Tarihi boyunca nice uygarlığa ev sahipliği yapan, kadim kültürü ve eşsiz mirasıyla öne çıkan Diyarbakır, bugün ne yazık ki hiç yakışmayan bir görüntüyle karşı karşıya. Şehrin bazı sokaklarında çöp, kötü koku, hijyen sorunları ve çevre kirliliği artık günlük hayatın bir parçası haline geliyor.
Bu tabloyu yalnızca belediyelerin temizlik hizmetlerindeki eksikliklerle açıklamak doğru değil. Gece gündüz demeden çalışan temizlik görevlilerinin emeğine rağmen, çöplerini gelişi güzel atan, çevresini kirletmekten çekinmeyen ve ortak yaşam alanlarına karşı sorumluluk hissetmeyen insanların duyarsızlığı da bu sorunun önemli bir parçası.
Özellikle nüfus yoğunluğunun yüksek olduğu Bağlar gibi ilçelerde bu manzaralar daha sık karşımıza çıkıyor. Evimizin, iş yerimizin ya da sokağımızın önünü temiz tutmak aslında çok zor değil. Bir çöpü birkaç metre ilerideki konteynere atmak için büyük bir çaba gerekmiyor. Ancak ne yazık ki bazı insanlar, yaşadığı çevreyi kendi evi kadar sahiplenmiyor.
Burada belediyelere de önemli bir sorumluluk düşüyor. Büyükşehir ve ilçe belediyeleri, temizlik konusunda yürüttükleri çalışmaları denetim ve yaptırımlarla desteklemeli. Kurallara uymayan kişi ve işletmelere karşı gerekli uygulamalar kararlılıkla hayata geçirilmelidir. Çünkü yalnızca temizlik ekiplerinin daha fazla çalışması, vatandaşın sorumsuz davranışlarını tek başına ortadan kaldırmaya yetmez.
Fakat çözüm sadece ceza kesmek de değildir.
Mahalle mahalle yürütülecek bilinçlendirme çalışmalarıyla çevre temizliğinin, hijyenin ve ortak yaşam kültürünün önemi anlatılmalıdır. Özellikle çocuklara küçük yaşta kazandırılacak çevre bilinci, geleceğin Diyarbakır'ı açısından belki de en önemli yatırımdır.
Çünkü temizlik yalnızca belediyenin görevi değildir. Temiz bir şehir, o şehirde yaşayan herkesin ortak sorumluluğudur.
Bir kentin kaldırımları, sokakları ve parkları aslında o kentte yaşayan insanların ortak aynasıdır. Sokakta yere attığımız her çöp, yalnızca çevreyi değil, yaşadığımız şehre bakışımızı da kirletiyor.
Diyarbakır gibi binlerce yıllık bir medeniyetin izlerini taşıyan bir şehir, elbette daha temiz, daha düzenli ve daha yaşanabilir olmayı hak ediyor.
Unutmayalım; medeniyet yalnızca taş binalarda, tarihi eserlerde ve surlarda yaşamaz. Medeniyet, sokağa attığımız çöpü yere bırakmamayı öğrendiğimiz gün başlar.
Diyarbakır'ın geleceği için önce sokaklarımızı, sonra alışkanlıklarımızı değiştirmeliyiz.