Yerel yönetimlerin varlık gayesi, halkın yaşam kalitesini artırmak, kentin ortak sorunlarına kalıcı çözümler üretmek ve kamu kaynaklarını en verimli şekilde vatandaşın hizmetine sunmaktır. Ancak ne yazık ki son dönemde Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, hayata geçirdiği projelerle değil yapamadıkları, ihmal ettikleri ve vatandaşa çıkardığı acı reçetelerle gündemden düşmüyor.
Şehrin sokaklarını gezdiğinizde karşılaştığınız tablo acı bir gerçeği yüzümüze çarpıyor. Diyarbakır genelinde yollar delik deşik, çukurlardan geçilmiyor, köşe bucak çöp ve çamurla kaplı halde bulunuyor. Yaz aylarında yapılması gereken rutin altyapı ve bakım çalışmalarının kış ayına sarktırılması, faturanın her zamanki gibi yine cefakâr Diyarbakır halkına kesilmesine neden oluyor.
Ulaşımda Çile, Toplu Taşımada İletişimsizlik
Kent içi ulaşım ise artık bir çile yumağı oldu. Otobüs seferlerinin sürekli aksaması, trafiğin her an kilitlenmesine yol açıyor. Bunun da ötesinde, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne ait toplu taşıma araçları hafta sonları cumartesi ve pazar günleri olağan saatlerine kesinlikle riayet etmiyor. Duraklarda bekleyen vatandaşların mağduriyeti yetmezmiş gibi, kurumsal açıdan şoförlerin halkla yaşadığı iletişim problemleri bardağı taşıran son damla oluyor. Halk, toplu taşımada bile huzur bulamaz hale geldi
DİSKİ Faturalarındaki Yükler ve Yüksek Su Ücretleri
Yaşam koşullarının her geçen gün ağırlaştığı, ekonomik çemberin daraldığı bu çetin günlerde, vatandaşlar bir de DİSKİ’nin kabarık faturalarıyla eziliyor. Bilindiği üzere, daha önceki dönemlerde DİSKİ faturalarında "diğer kurumlar adına alınacak zorunlu ücretler" gibi bir ibare yer almazken son zamanlarda bu kalemlerin bütün faturalarda boy göstermeye başlaması tepkileri
tırmandırdı.
Diyarbakırlılar, artan hayat pahalılığının yanı sıra belediyenin bu yeni mali yükleriyle baş başa bırakılmış durumdadır.
Her yağmur yağdığında caddeleri, sokakları su basması ve manzaraların birer nehre dönmesi, kanalizasyon şebekesinin ne kadar yetersiz kaldığının en net kanıtıdır.
Peki, Çözüm Ne Olmalı?
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi bu girdaptan çıkmak zorundadır. Aksi takdirde, Cumhuriyet tarihinin en kötü yönetim koşullarıyla anılan bir döneme imza atması kaçınılmaz olacaktır. Acil olarak atılması gereken adımlar şunlardır: Kurumlara dost, ahbap, eş ve çavuş ilişkileriyle personel alımına son verilmeli ve tamamen liyakat eksenli bir kadrolaşmaya gidilmelidir.
Uçuk rakamlarla ve göz boyayan ihalelerle kamu kaynakları çarçur edilmemelidir. Bunun yerine belediye, kendi öz personeliyle ve öz kaynaklarıyla iş ve eylemlerini yürütmelidir
Yol, kaldırım, kanalizasyon giderleri ve toplu taşıma alanındaki kronik sorunlar süratle çözülmeli, DİSKİ yatırımlarına ağırlık verilmelidir.
DİSKİ faturalarındaki "diğer kurumlar adına alınması zorunlu ücretler" kalemi derhal kaldırılmalı, su faturaları makul seviyelere çekilerek vatandaşa nefes aldırılmalıdır.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, halk için hizmet etme ilkesini bir an önce hatırlamak ve özüne dönmek zorundadır. Vatandaş artık her türlü ekonomik ve sosyal soruna göğüs gererken, bir de belediyenin yarattığı yapay krizlerle ve sorunlarla baş etmek istemiyor.
Halkın vicdanı, hizmet beklerken cezalandırılmayı hak etmiyor.