Gün geçmiyor ki Diyarbakır’da adli bir haberi okumayalım veya adli bir konuya tanıklık etmeyelim. Bir dönemin sokak şakası “memleketi Teksas’a çevirdiniz” değimi artık Diyarbakır’da gerçek anlamda yaşanıyor. Sokaklarda, caddelerde ve sosyal yaşam alanlarında güven içerisinde oturmak giderek imkansız hale geliyor, Diyarbakırlı vatandaşlar aileleri ve çocukları ile yada tek başlarında akşam vakti kentin meydanlarında gezemez oluyor.

Bu duruma bizi getiren hiç şüphesiz toplumuzda yaşanan gerileme ve çürümeden kaynaklanıyor. Gençlerimizin büyük çoğunluğu suç ile anılan acayip saç tıraşı oluyor, değişik biçimlerde giyim sitilleri ile süsleniyor. Saygı görmek isteyen ve kendini toplumda kabullendirmek isteyen gençler artık başarıya inanmıyor, zor kullanmanın saygınlık getireceğini düşünüyor.

Gençler gündelik hazlar, eğlenceler ve yaşam biçimleri peşinde koşuyor ve bunları gerçekleştirirken hiçbir toplamsal ahlaki kurallar ile gelenekleri tanımıyor. Yıllar boyunca kabul edilen kınanma ve ayıplanmalara aldırış edilmiyor, gençler etik değerlerin dışına çıkarak korkulan kişi olmayı tercih ediyor.

Peki Sorunun Temelleri Nelerden Kaynaklanıyor?

Gençlerin kriminal hale gelmesi ise şüphesiz toplum içi ve aile içi iktidar ile siyasal karar alıcılardan kaynaklanıyor.

Öncelikle siyasal karar alıcılara değinirsek şu nokta ortaya çıkıyor: devleti ve bütün bir toplumu yönetenlerin almış olduğu ekonomik, toplumsal ve siyasal kararlar gençlerin gelecekleri için kurdukları hayalleri karşılamıyor, yaşamları için düşledikleri dünyaya ulaşılmasını engelliyor. Bir toplumda ekonomik sorunlar ile boğuşan gençler, geleceğim yok günü yaşamalıyım, bizi yönetenler geleceğimizi inşa etmiyor, var olanı elimizden alıyor. bizleri kullanılan varlıklar olarak görüyor kanaatine varır. Bu ise geleceğe dair bir yaşam kurma gayretini ortadan kaldırır.

Toplum ve aile içi iktidar ise bu soruna şöyle zemin hazırlamaktadır: toplumda ekonomik gücü elinde bulunduranlar, gençler ve diğer toplumsal tabakanın paydaşı bireyleri daha fazla kazanç uğruna sömürülen olarak görür. Bireyler erişemedikleri ekonomik gücü elde etmek için meşru olmayan yollara başvurarak, ekonomik gücü elinde bulunduranlara karşı mücadele verir.

Aile içi sorun ise anne ve babaların gençleri idareleri altında kullanılabilir ve yönlendirilebilir görmesinden kaynaklanıyor. Oysaki anne ve babalar çocukların ruhsal gelişimine ve hayata tutunmasında rol model ve destekleyici olmalıdır.

Kısaca karşılaştığımız sorun sadece bir güvenlik probleminden kaynaklanmıyor.

Çözüm Yolu

Öncelikle iktidarlar toplumsal yaşamın sağlıklı ilerleye bilmesi için ekonomik güvenliği tesis etmelidir. Gelir adaleti sağlanmalıdır. Toplumsal yaşam içinde sınıflar ortadan kalkmalıdır. Daha çok zenginleşmek ve daha çok fakirleşmek bir çatışma durumudur, bunun için aşırı zenginleşme ve aşırı yoksullaşma ile mücadele edilmelidir. Toplumsal yaşamın kuralları için toplumun kanaat önderleri yol gösterici olmalıdır.

Aksi takdirde daha fazla bir suç ortamı oluşacaktır!