile "tek yürek" olmayı başardı. Kent genelinde yükselen ses tek bir talebe işaret ediyor: Bu kontrolden çıkmış zam furyasına derhal bir dur denilmeli

Vatandaş haklı olarak soruyor: Esnaf, sadece kendi kar marjını korumak için vatandaşı bir gelir kapısı olarak gören bir kesim midir, yoksa toplumun temel ihtiyaçlarını karşılayan, onunla aynı kaderi paylaşan bir parçası mı? Diyarbakırlılar, esnafın yeniden o kadim ahilik anlayışına dönmesini, vatandaşın halinden anlayan ve vicdanı öncelikleyen bir tutum sergilemesini bekliyor.

Öte yandan bu başıboşluğun çözümü sadece esnafın insafına bırakılamaz. Diyarbakır kamuoyu, başta Diyarbakır Valiliği olmak üzere, Ticaret İl Müdürlüğü, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve ilgili tüm denetleyici kurumları acilen göreve çağırıyor. Serbest piyasa ekonomisi adı altında kontrolden çıkan bu fahiş fiyat artışlarına karşı devletin şefkatli ve aynı zamanda kararlı elinin sahaya inmesi şarttır.

Yetkililer yetkiyi, esnaf vicdanı, kamu kurumları ise sorumluluğu eline almalıdır. Aksi takdirde, bu zam sarmalı sadece cepleri değil, toplumsal huzuru ve geleceğe olan inancı da tüketmeye devam edecek. Zaman, laf üretme değil, sahada radikal, caydırıcı ve adil adımlar atma zamanıdır.