Soma–Bursaspor maçında atılan sloganları “tribün taşkınlığı” diye geçiştirmek mümkün değil. Çünkü orada edilen küfür, rastgele savrulmuş bir öfke cümlesi değil; kime ve neye yöneldiği son derece net olan bir nefret ifadesiydi. Anaya edilen küfür, bu ülkede her zaman olduğu gibi yine Kürt olana edildi. Yani hedef bir kişi değil, bir kimlikti.
Türkiye’de stadyumlar uzun süredir bir gerçeği açığa çıkarıyor: Bastırılmış ırkçılık, en rahat nefes aldığı yeri tribünlerde buluyor. Kameralar çoğu zaman görmezden geliyor, yöneticiler sessiz kalıyor, ardından da “münferit” denilerek dosya kapatılıyor. Oysa bu küfürler münferit değil; yıllardır biriken ve normalleştirilen bir zihniyetin ürünü.
Bu olayda asıl rahatsız edici olan bir başka nokta daha var. DEM Parti’nin yaptığı açıklama… Leyla Zana’ya yöneltilen bu saldırı, Kürt kimliği üzerinden değerlendirilmedi; mesele yalnızca “kadına hakaret” olarak ele alındı. Elbette bir kadına hakarettir. Buna itiraz yok. Ancak gerçeğin tamamı bu değildir.
Leyla Zana’ya edilen küfür, onun kadın olmasından önce Kürt olmasına yöneliktir. Bu ülkede bazı isimler vardır; kimliklerinden bağımsız düşünülmez. Leyla Zana da onlardan biridir. Ona edilen hakaret, kişisel değil politiktir; bireysel değil kolektiftir. Bu gerçeği görmezden gelmek, saldırının esas hedefini görünmez kılar.
Irkçılığı yalnızca “ayıp” ya da “terbiyesizlik” olarak tanımlamak, onu masumlaştırır. Oysa bu bir suçtur ve bilinçlidir. Kürt kimliği, özellikle kamusal alanda görünür olduğunda, hâlâ tahammülsüzlüğü tetiklemektedir. Bursa spor taraftarlarının ettiği küfür de bunun yeni bir örneğidir.
Bu yüzden meseleye eksik bakma lüksümüz yok. Saldırıyı kınarken içeriğini boşaltırsak, yarın aynısı tekrarlandığında söyleyecek sözümüz kalmaz. Sessizlik nasıl suça ortaklıksa, gerçeği yarım söylemek de o kadar zararlıdır.
Kürt halkının onuru tribünlere terk edilemez. Anaya edilen küfür, bir halkın hafızasına edilir. Buna karşı durmak, yalnızca politik bir refleks değil, insani bir sorumluluktur. Aksi halde bu ülkenin “bir arada yaşama” iddiası, her maç günü biraz daha çöker.