İran’da Devlet Şiddeti ve Kürtlere Karşı Bitmeyen Savaş

İran’da bugün yaşananlar bir anda ortaya çıkmış olaylar değil. Bu, yıllardır biriken öfkenin, bastırılan halkların ve özellikle Kürtlerin artık susmamaya karar vermesinin sonucudur. İran rejimi başından beri baskı, korku ve idam üzerine kurulmuş bir düzendir. Bu düzen en çok da Kürt halkının üzerinden yükselmiştir.

Kürtler İran’da hiçbir zaman eşit görülmedi. Devlet için Kürt olmak başlı başına bir sorundu. Bu düşmanlığın tarihi yeni değildir. 1946’da kurulan Mahabad Kürt Cumhuriyeti, Kürtlerin kendi kendini yönetme iradesinin açık bir ifadesiydi. Qadı Muhammed ve arkadaşları, Kürt halkına onurlu bir yol açmaya çalıştı. Ama İran devleti bu iradeyi idam sehpasıyla yanıtladı. Qadı Muhammed Mahabad meydanında asıldı, Cumhuriyet yıkıldı. Ama asıl mesaj şuydu: Kürtler boyun eğmezse cezalandırılır.

Aradan yıllar geçti, rejimler değişti ama Kürtlere bakış değişmedi. 1979 İran Devrimi Kürtler için umut değil, yeni bir hayal kırıklığı oldu. Humeyni yönetimi Kürtlerin taleplerini dinlemek yerine silah gönderdi. Kürt kentleri kuşatıldı, köyler basıldı, gençler cezaevlerine dolduruldu. “Devrim” denilen şey Kürtler için daha fazla asker, daha fazla idam oldu.

Bu kirli tarihin en açık örneklerinden biri Dr. Abdurrahman Qasımlo’nun katledilmesidir. Qasımlo çatışmayı değil siyaseti savunan bir liderdi. İran devletiyle müzakere yolunu seçti. Ama İran devleti müzakereyi bir tuzak olarak kullandı. 1989’da Viyana’da, barış görüşmesi denilerek Qasımlo ve arkadaşları kurşunlandı. Bu açık bir infazdı. İran rejimi o gün şunu söyledi: Kürtlerle barış olmaz, Kürtler ya susar ya öldürülür.

Bugün Kürt gençlerinin idam edilmesi, aktivistlerin kaybedilmesi, kadınların sokakta aşağılanması tesadüf değil. Bu, yıllardır süren devlet politikasının devamıdır. Kürtçe konuşmak suç, örgütlenmek suç, itiraz etmek suç sayılıyor. Kürt bölgeleri bilerek yoksul bırakılıyor, işsizlik bir cezaya dönüştürülüyor. Asker ve karakol Kürt kentlerinin günlük gerçeği haline getiriliyor.

Şiir yazanlar, muhalefet yapanlar uyduruk mahkemelerde yargılanarak idam edildiler.

Mahsa Amini’nin öldürülmesiyle başlayan isyanın Kürt kentlerinde bu kadar güçlü olması boşuna değildi. Kürtler bu rejimin ne olduğunu çok iyi biliyor. Devlet şiddeti onlar için yeni değil. Bugün sokağa çıkan Kürt gençleri sadece başörtüsüne değil, yıllardır süren inkâra, aşağılamaya ve ölüme karşı bağırıyor.

İran’da Kürtler, Azeriler ve diğer halklar artık korku duvarını aşmaya çalışıyor. Bu bir ekonomik kriz meselesi değil sadece. Bu, bir rejimin halklara açtığı savaşın geri dönüşüdür. İran devleti meşruiyetini çoktan kaybetti. Şimdi korkuyla ayakta durmaya çalışıyor ama o korku da eskisi kadar işlemiyor.

Tarih ortada.

Mahabad’ı yıkanlar kazanmadi.

Qasımlo’yu öldürenler haklı çıkmadı.

İdamla, baskıyla ayakta kalan hiçbir rejim sonsuza kadar yaşayamaz.

Bugün İran’da yaşananlar bir son değil, bir başlangıçtır. Kürtler için bu mücadele yeni değil. Bu, yarım kalmış bir hesabın devamıdır. Ve bu kez, tarih yalnızca zalimlerin değil, direnenlerin de adını yazacak.