Diyarbakır bu kışı iki ayrı kar manzarasıyla karşıladı. İlki hazırlıksızlığın, ikincisi ise tecrübenin fotoğrafıydı. Sezonun ilk kar yağışında yolların kapanması, ulaşımın aksaması ve vatandaşın saatlerce mağdur olması hâlâ hafızalarda. O günlerde “Bu şehir kara neden her defasında yakalanıyor?” sorusu sıkça sorulmuştu.

Üstelik bu sıradan bir kar değildi. Diyarbakır’da 53 yıl sonra metrelerce yağan kar, kent genelinde adeta hayatı durdurmuştu. Belediyeler için bu tablo, sadece bir doğa olayı değil; aynı zamanda ağır bir sınavdı. Ve o sınavdan zayıf bir notla çıkılmıştı.

Ancak bu hafta yağan kar, bambaşka bir tablo ortaya koydu. Aynı şehir, aynı kış… Ama bu kez sahada hazır ekipler, açık yollar ve anında müdahale vardı. Kar daha yere düşmeden hazırlıklar yapılmış, ekipler teyakkuz hâline geçmişti. Ana arterlerden kırsal mahallelere kadar birçok noktada hızlı müdahale sayesinde vatandaşlar ciddi bir sıkıntı yaşamadı.

Ancak Karayolları sorumluluğunda olan yollarda çalışmalar çok ağır yürüyordu Bu kadar tecrübeli bir kurum her nedense gece başlayan kar yağışında ortalıkta yoktu. Bunu da yazmadan geçmeyelim!

Demek ki mesele karın yağıp yağmaması değil, ona nasıl yakalandığımızmış. İlk kar, eksikleri gösterdi; ikincisi ise dersin alındığını. Belediyeler bu kez reflekslerini doğru kullandı. Elbette her şey kusursuz değildi, ama fark ortadaydı: Kriz yönetimi yerini planlamaya bırakmıştı.

Kış bitmedi. Belki Kar yine yağacak, soğuk yine artacak. Önemli olan her yağışta aynı manzarayı yaşamamak. Bu haftaki tablo gösterdi ki, Diyarbakır karla yaşamayı öğrenebilir. Yeter ki ilk ders unutulmasın.