Geçtiğimiz günlerde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan başkanlığında Türkiye İş Veren Konfederasyonlarının (TİSK) başkan ve üyeleri işçi tarafı olmadan üç toplantı düzenledi. Toplantıların ardından 2026 yılı 1 Ocak'tan itibaren geçerli olacak yeni asgari ücret miktarında uzlaşıldığını Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Vedat Işıkhan tarafından canlı yayında açıkladı. Açıklanan rakam her ne kadar da kendileri için büyük bir artışa işaret etse dahi gelin görün ki bu vatandaşlar için aynı şeyi ifade etmiyor. Çünkü 2026 yılı sonunda tahminen gerçekleşecek enflasyon oranı %32 ve civarı olarak değerlendirilirken komisyonun yapmış olduğu asgari ücret miktarı ise maalesef ki %27 olarak açıklandı.
Hükümet ve işveren tarafından uzlaşı içerisinde açıklanan rakam maalesef ki ücretli olarak geçinmek zorunda kalan asgari ücretli vatandaşların belini bir kez daha bükerken, yaşam koşullarına vurulmuş bir pranga daha eklenmiş oldu. Ülke ve Diyarbakır genelinde geçerli olacak yeni rakam sendikalar tarafından açıklanan verilere göre yaşam standartlarını karşılamanın çok çok altında kalıyor. yoksulluk sınırının 97 bin, açlık sınırının 29 bin civarında ve üzerinde olduğu değerlendirildiğinde açılanan asgari ücret rakamı sadece hükümet ve işveren kanadının sadakası olarak vatandaşlar tarafından değerlendiriliyor.
Peki Diyarbakır ve ülke genelinde geçerli olacak bu rakam için vatandaşlar ne diyor?
Sokağın nabzı tutulduğunda 7'den 70'e herkesin mevcut ekonomik krizden olumsuz etkilendiği görülüyor. Çocuklar okullara harçlıksız gidiyor, yaşlılar temel giyim ve gıda malzemeleri karşılamakta zorlanıyor, anne ve babalar ise evlerini geçindirmekte güç duruma düştüğü Diyarbakırlı vatandaşlar tarafından söyleniyor.
Diyarbakırlıların birçoğu asgari ücret miktarının ve Türkiye'de gerçekleşen aylık enflasyon oranlarının bir birine ters düştüğünün ise altını çiziyor. ayrıca vatandaşlar gelir adaletsizliğinin uzun bir süredir var olduğunu ve bu durumun vicdanları yaraladığını belirtiyor. Diyarbakırlılar zam yerine enflasyon ile mücadelenin daha iyi bir şekilde yapılmasını ve ekonomik krizin vatandaşın sırtına bindirilmemesi, büyük sermaye yapılarının ekonomik krizden çıkılmak için daha fazla faydalanması gerektiğini düşünüyor.
Çözüm Ne?
Kuşkusuz birçok ekonomistin belirttiğine göre yapılan asgari ücret artışının yapılmaması daha iyi olduğu söyleniyor. Çünkü bu rakam sadece bir matematiksel artış olarak ifade ediliyor. ekonomistlere göre yapılması gerekenler ise yaşam standartlarının yükseltilmesi için vergi ve gelir adaletinin vatandaşın gücüne göre uygulanması, kamu garantili ihalelerde vazgeçilmesi, büyük şirketlere verilen vergi affının kaldırılması, indirimlerin iptal edilmesi ve kamu kaynaklarının vatandaşa aktarılması olduğu söyleniyor.
Ayrıca, sermayenin refahı yerine vatandaşların refahını düşünülmesi gerektiği ve bunun sağlanması için de kamunun sıkı tasarruf tedbirlerine uyması, yüksek sermaye grubundan ve daha çok gelir oluşturanlardan vergi alınması ve belirli bir miktarın yani açlık sınırının ve yoksulluk sınırı altında olan vatandaşlarım sosyal destekler ile kavuşturulmasının da önemli olduğu uzun bir süredir ekonomi akademisyenleri tarafından dile getiriliyor.
Alanında söz sahibi olan ekonomistlerin önerilerinin aksine devam edildiği sürece ne ülkede refah oluşacaktır ne de Diyarbakır başta olmak üzere Türkiye'de vergi ve gelir adaleti sağlanacaktır.
Son olarak asgari ücretlinin yaşam koşullarının geliştirilmesi için Diyarbakır'dan ve yükselen bu sese kulak verilmelidir.