Bir kentin gelişmişlik düzeyi, yalnızca yükselen beton binaları, genişleyen caddeleri ya da ticari hacmiyle ölçülemez. Şehrin gerçek kimliği ve vatandaşına sunduğu yaşam kalitesi, sokaklarındaki akışta, ulaşımındaki konforda ve insanına kazandırdığı zaman dilimlerinde saklıdır. Çünkü ulaşım, toplumsal hayatın ana damarıdır. o damar tıkandığında kentin ekonomik ritmi de sosyal canlılığı da medeniyet ufku da derinden yaralanır. Ne yazık ki bugün bölgenin göz bebeği, kadim şehir Diyarbakır, her geçen gün kronikleşen ve günlük yaşamı felç eden ağır bir trafik çilesiyle sınav veriyor.
Özellikle hafta içi mesai başlangıcı ve bitiş saatlerinde Elazığ Yolu ile Seyrantepe Köprülü Kavşağı’nı aşabilmek, sürücüler ve toplu taşıma yolcuları için bir sabır testine dönüşmüş durumdadır. Dakikalarca metre bile ilerleyemeyen araç kuyrukları, yalnızca bireysel zaman kaybına yol açmıyor. aynı zamanda şehir insanının ruhsal ve fiziksel enerjisini tüketiyor. Düzensiz şerit kullanımları, anlık tıkanıklıklar ve sabırsızlığın tetiklediği sürücü stresi, bu kritik noktalardaki trafik karmaşasını daha da büyütüyor. Üstelik bu sıkışıklık sadece vakit çalmakla kalmayıp, maalesef üzücü trafik kazalarına da açıkça davetiye çıkarıyor. Direksiyon başındaki sürücünün gerginliği, dolmuşta ya da otobüste evine gitmeye çalışan vatandaşın yorgunluğuna karışıyor. Diyarbakır sokakları sessiz bir çilenin durağı haline geliyor.
Sorunun çözümü, günü kurtaran geçici önlemler yerine, bilimin ve modern kent planlamasının ışığında atılacak kararlı adımlarda yatmaktadır. Bu noktada atılması gereken ilk somut adım, kent genelinde sabit zamanlı lambalar yerine trafiğin anlık yoğunluğunu analiz edip dinamik olarak yöneten akıllı kavşak sistemlerinin yaygınlaştırılmasıdır. Bununla eş zamanlı olarak, trafik akışını sebepsiz yere kesen, sürücüleri boş yollarda anlamsızca bekleten gereksiz sinyalizasyon yapıları ve hantallaşmış kavşak tasarımları vakit kaybetmeksizin kaldırılmalıdır.
Ancak hepsinden daha radikal ve kalıcı çözüm Diyarbakır’ın vizyonuna yakışacak, kentin ana omurgasını oluşturan en yoğun yolcu taşıma güzergahlarına modern bir hafif raylı sistem, yani tramvay hattının kazandırılmasıdır. Toplu taşımada raylı sistemlere geçiş yapamayan kentlerin, araç sayısının her geçen gün arttığı bir çağda trafiği rahatlatması mümkün değildir.
Unutulmamalıdır ki yol, sadece asfalttan ibaret bir yapı değil kentin sosyal hayatının işlemesinde ve medeniyet ufkuna ulaşmasında en temel araçtır. Diyarbakırlıların direksiyon başındaki her dakika kaybı, üretimden, aileden ve sosyal hayattan çalınan zamandır. Kadim Şehir Diyarbakır, çağdaş ulaşım projeleriyle bu tıkanıklığı aşmalı ve hak ettiği rahat nefese bir an önce kavuşmalıdır.