Kamu İhale Kanunu’nun 21/b maddesi, son zamanlarda Diyarbakırdaki kamu kurumları tarafından tartışmaya açık şekilde kullanılıyor. Bir doğal afet, salgın hastalık ya da can ve mal kaybı tehlikesi belirdiğinde idareye hızlı hareket etme imkânı tanıyan bu madde nerde ise artık olağan hallerde de kullanılır hale geldi. Bu maddeye göre ihale prosedürleri kısaltılır, kapalı kapılar ardında belirli firmalar davet edilir ve kamu hizmetinin aksamaması için ihale jet hızıyla sonuçlandırılır. Buraya kadar her şey hukuki ve mantıklıdır.

Peki, yangın yoksa, deprem yaşanmıyorsa, ortada aniden beliren öngörülemez bir kriz bulunmuyorsa neden bu madde uygulanır? Ancak bu madde Diyarbakır'da artık alışılır oldu. Çünkü

kayıtlara bakıldığında, kamu harcama disiplini açısından düşündürücü bir tabloyla karşılaşıyoruz. Zira bu kentin kamu kurumlarında olağanüstü haller hiç bitmiyor hale geldi. Temizlik malzemesi, iş eldiveni, hırdavat alımı, parke döşemesi, hatta rutin yazılım güncellemesine kadar birçok olağan hallerde ihale edilmesi gereken kalemler dahi dur denilmezse 21/ b maddesine göre yapılacak.

Sorun tam olarak burada başlıyor: Açık ihalenin getirdiği geniş rekabet ortamından neden kaçınılıyor?

Açık ihalede şartları taşıyan onlarca firma teklif verebilir, rekabet kızışır, kamu kaynakları en uygun fiyata harcanır. Ancak 21/b’de masaya kimin oturacağına idare karar verir. Masaya oturması istenen firma sayısı bir veya ikiyle sınırlı kaldığında, ortaya çıkan fiyatın kamu yararına en uygun fiyat olduğunu kim, nasıl iddia edebilir?

Bir ya da iki teklifle sonuçlanan rutin alım ihaleleri kâğıt üzerinde mevzuata uygun görülebilir. Fakat bu durum, kamu vicdanındaki soru işaretlerini gidermeye yetmez.

Hal böyle olunca Diyarbakırlıların aklına şu haklı sorular takılıyor: Bir idare, sürekli ihtiyaç duyduğu temizlik maddesini veya hırdavatı neden aylar öncesinden planlayıp açık ihaleye çıkmaz? Kuşkusuz bu sorunun cevabı mefaatte olabilir.

Mesele, ihaleyi alan firmanın veya ihaleyi yapan kurumun ötesindedir. Mesele, şeffaflık, hesap verilebilirlik ve kamu sermayesinin verimli kullanılması meselesidir.

Bundan sonraki süreçte 21/b ile yapılan ihalelerin gerekçeleri, yaklaşık maliyetleri ve teklif sayıları mercek altına alınmalıdır. Çünkü gerçekler daha net ortaya çıkacaktır.

Altını çizerek söylemek istiyorum. Amacımız kimseyi yargısız infaz etmek değildir, istisnai yöntemlerin rutinleşmesine dikkat çekerek kamu zararlarının önüne geçilmesine katkı sunmaktır.

Çünkü kamu bütçesi deneme tahtası değildir!