Uyuşturucu kullanımı ne yazık ki günümüzde ilkokul çağındaki çocuklara kadar düşmüştür. Bu durum yalnızca bireysel değil, toplumsal bir felaketin habercisidir.

Uyuşturucu, beyin fonksiyonlarını doğrudan etkileyerek bireyin günlük yaşamını, iş ve aile ilişkilerini altüst eder. Beyni uyuşturduğu için düşünme, öğrenme ve karar verme yetilerini zayıflatır. Zamanla bağımlılık oluşturarak kişiyi hem fiziksel hem de ruhsal çöküşe sürükler.

Bu maddeler, kullanan kişide depresyon, kaygı, duygusal dengesizlik ve toplumsal uyumsuzluk gibi ciddi psikolojik sorunlara yol açar. Sosyal ilişkiler bozulur, aile bağları zayıflar ve kişi toplumdan giderek kopar.

Sentetik uyuşturucular laboratuvar ortamında üretilen kimyasallardır ve uzun vadede beynin işlevlerini bozar. Doğal uyuşturucular ise afyon ve esrar gibi bitkisel kaynaklardan elde edilir; ancak onlar da sinir sistemini tahrip eder, fiziksel dengenin bozulmasına neden olur. Beynin ödül sistemini etkileyerek bağımlılığa yol açar.

Uyuşturucu kullananlarda hafıza kaybı, öğrenme güçlüğü, dikkat dağınıklığı ve duygusal dalgalanmalar sıkça görülür. Bu maddeler, beyin hücrelerinin ölümüne, böbrek ve karaciğer hasarına, hatta kalıcı organ yetmezliklerine kadar giden sağlık sorunlarına neden olur.

Sevgili gençler, siz bu ülkenin geleceği, umudu ve teminatısınız.

Beyninizi, iradenizi ve enerjinizi uyuşturucuya değil, bilime, sanata ve üretime adamalısınız. Unutmayın: bir ülkenin gücü, gençlerinin bilime, teknolojiye ve ilerlemeye olan inancından doğar.

Uçağını, gemini, uydunu, tankını, mühimmatını yapacak güç sizdedir. Başkalarının teknolojisine muhtaç olmayalım.

Bağımsız, özgür ve güçlü bir Türkiye için her bir gencin aklına ve emeğine ihtiyaç var.

Ey gençlik!

Ayağa kalk, omuzlarındaki yük bilim ve teknoloji olsun.

Bu ülkenin geleceğini güzelliklere taşıyacak olan sensin.

Unutma, sana yakışan bilimle, azimle, inançla yürümektir.