Son dönemde Türkiye gündeminde adalet mekanizmasının işleyişine dair dikkat çekici bir hareketlilik yaşanıyor. Bir zamanlar "dokunulmaz" sanılan yapılarla mücadele edilirken, vatandaşın hakkını ve hukukunu gasp eden kişi ya da örgütlerin üzerine tavizsiz bir şekilde gidiliyor. Deyim yerindeyse, adaletin tecellisi yönünde atılan adımlar kamuoyunda somut bir karşılık buluyor, güçlünün değil, haklının yanında duran bir yargı iradesi kendisini hissettiriyor.
Özellikle kamuoyunun vicdanında derin yaralar açan ve gündemden hiç düşmeyen Gülistan Doku ile Rojin Kabaiş dosyalarındaki titiz yürütme süreci, bu kararlılığın en net göstergelerinden biridir. "Kim olursa olsun, ucu nereye dayanırsa dayansın suçlular yargı önüne çıkarılacaktır" söyleminin söze hapsolmayıp fiiliyata dökülmesi, evlatlarını kaybeden ailelerin yangın yerine dönen yüreklerine bir nebze de olsa su serpmektedir. Faillerin cezasız kalmayacağına dair oluşan bu kararlı tutum, toplumun adalete olan inancını güçlendiren ana unsurdur.
Diyarbakır sokaklarında, kahvehanelerinde veya iş yerlerinde bugün kime mikrofon uzatılırsa uzatılsın, yargı mekanizmasına dair umudun ve güvenin yeniden yükseldiği görülüyor. "Güçlüyüm" imajının artık bir koruma kalkanı işlevi görmediği, yargının bağımsız ve tarafsız kılıcının suç işleyen herkes için eşit işlediği duygusu, toplumsal huzurun temel taşıdır. Bu tablonun oluşmasında, Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek’in kararlı duruşu ve sahaya yansıyan çabaları yadsınamaz bir paya sahiptir.
Ancak unutulmamalıdır ki, bireysel ve kurumsal adımlar ancak kolektif bir toplumsal destekle kalıcı hale gelir. Devletin her kademesinden vatandaşın her kesimine kadar adaletin yanında durmak, bu dönüşümü sahiplenmek bir vatandaşlık görevidir. Hukukun üstünlüğünü savunmak, yalnızca yargı mensuplarının değil, tüm toplumun ortak sorumluluğudur.
Son söz olarak, bir toplumun refahı ve huzuru yalnızca iktisadi ve maddi göstergelerle ölçülemez. Gerçek toplumsal refah, ancak ve ancak adaletin tecelli etmesi ve somut bir şekilde vücut bulmasıyla mümkündür. Çünkü hukuka güvenin tam olduğu bir geleceğe, adalet yolunda atılan bu kararlı adımları sahiplenerek ulaşabiliriz.