Son dönemde Diyarbakır’ın kalbi, tarihi ve turistik vitrini olan Sur içi bölgesinde gözle görülür bir hareketlilik, yoğun bir bakım ve onarım mesaisi yaşanıyor. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, deyim yerindeyse Sur içi bölgesinin üzerine titriyor. Kaldırımlar yenileniyor, caddeler özenle yıkanıyor, zabıta ekipleri sokakları denetliyor ve çöpler anında ortadan kaldırılıyor. Kuşkusuz bu vizyon, kentin turizm potansiyeli ve tarihi mirası açısından takdir edilmesi gereken, son derece başarılı bir belediyecilik örneğidir.

Ancak Diyarbakır kent merkezi, her biri ayrı birer dinamizme ve nüfusa sahip 4 büyük merkez ilçeden oluşuyor. Sur içi gösterilen bu özeni ve titizliği ne kadar hak ediyorsa, kentin diğer mahalleleri de aynı temiz, düzenli ve sağlıklı çevrede yaşama hakkını o kadar hak ediyor. Ne yazık ki mevcut belediyecilik reflekslerinin ağırlıklı olarak Sur içine odaklanması, diğer bölgelerde bir ihmal edilmişlik duygusu yaratıyor.

Örneğin, Sur içinde bir saniye bile tahammül edilmeyen çöp yığınları, Bağlar Dörtyol mevkiinde, ara sokaklarda her köşe başında bir sorun olarak vatandaşın karşısına çıkıyor. Bu durum defalarca medyaya yansımasına rağmen neden kalıcı bir çözüme kavuşturulamıyor? Elbette ilçe belediyeleri kendi imkanları dahilinde çalışıyor. Ancak asıl güç, koordinasyonda saklıdır. Büyükşehir ve ilçe belediyeleri, tıpkı Sur içinde olduğu gibi neden el ele verip Bağlar’ın, Kayapınar’ın ya da Yenişehir’in sorunlarına da ortak neşter vurmuyor?
Gibi sorular biran önce ortadan kaldırılmalıdır.

Kentte her nokta için hizmet ağı örmek için atılması gereken adımlar aslında çok nettir ve yapılması gerekenler ise şunlardır: Öncelikle büyükşehir ve ilçe belediyeleri siyasi veya bürokratik engelleri bir kenara bırakarak, çevre ve sağlık sorunlarına karşı il genelinde tek bir vücut halinde hareket etmelidir. Sur içi sokaklarındaki sorunlara gösterilen çözüm duyarlılığı Benusen, Şehitlik, Muradiye ve Fatih mahallelerinde de aynı çözüm duyarlılığı uygulanmalıdır.


Belediye Eş Başkanları ve üst düzey bürokratlar, sadece Sur içi sokaklarında olduğu gibi Bağlar’ın ve diğer dezavantajlı mahallelerin arka sokaklarını da bizzat yerinde denetlemeli, vatandaşın çöp, altyapı ve çevre sorunlarını yerinde görerek ivedi çözümler için acil talimatlar vermelidir.

Özetle Diyarbakır'ın vitrinini süslemek ne kadar değerliyse, kentin diğer noktalarını temiz tutmak da o kadar elzemdir. Hizmet sadece belirli merkezlere sıkıştırılmamalı, kentin her hücresine eşit ve adil bir şekilde dağıtılmalıdır. Çünkü bu kentin her sokağı, her vatandaşı aynı özeni bekliyor.