Bütün uyarılara rağmen, basılı ve görsel medyanın bütün haberlerine rağmen, son zamanda hem Diyarbakır genelinde hem de Türkiye genelinde büyük bir sorun ile karşı karşıyayız. Bu sorun bilindiği üzere sokak hayvanlarının artık beslenme sorunu olmaktan çıkıp topyekün bir halk sağlığı sorununa dönüşmesi oluyor. Elbette sokak hayvanlarının beslenmesi ve bakımı önemlidir. Fakat bu doğanın dengesini bozacak şekilde ve dengesine karşı eylemler şeklinde gerçekleştirilemez.

Her canlı doğanın kendi sistemi içerisinde belli bir göreve ve role sahiptir. Sokak hayvanları da kendilerine biçilen rol ekseninde yaşamlarını sürdürür, bu rol ekseninde insan ve doğa arasındaki köprü olma görevini kururlar. Ancak son zamanlarda sokak hayvanlarına gösterilen ilgi beraberinde sokak hayvanlarının kendi rollerini ve doğadaki görevlerini unutmalarına yol açtığıda inkar edilemez bir gerçekliktir. Özellikle de sokak hayvanlarının insan toplulukları ile iç içe yaşamlarını sürdürmeye başlaması, salgın hastalıklar ve telafisi mümkün olmayan hastalıkların da baş göstermesine yol açmıştır. En son örnek ise geçtiğimiz günlerde Diyarbakır'un Sur ilçesinde görüldü. Sur ilçesinde bir mahallede kuduz köpek vakası yaşandığı iddia ediliyor. Bütün uyarılara rağmen, halk sağlığı alanında çalışan bilim insanlarının uyarılarına rağmen, maalesef ki hem Diyarbakır, hem de Türkiye genelinde sokak hayvanlarının rehabilite edilmesi ve kendi doğal koşullarında yaşamlarını sürdürmeleri için gerekli koşullar oluşturulmamaktadır.

Kuduz salgını gibi büyük hastalık risklerinin oluşmaması için ise en küçük belediye biriminden başta olmak üzere ülke genelinde seferberlik şeklinde hareket edilmesi gerekmektedir.

Peki Diyarbakır özelinde neler yapılması gerekmektedir?

Diyarbakır'ın Sur ilçesinde görüldüğü iddia edilen kuduz köpek vakasından başlayacak olursak eğer, şunu söylemek yerinde olacaktır: öncelikle artık vicdani bir sorumluluğun da ötesine geçen sokak hayvanlarını besleme alışkanlığının sokak hayvanları için oluşturulan barınma alanlarına taşınması gerekmektedir.

Bunun haricinde İlçe hıfsızsıhha kurullarının gerekli önlemlerini alması ve hayata geçirmesi büyük önem arz etmektedir. Belediyeler, bütün kamu kurum ve kuruluşları, sosyal kurum kuruluşlar, herkesin el birliği ile bir araya gelerek insan yaşamını olumsuz etkileyecek ve hatta insan yaşamına son verecek kabiliyeti bulunan kuduz hastalık gibi sorunların ortadan kalkması için seferber olmaları gerekmektedir.

Sokak hayvanları için gerekirse kısırlaştırma, kontrollü üreme ve kendi doğal koşullarında yaşamlarını sürdürebilmeleri için gerekli faaliyetlerin yapılması ve hayata geçirilmesi de önem taşımaktadır.

Özellikle de belediyeler ve ilgili kamu kuruluşlarının veteriner ve tekniker istihdamı oluşturmalıdır ve uzman eller tarafından bu soruna müdahale edilmelidir. Bu önlemler sadece sokak köpekleri için değil sokak hayvanlarının bütünü için gerekli sağlık işleri hayata geçirilmelidir.

Hiçbir canlının yaşamı insan yaşamı kadar kutsal ve değerli değildir, her canlının da kendine özgü bir yaşama hakkı ve yaşam kutsallığı da bulunmaktadır. Ancak her canlı kendi ekosisteminde, kendi koşullarına göre yaşamını sürdürmesi gerekmektedir.

Umarız ki başta kamu kurumları olmak üzere tüm sivil toplum kuruluşları da bu çağrıya kulak vererek hem insan hayatı için hem de sokak hayvanları için gerekli sağlık tedbirlerini bir an önce hayata geçirirler.