Son dönemde Kadim Şehir Diyarbakır’ın sokaklarında gezerken hissettiğiniz o ağır hava, sadece kentin tarihi atmosferinden kaynaklanmıyor. Maalesef kentin sokaklarına, mahallelerine çöken bambaşka bir gölge var oda Güvenlik sorunudur.
Bugün Diyarbakır’da hangi esnafla konuşsanız, hangi kahvehaneye otursanız veya hangi evin kapısını çalsanız laf dönüp dolaşıp güvenlik sorununa geliyor. Kent genelinde güvenlik kaygıları öyle bir raddeye ulaştı ki, yıllardır ilk sırada yer alan ekonomik sıkıntılar, işsizlik ve hayat pahalılığı bile artık ikinci plana geriledi. İnsanlar önce "can ve mal emniyeti" demeye başladı. Peki, ne oldu da bu kadim kent sokaklarında yürümesi tedirginlik veren bir yere dönüştü?
Sorunun temeline indiğimizde karşımıza ilk olarak kentin fiziki dokusundaki ihmaller çıkıyor. Özellikle Bağlar başta olmak üzere, kentin birçok bölgesinde kaderine terk edilmiş, yıkılmaya yüz tutmuş harabe yapılar birer suç üretim merkezine dönüşmüş durumda bulunuyor. Madde ve alkol bağımlılarının mesken tuttuğu bu metruk binalar, sadece görüntü kirliliği yaratmakla kalmıyor mahalle sakinlerinin gece hatta gündüz bile yanından geçmeye korktuğu birer suç mahalli haline geliyor. Bir kentin sokakları, orada yaşayan çocuklara ve kadınlara güven vermiyorsa, o kentte huzurdan bahsetmek imkânsızlaşır.
Fiziki altyapıdaki bu tehlike, çok daha vahim bir toplumsal yarayla birleşiyor. Bu durumda çocukların suça sürüklenmesi oluyor.
Okul çağında olduğu halde eğitim sisteminin dışında kalan, derin maddi imkânsızlıklar ve çaresizlik içinde kıvranan evlatlarımız, sokaklarda pusu kurmuş illegal çetelerin açık hedefi haline geliyor. Kendi kirli emelleri ve kârları için genç zihinleri zehirleyen bu çeteler, çocukların çaresizliğini kullanarak onları birer suç makinesine dönüştürüyor. Diyarbakır’ın geleceği olan gençler, göz göre göre bu çarkın içinde yok olup gidiyor.
Çözüm Belli!
Peki, bu karamsar tabloyu nasıl dağıtacağız? Bu sorunun cevabı aslında gizli değildir. çözüm, kararlı ve çok boyutlu bir mücadeleden geçiyor.
Her şeyden önce, başta Bağlar olmak üzere güvenlik riski taşıyan tüm metruk yapılar ve kentsel dönüşüm alanları vakit kaybetmeksizin ele alınmalıdır. Güvenliği tehdit eden bu harabeler hızla temizlenmeli, kent fiziki olarak bir an önce nefes almalıdır. Ancak sadece binaları yıkmak yetmez, okul dışı kalmış her bir çocuğun tespiti tek tek yapılmalı, bu evlatlarımız ya yeniden eğitim sistemine kazandırılmalı ya da nitelikli mesleki eğitim kurslarıyla geleceğe hazırlanmalıdır. Çaresizlik, çetelerin sermayesi olmaktan mutlaka çıkarılmalıdır.
Bunun yanı sıra, çetelerle mücadele sadece kolluk kuvvetlerinin omuzlarına bırakılamayacak kadar hayati bir konudur. Sivil toplum kuruluşları, siyasi partiler, yerel yönetimler ve emniyet güçleri tam bir dayanışma içinde hareket etmeli, çetelere karşı topyekün bir savaş açarak bu yapıların başını ezmelidir. Hukuki boyutta ise caydırıcılık en üst seviyeye çıkarılmalıdır. Çeteleşmeyi bir yaşam tarzı haline getirenlere, bu organizasyonlara katılanlara ve çocukları suça teşvik edenlere verilen cezalar yeniden gözden geçirilmelidir. Hatta bu kişilere kamu inşaatlarında ve toplum hizmetlerinde zorunlu çalışma cezaları gibi hem caydırıcı hem de topluma borç ödeten yaptırımlar uygulanmalıdır.
Ya Huzur Ya Karanlık!
Diyarbakır, tarihiyle, kültürüyle ve misafirperverliğiyle anılması gereken bir kenttir. Eğer bugün bu uyarı sinyallerini görmezden gelirsek kenti güvenlik riskine boğan harabelerden temizleyemez ve çetelerin başını kararlılıkla ezemezsek, önümüzdeki yıllarda bu güzel kent derin bir karanlığa bürünecektir.
Geleceğimizi ve çocuklarımızı çetelerin insafına terk edemeyiz. Karar vericilerin, yetkililerin ve tüm Diyarbakır kamuoyunun bu çığlığı duyması ve hemen bugün harekete geçmesi gerekmektedir.