Bir süredir bütün Türkiye'nin ve Diyarbakır'ın da gündemini meşgul eden kayıp kişiler ve üstü kapatılan dosyalar yeniden gündeme geldi. Bu dosyaların birçoğu halk arasında yayılan söylentiye göre üstü kapatılmaya çalışılan, bir kısmı ise yapılan bütün soruşturma, araştırma ve kovuşturmaya rağmen neticelenemeyen dosyaları barındırıyor. Özellikle de halk arasında yayılan bazı dosyaların üstünün kapatıldığına dair söylentinin en büyük delili ise 2020 yılında Tunceli ilinde kaybolan üniversite öğrencisi Gülistan Doku Vakası oluyor. Gülistan Doku vakası belki de Türkiye tarihinde görülebilecek en çarpıcı dosyalardan biridir. Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlunun Gülistan Doku'nun kaybolmasında rolü olduğu ve hatta ölümüne dair parmağının olduğu iddia ediliyor. Bu iddia öyle bir şey ki artık kolluktan dahi çıkıp adli sürece evrildi Öyle ki Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı basına demeç veriyor konu hakkında ve iddiaların çok güçlü olduğunu ve delillendirildiğini belirtiyor.

Gülistan Doku vakası sıradan bir vaka olmaktan çok ötede bir dosya... Çünkü bu Türkiye'de kayıp çocuklar, kayıp şahıslar dosyalarının yeniden açılabileceği ve suç unsuru oluşan dosyaların üstünün kapatılamayacağına dair güçlü bir kanıyı zihinlerde doğuruyor. Gülistan Doku örneğinde de görüldüğü gibi artık kamuoyunda suçlunun suçunun yanına kar kalmayacağı ve kayıp şahıslar dosyasının er ya da geç yeniden açılabileceğine dair olumlu bir umut da oluşturuyor.

600'ün üzerinde bir kayıp şahıs dosyası bulunmakta ve Adalet Bakanı Akın Gürlek tarafından bu dosyaların açılması ile ilgili talimat verildiği söyleniyor. Bu hem kamuoyu nezdinde büyük bir umut oluştururken, hem de acılı ailelerin yüreğine büyük bir su serpiştiriyor Özellikle de Van ilinde kaybolan ve 18 gün sonra cansız bedeni bulunan Rojin Kabaiş içinde bu umut yeşerdi.

Baba Nizametin Kabaiş'in yaptığı açıklamalarda umudunun artık çok güçlü olduğunu ve Rojin Kaba iş dosyasında suç unsurunun ortaya çıkacağını ve suçlu şahısların adaletten kaçamayacağını belirtiyır. Baba Kabaiş'e baktığımızda ümidinin yeşerdiğini görebiliyoruz. Hem Rojin Kaba'iş hem de Gülistan Doku dosyalarının adli süreçler ile neticelenmesi ise Türkiye'de artık kayıp şahıslar ile ilgili dosyaların kapatılmayacağını ve adaletin suçlu şahıslardan daha üstün olacağını bütün zihinlere nakş edecektir.

Sokaktan yankılanan sese baktığımızda da Adalet Bakanı Akın Gürlek'in kayıp şahıslarla ilgili dosyalarını açılması talimatı büyük bir takdiri topladığı görülüyor. Çünkü adaletin suçludan daha güçlü olduğunu ve adaletin tecelli edeceği kanısı toplumun en büyük dileğidir, bu dileğin gerçekleşmesi için umarız ki bütün kurumlar ve yetkili büyükler elini taşın altına sokmaktan imtina etmeyecektir.


Diyarbakır ve çevre illerde de son zamanlarda özellikle de çocukların kayıplara karışması çok büyük yaralar açtı kalplerde... Bu yaraların sarılması, acıların dindirilmesi için inşallah Diyarbakır'da da gereken adli ve kolluk süreçleri en kısa süre içerisinde tamamlanarak acılı aileler çocuklarının akıbeti hakkında bilgi sahibi olurlar.

Kayıp şahıslar dosyalarının açılması sıradan bir adli süreç olayı değildir. Bu süreç adalet duygusuna olan güvenin, eşitliğin, adilliğin ve kanun önünde suçlunun kayırılamayacağının en büyük göstergesidir. Son zamanlarda açılan dosyalara baktığımızda, bundan böyle faili meçhul konu ve olayların olmayacağını ve perde arkasında kalmışların açık hale, görünür hale getirileceği anlaşılıyor.

Umarız ki bütün dosyalar ve bundan sonra oluşabilecek bu tür dosyaların da kararlılık ile aydınlatılması en büyük dileğimizdir. Bu konuda görev alanlara, görevi yerine getirenlere büyük iş düşüyor. unutulmamalıdır ki toplum adalet ile yükselir, adalet ile bütünleşir.