Diyarbakır, tarihi boyunca medeniyetlere beşiklik etmiş, köklü geçmişiyle her zaman bir cazibe merkezi olmuştur. Şimdilerde ise bu kadim kenti hak ettiği vizyona ulaştırmak, modern bir geleceğe taşımak adına çeşitli altyapı çalışmaları yürütülüyor. Kuşkusuz ki bir şehrin kalkınması, medeniyet ülküsüne sıkı sıkıya sarılması için altyapının kusursuz şekilde tesis edilmesi kaçınılmaz bir zorunluluktur. Bu uğurda dökülen her damla alın teri kutsaldır, değerlidir ve takdiri hak eder.
Ancak gözden kaçırılmaması gereken hayati bir ayrım var: Sıfırdan bir şehir kurmuyorsunuz.
Boş bir arazide çalışma yaparken doğabilecek aksaklıklar sineye çekilebilir, tolere edilebilir. Fakat yaşayan, nefes alan, kurulu bir şehrin göbeğinde yürütülen çalışmaların mantığı çok farklı işlemek zorundadır. Şehri ileriye taşımayı amaçlayan bir proje, başka bir alanda yıkıma yol açmamalı, mevcut sistemleri işlemez hale getirerek vatandaşa çile çektirmemelidir. Kaş yaparken göz çıkarmak, medeniyet vizyonuyla bağdaşmaz.


Kayapınar’da Bir Haftalık "Dünyadan Kopuş"


Ne yazık ki bu plansızlığın son ve en çarpıcı örneğini bir süredir Diyarbakır’da bizzat yaşıyoruz. Kayapınar ilçemizin bazı bölgelerinde ikamet eden vatandaşlarımızın dile getirdiği iddialar tam da bu sorunu denk geliyor. Bölge sakinlerinin aktardığı iddialara göre, yaklaşık bir haftadır dünyadan ve bilgi toplumundan kopuk bir yaşam sürülüyor.
Nedeni ise tam bir tezatlar silsilesi: Altyapıyı geliştirmek adına kazı yapanlar, mevcut altyapıyı sekteye uğratıyor. Bir hizmet götürülürken, internet, telefon veya diğer temel hatların koparılması, günümüz çağında kabul edilebilir bir durum değildir. Bu koordinasyonsuzluğun faturası vatandaşa kesilmemelidir.


Çözüm İçin Koordinasyon ve Sorumluluk Şart


Çözüm için öncelikle Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri, ilgili kamu kurumları ve özel iştirakler sahada kendi hizmet alanlarına zarar veren çalışmaları yakından izlemeli, kurumlar arası kopukluğa son vererek denetim mekanizmalarını sıkılaştırmalıdır. Bununla birlikte yüklenici firmalar ve çalışmaları üstlenen kurumlar, "ben işimi yaparım, gerisi beni ilgilendirmez" mantığından sıyrılmalıdır. Mevcut altyapıya zarar vermeyecek ve vatandaşı mağdur etmeyecek profesyonel yöntemlerin kullanımı zorunlu kılınmalıdır.


Sonuç olarak Vatandaşın dünyayla bağını koparan, gündelik hayatı felç eden ve mağduriyet yaratan hiçbir faaliyet, gerçek anlamda bir hizmet veya çalışma olarak nitelendirilemez. Medeniyet inşa etmek, insanı merkeze almayı gerektirir, insanı yok sayarak medeniyet kurulmaz.