Kadim kent Diyarbakır, tarihinin en ağır ve yıkıcı barınma krizlerinden birinin pençesinde kıvranıyor. 2026 yılına geldiğimiz şu günlerde uzay çağının, teknolojik devrimlerin ve mega projelerin konuşulduğu bir dünyada, Diyarbakırlıların en temel insani hakkı olan başını sokacak güvenli bir çatı bulma mücadelesi ilk çağ şartlarındaki bir hayatta kalma savaşına dönüştü. Kentin sokağına inen, esnafla çay içen, işçiyle otobüs durağında bekleyen ya da bir memurun derdini dinleyen herkesin karşısına çıkan ilk ve en yakıcı gündem maddesi, ne yazık kentin ortak yarası haline gelen fahiş kira artışları oluyor.
Diyarbakır’da kiraların geldiği seviye artık sadece ekonomik tablolarla açıklanabilecek bir veri olmaktan çıkıp, toplumsal bir bunalım boyutuna ulaştı. Krizin derinliği, kentin sosyo-ekonomik açıdan en alt ve en üst katmanları arasındaki sınırları dahi belirsizleştirdi. Dar gelirli vatandaşların, emeklilerin ve güvencesiz çalışanların sığınağı olan Bağlar ve Sur ilçelerinin çeper mahallelerinde bile kiralar asgari ücretin yarısına denk gelen seviyelere ulaştı.
Yıllardır kentin en mütevazı konut stokunu barındıran bu bölgelerde dahi bir ailenin mutfak masrafından, çocuğunun eğitiminden ve sağlığından kesmeden kirasını ödeme imkânı kalmadı.
Diğer taraftan kentin modern yüzü olan Kayapınar ilçesinde ise durum tam anlamıyla kontrolden çıktı. Kayapınar’da ortalama bir dairenin aylık kira bedeli 30 bin ile 45 bin lira bandında seyrediyor. Birkaç yıl öncesine kadar hayal dahi edilemeyen bu rakamlar, bugün kente yeni atanan bir memurun, alanında uzman bir özel sektör çalışanının veya çift maaşlı aileleri dahi sarsacak hale geldi. İnsanların gelirleri tırmanan enflasyon karşısında erirken, barınma maliyetlerinin bu denli astronomik seviyelere ulaşması, kente hizmet eden kamu personelinden yerel halka kadar geniş bir kesimi derin bir çaresizliğin içine itiyor.
Peki, göz göre göre gelen ve kenti yaşanamaz hale getiren bu barınma krizine kim, nasıl dur diyecek? Sorunun büyüklüğü karşısında ağıt yakmayı bırakıp, kamusal sorumluluk bilinciyle radikal adımlar atmanın vakti çoktan geldi. Bu krizin çözümü, piyasanın acımasız ve denetimsiz koşullarına terk edilmiş bir yaklaşımda değil devletin ve kamu kurumlarının sahaya aktif olarak inmesinde yatıyor.
İlk olarak, devlet destekli ve geniş ölçekli sosyal konut hamlelerinin acilen ve yüksek bir ivmeyle başlatılması gerekiyor. Rant odaklı yapılaşma anlayışından tamamen uzak, sırf dar ve orta gelirli vatandaşların barınma ihtiyacını karşılamayı hedefleyen kamusal projeler hızla hayata geçirilmelidir. Bunun sürdürülebilir kılınması için inşaat sektöründeki fahiş girdi maliyetlerinin düşürülmesi, kamu kurumlarının, Milli Emlak’ın ve yerel yönetimlerin konut yapımına uygun altyapılı arsaları ücretsiz veya çok düşük bedellerle üretime sunması şarttır.
Arsa ve malzeme maliyeti düşürülmeden, müteahhitlerin veya piyasanın insafına dayanarak ucuz konut üretmek mümkün değildir.
Bunun da ötesinde, serbest piyasa adı altında yürütülen başıboşluğa son verilmeli ve kamu otoritesi kira oranlarına doğrudan müdahale etmelidir. Ev sahiplerinin insafına ve emlak piyasasındaki spekülatif hareketlere terk edilen kira bedelleri ile ödeme süreçleri, devletin tam kontrolü altına alınmalıdır. Bölgesel kira katsayıları belirlenmeli, tavan fiyat uygulamaları getirilmeli ve tüm kira sözleşmeleri ile ödemeler devlet denetimindeki şeffaf, dijital bir platform üzerinden yürütülmelidir. Barınma hakkı gibi anayasal ve insani bir mesele, spekülatörlerin ve fırsatçıların elinde bir gelir kapısı olmaktan derhal çıkarılmalıdır.
Eğer bugün bu kararlı adımlar atılmaz, kamu otoritesi piyasa kendi dengesini bulur mantığıyla süreci izlemeye devam ederse, Diyarbakır’daki barınma krizi katlanarak derinleşecektir. Kirasını ödeyemediği için icralık olan ailelerin, memleketini terk etmek zorunda kalan gençlerin ve kentin sokaklarında çaresizliğe mahkum edilen insanların sayısı her geçen gün artacaktır. Diyarbakır halkı lüks değil, insanca yaşayabileceği güvenli bir yuva talep ediyor. yetkililerin bu haykırışa daha fazla kulağını tıkama lüksü kalmamıştır.