Yeni bir yıla giriyoruz. Takvimler değişiyor, yıllar birbirini izliyor; ancak özgürlük, adalet ve eşitlik arayışı hâlâ dünyanın birçok yerinde ertelenmiş bir hak olarak duruyor. Bu yeni yıla girerken en güçlü temennimiz, başta Kürtler olmak üzere bütün halkların insan onuruna yaraşır bir yaşama kavuşmasıdır.

Bugün Kürt halkı, yaşadığı farklı coğrafyalarda hâlâ temel insan hakları ihlalleriyle karşı karşıya. Türkiye’de anadil hakkı başta olmak üzere kültürel ve siyasal haklar sınırlanırken, cezaevlerinde hasta tutuklular yaşam mücadelesi veriyor. İfade özgürlüğü, barışçıl düşünce ve kimlik talebi çoğu zaman suç muamelesi görüyor.

İran’da Kürt gençleri düşünceleri ve kimlikleri nedeniyle ağır cezalarla, hatta idam tehdidiyle karşı karşıya kalıyor. Rojava’da ise yıllardır süren çatışma ortamı, halkın en temel hakkı olan güvenli yaşamı ve çocukların geleceğini belirsizliğe sürüklüyor. Tüm bu örnekler, Kürt sorununun yalnızca bir ülkenin değil, bölgesel ve evrensel bir insan hakları meselesi olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.

Yeni yıldan beklentimiz yalnızca Kürt çocukları için değil, dünyanın neresinde olursa olsun bütün çocuklar içindir. Hiçbir çocuğun geleceği savaşla, yoksullukla, açlıkla ve korkuyla şekillenmemeli. Çocuklar hayatta kalmayı değil, hayal kurmayı düşünmeli. Eğitim, sağlık ve güvenli bir yaşam her çocuk için temel ve vazgeçilmez bir hak olmalıdır.

Bu temenni yalnızca belli bir halkın ya da coğrafyanın talebi değildir. Çünkü insan hakları evrenseldir; özgürlük seçilerek dağıtılamaz. Kürtlerin özgür olmadığı, çocukların açlıkla sınandığı bir dünyada gerçek barıştan ve adaletten söz edilemez.

Yeni yıl; inkârın, baskının, yoksulluğun ve eşitsizliğin son bulduğu; halkların ve çocukların umutla yarına baktığı bir yıl olsun. Takvimler değişirken, artık dünya da değişsin.