6 Şubat 2023 tarihinde dünya ve ülke doğal afet tarihine adını yazdıran elim bir felaketi yaşadık. Bu felaket karşısında sinelerimiz çatladı, bağrımız yandı. 6 Şubat felaketinde binler ile ifade edilen vatandaşımızı kaybettik, yüzbinlerce vatandaşımızda deprem mağduru oldu. Ancak 6 Şubat depremi ne ilk idi, nede son olacak.

Her deprem sonrasında ise ilk akla gelen dayanıklı kentlerin önemi oluyor. Bu düşünce 6 Şubatta da geldi, Erzincan, Gölcük, Elazığ, Van, Bingöl depremlerinde geldi. Bu gibi depremleri yaşamamıza rağmen düşüncemiz ise ne kadar gerçeğe dönüştü orası muamma…

Çünkü cumhuriyetin ilk yıllarında meydana gelen Erzincan depreminden ders alınsaydı, sonrası süreçte meydana gelen Elazığ, Bingöl, Gölcük, Van depremlerinde kentler harap olmaz, şehirler yıkılmaz can kayıpları olmazdı. Japonya örneğinde bakarsak, bir afetten ders çıkarılan en güzel örnek olarak değerlendirebiliyoruz. Eğer Japonya gibi afetlere karşı akıl ile mücadele etseydik, bugün kentler deprem dirençli olarak inşa edilmiş olurdu.

Mevcut durumumuz ise hem ülke çapında, hem de Diyarbakır genelinde içler acısı bir noktada bulunuyor. Yapı stokunun bir kısmı çok eski yıllara dayanan bir yaş ortalamasına sahip. Özelliklede eski yapı yönetmeliği ile inşa edilen yapılar, vatandaşları en çok tedirgin ediyor. Çare olarak görülen kentsel dönüşüm ise uygulanmıyor.

Diyarbakır ve 6 Şubat

Diyarbakır’da meydana gelen depremden ötürü uzun süre yaralarını sarmaya çalıştı ve toparlandı. Ancak depremzedeler için inşa edilen sosyal konutlar kentin uzağında ve şehir yaşamından kopuk. Özelliklede ulaşımda büyük sorun yaşanıyor. vatandaşlar ihtiyaçlarını karşılamak için kent merkezine gelmek için uzun süreler otobüste zaman geçiriyor, otobüs sefer sayısı ise yeterli değil. Ayrıca kent merkezinde inşa edilen yeni yapılarda eskisine nazaran çok iyi bir mühendislik örneği ile inşa ediliyor denilemez. Yapılar halen iç içe yapılıyor.

Bağlar ilçesinin dönüştürülmesi için yapı şirketleri de teşvik edilmiyor, kamu kurumları da öncülük etmiyor. Bağların dönüştürülmesi için gereken maddi ve iş gücüne ne Diyarbakırlılar, nede Diyarbakırlı iş adamlarının destek sunmadığı da inkar edilemez bir gerçektir. halen maddi kazanç odaklı inşaat sektörü sürüyor, kentler deprem dirençli değil, rant öncelikli inşa ediliyor.

Diyarbakır ve Türkiye İçin Öneriler

Öncelikle 6 Şubat son olsun nidası atmak yerine temel gerçeklere odaklanmak gerekiyor. Diyarbakır ve Türkiye’nin bir deprem gerçeği var. Bu gerçeklik üzerini planlama yapılması lazım. özel yapı denetim firmaları yerine, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına bağlı devlet memurlarının inşaat süreci boyunca yetkilendirilmesi gerekiyor. İnşaat mühendislerinden oluşan devlet memurları, inşat şirketleri üzerinde baskı kuracak yetki ile görevlendirilmelidir.

Ayrıca inşaat mühendislerinin dillendirdiğini fore kazık diye adlandırılan yeni nesil temellerin zorunlu kılınması da önemli bir detaydır. Deprem büyüklüğünü düşüren ve deprem hareketini yapılardan uzak turan sismik izolatörler de konutlar, iş merkezleri ve kamu kurumlarının inşası sırasında zorunlu uygulama olarak hayata geçirilmelidir.

Bunlar yapılmadığı takdirde, insanlarımızın acılarını tutmaya devam edeceğiz ve felaketleri konuşarak vakit harcayacağız.