Diyarbakır gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Saadet Partisi Diyarbakır İl Başkanı Abdurrahman Ergin, bölgede yaşanan sorunların tek bir nedene indirgenemeyeceğini, meselelerin ekonomik, sosyal, siyasal ve psikolojik boyutlarıyla bir bütün olarak ele alınması gerektiğini söyledi. Diyarbakır'ın son derece yüksek bir genç nüfusa sahip olmasına karşın genç işsizliğin en yoğun yaşandığı kentlerin başında geldiğine dikkat çeken Ergin, bu tablonun toplumsal çöküşü tetiklediğini belirtti. Ayrıca konuşmasında gençlerin yaşadığı umutsuzluğa vurgu yapan Ergin, "Ciddi bir çöküşün eşiğindeyiz. Geleceği insanımız görmüyor, gençlerimiz gelecek kaygısı yaşıyor. Gelecek kaygısı yaşayan gençlerimiz aile içerisinde de problemlere, aile içi şiddetlere, hatta intiharlara kadar giden ve kişiliksizleşmeye kadar insanı sevk eden ciddi problemlerle karşı karşıyadır. Toplumsal çürüme, bunlar hepsi bir bütündür; ekonomiyle de ilgilidir, ahlaki yapıyla ilgilidir, manevi bir yapıyla da ilgilidir" şeklinde konuşarak gençliği ve toplumsal yapıyı esareti altına alan sorunu resm etti.
Adaletin toplumun bütün kesimleri için eşit tecelli etmesi gerektiğini savunan Ergin, kamudaki atamaları ve mülakat sistemini sert bir dille eleştirdi. İşin ehline verilmesi gerektiğinin altını çizen Ergin, "Bu iktidar eğer dinden, imandan, kitaptan, Kur'an'dan, ezandan bahsediyorsa, aldığı kararları, ülkedeki yönetimindeki yol haritasını da buna göre belirlemelidir. Haksızlık yapmamalıdır, adaletsizlik yapmamalıdır, işi ehline vermelidir. Hangi görüşten olursa olsun bir insan o işe layıksa o işin başına getirilmelidir. Bir de gençlerimiz mülakatlarda elenmemelidir" diye konuşarak görüşlerini paylaştı.
Ekonomik krizden çıkış yolunun üretim ve devlet eliyle yapılan yatırımlardan geçtiğini belirten Saadet Partisi İl Başkanı Abdurrahman Ergin, geçmişte Milli Görüş belediyeciliği ve iktidarlarında kurulan fabrikaların satıldığını hatırlatarak şunları söyledi: "Biz Milli Görüş partileri geçmişte bu ülkede, bu coğrafyada çok yoğun bir fabrika hamlesi başlattık. Ama bu iktidar bizim bütün fabrikalarımızı sattı, 'Özel sektörü destekliyoruz' diyerek yola çıktılar ama bakıyoruz ki nüfusun çok büyük bir kısmı yoksullukla, açlıkla pençeleşiyor. Bu coğrafyada eğer özel sektör iş yapamıyorsa devletin fabrikalar açmasını ve bu ayrımcılığın da son bulmasını istiyoruz".
Konuşmasının son kısmında ise siyasi makamların ve temsil yetkisinin unvanlardan ibaret olamayacağını, asıl görevin halkın sorunlarına derman üretmek olduğunu vurgulayan Saadet Partisi Diyarbakır İl Başkanı Abdurrahman Ergin, "Bizim siyasetçilerimizden, iktidar yöneticilerimizden beklediğimiz bu şehre sahip çıkmalarıdır. Siyasi temsilcilik bir şehirde o şehre sahip çıkmakla, o şehrin yatırımlarını, altyapısını hızlı bir şekilde bitirmekle olur. Yoksa 'Ben işte falan partinin temsilcisiyim' diyerek bu şehre sahip çıkılmaz. Bu şehre sahip çıkmak bu şehre hizmet etmekle mümkündür, bu şehrin derdiyle dertlenmekle mümkündür, bu şehrin yaşadığı mağduriyetleri sonlandırmakla mümkündür" diye konuşarak, sorunların çözümü için harekete geçilmesi çağrısında bulundu.




