Bir aylık açlık, susuzluk, yorgunluk gibi fiziki sınamadan geçtik. Bu 1 aylık süre içerisinde insan olarak manevi yönümüzü geliştirip, dünyevi yönümüzü geri planda bırakmaya çalıştık. Bu sınamadan bazılarımız belki geçti, bazılarımız belki de geçemedi. Ancak şüphe yok ki manevi doygunluğa erişmenin fırsatını yakalamak birçokları için mümkün oldu.

Bir aylık sınanma sonrasında ise bugün son gününü idrak ettiğimiz yüce Rabbimizin bize nimeti bayrama yetiştik. Özlemle, hasretle, büyük bir sevinç ile bayram sabahına kavuştuk. Camiler sabahın ilk ışıkları ile dolup, taşarken, geleneklerimizi de sürdürdük. Ahirete göçmüş büyüklerimizin kabirlerini ziyaret ettik, onları hayırla yad ettik, dualar edip, bayram sabahında onları andık.

Sıla- i rahimde de buluştuk. Rabbimizin emrettiği gibi akraba ziyaretleri ile büyüklerimizin duasını aldık, küçüklerimiz ile sohbete koyulduk. Komşularımızı, dostlarımızı ve gönül bağı olsun olmasın her Müslüman ile bayramlaşma gayreti içerisinde bulunduk. Şükür ki bu Ramazan Bayramını bu şekilde idrak edebildik.

Değişen kültür ve dünya koşullarında bunu yapabilmek büyük bir meziyet olsa gerek… Çünkü her geçen gün geleneklerinden kopan nesil, yeni kültür biçimleri ile geleceğe yürüyor. Ancak bu her coğrafya ve millet için aynı ölçüde gerçekleşmiyor. Bu noktada bayramların aslında bir öze dönüş olduğu ve akraba ile toplumsal bağların güçlendirilmesinde nedenli önemli olduğunu da bir şekilde anlamış olduk.

Özellikle de Diyarbakır’da bunu en his edilebilir şekilde yaşadık. Gençlerin ve yeni neslin eleştirilere maruz kaldığı kültürden ve gelenekten kopmasının aslında sanıldığı gibi çok şiddetli olmadığını gördük. Diyarbakır’da gençler, geleneklerine, inançlarına ve kültürlerine bağlı kalarak, camilere akın etti, akraba ziyaretlerinde ön saflarda yer aldı.

Ayrıca akrabalık bağının koptuğuna dair yapılan değerlendirmelerde sanıldığı kadar büyük oranda olmadığını anlamış olduk. Çünkü bayramda, yağmur ve çamur demeden Diyarbakırlılar bayramlaşmak için sokaklarda ve caddelerde yoğunluk oluşturdu. Değim yerinde ise Diyarbakır’da bayram huzur, saadet ve mutluluk içerisinde yaşandı, toplumsal ve aile bağları sıkı sıkıya bağlı hale gelecek adımlar atıldı.

Diyarbakır’da nerde o eski bayramlar sözü artık sadece bir sözden ibaret olarak kaldı ve bayram Diyarbakır’da eskinin toprağında filizlenen yeni bir çınar olarak yeniden şekillendi. Yani bayram hem Diyarbakırlılar nezdinde hem de Diyarbakır inanç ve kültüründe eski bayramlardan eksik olmayacak şekilde özünü kaybetmeden, yenilenerek coşkulu bir atmosferde yaşandı.

Umuduz ise Diyarbakır’da yaşanan bayramların her daim huzur, saadet ve mutluluk içerisinde gerçekleşmesidir. Umudumuz bayramların toplumun ve aile bağlarının güçlü olmasında rol almasıdır. Umudumuz bayramların dünyevi tutkularımızdan sıyrılmamamızda ve uhrevi yönümüzün gelişmesinde etkili olmasıdır.