Takvimler Eylül’ü gösterirken, yeni eğitim-öğretim yılına sayılı günler kaldı. Çocuklarımız, heyecanla okul zilinin çalmasını bekliyor. Ancak her yıl olduğu gibi bu yıl da aynı kaygılarla karşı karşıyayız. Söz konusu kaygılar ise hijyen, taşımalı eğitim, yetersiz bütçe ve çocukların beslenme sorunları oluyor.
Geçtiğimiz yıl okulların açıldığı ilk günleri hatırlayalım. Çocuklar sınıflara girdi ama sınıflar hazır değildi. Yeterli temizlik personeli yoktu, hijyen koşulları sağlanmamıştı. Pandemiyi geride bırakmış olmamıza rağmen, temiz bir sınıfın lüks değil temel bir hak olduğunu bir türlü kavrayamadık. Düşünün, çocuklarımızın ilk eğitim deneyimi, hijyensiz sınıflarda, tozlu sıralarda başlıyordu. Oysa eğitim, sağlıklı bir ortamda başlar.
Taşımalı Eğitimde Kriz: Üç Ay Okulsuz Köyler
Bir başka büyük sorun taşımalı eğitim. Özellikle kırsalda yaşayan çocuklar, şehir merkezindeki akranlarıyla eşit imkânlara sahip değil. Geçen yıl birçok köyde öğrenciler üç ay boyunca okula gidemedi. Üç ay! Çocukların eğitimden mahrum kaldığı bir dönemi telafi etmek kolay mı? Eğitimde fırsat eşitliğini dilimize pelesenk ediyoruz ama uygulamada çocukları yolda bırakıyoruz. Bu tabloya kayıtsız kalamayız.
Aç Karnına Eğitim Olmaz
Sorun yalnızca ulaşım ve hijyenle sınırlı değil. Çocuklarımızın büyük bir kısmı aç karnına okula gidiyor. Çocuk yoksulluğu, eğitimin en görünmez ama en yakıcı yüzü. Aç gelen, aç giden bir öğrenciden nasıl başarı bekleyebiliriz? Eğitimin temel kazanımları, açlıkla mücadele eden bir çocuk için havada kalıyor. En azından bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek sağlamak, lütuf değil devletin sorumluluğudur. Bununla birlikte, okulların büyük bölümünde hâlâ içilebilir suya erişim yok. Sağlıksız su, yalnızca eğitimi değil çocukların yaşamını tehdit ediyor.
Eğitime Bütçe Meselesi
Bir diğer kritik konu da bütçe. Eğitime ayrılan pay yetersiz kalıyor. Sonuç ortada: Kalitesizleşen eğitim, özel okullara yönelimi artırıyor. Yani ekonomik durumu iyi olan çocuk ile olmayan arasında uçurum büyüyor. Oysa eğitim, bir toplumun geleceğini inşa eden en temel kamusal hizmettir. Parasız, nitelikli, ulaşılabilir ve bilimsel temellere dayalı bir eğitim, anayasal bir hak olmanın ötesinde, bir ülkenin geleceğine yapılan en büyük yatırımdır.
Çözüm Hepimizin Elinde
Yeni eğitim yılına girerken sormamız gereken soru şu: Aynı hataları tekrar mı edeceğiz, yoksa ders çıkarıp önlem mi alacağız? Çocuklarımızın geleceğini ihmal edersek, kaybeden yalnızca onlar değil, hepimiz olacağız. Kaybetmenin önüne geçmek için çözüm yolları ise şunlar oluyor:
Okullar temiz ve hijyenik hale getirilmeli. Taşımalı eğitim aksaklıkları derhal giderilmeli. Her öğrenciye ücretsiz, sağlıklı bir öğün yemek sağlanmalı. Temiz suya erişim garanti altına alınmalı. Eğitim bütçesi artırılarak nitelik yükseltilmeli.
Unutulmamalıdır ki, eğitimde eşitlik sadece bir slogan değil, gelecek kuşaklara karşı en temel sorumluluğumuzdur. Çocuklarımızı bu kısır döngüye mahkûm etmek, onların değil bizim ayıbımızdır.
DİYARBAKIR HABERLERİ
31 Ağustos 2025DİYARBAKIR HABERLERİ
31 Ağustos 2025DİYARBAKIR HABERLERİ
31 Ağustos 2025DİYARBAKIR HABERLERİ
31 Ağustos 2025DİYARBAKIR HABERLERİ
31 Ağustos 2025DİYARBAKIR HABERLERİ
31 Ağustos 2025EKONOMİ
31 Ağustos 2025