Medicana Sağlık Grubundan yapılan açıklamaya göre, gazlı ve şeker ilaveli içeceklerle ilgili yapılan yeni bir araştırma, mide kanseri açısından dikkati çekici sonuçlar ortaya koydu.

Gastro Hep Advances dergisinde yayımlanan araştırmada, "Nurses' Health Study" ve "Health Professionals Follow-Up Study" kapsamında takip edilen 112 bin 284 kişinin beslenme, yaşam tarzı ve sağlık verileri değerlendirildi.

Uzun yıllara yayılan takip sürecinde, 278 kişide mide kanseri gelişti. Araştırmada gazlı içecekler, meyve aromalı içecekler, limonata ve sporcu içecekleri gibi şeker ilaveli içeceklerin tüketimi ile mide kanseri görülme sıklığı arasındaki ilişki incelendi. Buna göre, günde en az bir porsiyon şekerli içecek tüketen kişilerde mide kanseri görülme riski, ayda bir porsiyondan daha az tüketenlere kıyasla 2,45 kat daha yüksek bulundu. Araştırmada, yüksek fruktoz tüketiminin de mide kanseri görülme sıklığındaki artışla ilişkili olduğu belirlendi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Doç. Dr. Altıntaş, çalışmanın önemli bir uyarı niteliğinde olduğunu ancak bulguların doğru yorumlanması gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:

"Bu çalışma, şekerli içecek tüketimi ile mide kanseri arasında bir ilişki olduğunu ortaya koyuyor ancak şekerli içeceklerin doğrudan mide kanserine neden olduğunu göstermiyor. Araştırmanın gözlemsel olması nedeniyle neden-sonuç ilişkisi kurmak mümkün olmaz ancak günlük ve düzenli şekerli içecek tüketiminin genel sağlık açısından olumsuz etkileri düşünüldüğünde, bu tür içeceklerin tüketimini sınırlandırmak, sağlıklı bir yaklaşım olacak."

Altıntaş, mide kanserinin çok faktörlü bir hastalık olduğunu, helicobacter pylori enfeksiyonu, sigara kullanımı, yüksek tuz tüketimi, tütsülenmiş ve işlenmiş gıdaların fazla tüketilmesi, fazla kilo ve bazı genetik faktörlerin mide kanseri riskini etkileyebildiğini aktardı.

Söz konusu kanserden korunmak için tek bir besine veya içeceğe odaklanmak yerine genel yaşam tarzının değerlendirmesi gerektiğini kaydeden Altıntaş, "Burada önemli olan, bir kişinin zaman zaman şekerli içecek tüketmesinin mide kanseri olacağı anlamına gelmediğini bilmek. Söz konusu olan, uzun vadeli ve düzenli tüketim alışkanlıkları. Bu nedenle araştırmanın sonuçlarını korku yaratacak şekilde değil, günlük beslenme alışkanlıklarımızı gözden geçirmek için bir fırsat olarak değerlendirmek gerekiyor." değerlendirmesini yaptı.

- "Açıklanamayan kilo kaybı önemli bir uyarı işareti olabilir"

Mide kanserinin erken dönemlerinde herhangi bir belirti görülmeyebileceğine işaret eden Altıntaş, uzun süren veya giderek artan mide şikayetlerinin ihmal edilmemesi gerektiğini aktardı.

60 Yataklı 3. Basamak Yoğun Bakım Ünitesi hizmete açıldı
60 Yataklı 3. Basamak Yoğun Bakım Ünitesi hizmete açıldı
İçeriği Görüntüle

Altıntaş, mide ağrısı, hazımsızlık, şişkinlik, iştahsızlık veya bulantı gibi şikayetlerin toplumda sık görüldüğünü ve çoğu zaman farklı nedenlerden kaynaklandığını belirterek, "Ancak bu yakınmaların uzun süre devam etmesi, giderek şiddetlenmesi veya kilo kaybı, erken doyma, yutma güçlüğü, kusma ya da kansızlık gibi belirtilerle görülmesi durumunda, mutlaka hekim değerlendirmesi gerekiyor. Özellikle açıklanamayan kilo kaybı, önemli bir uyarı işareti olabilir." ifadelerini kullandı.

Mide kanserinden korunmada sağlıklı beslenme ve yaşam tarzının önemli olduğunu vurgulayan Altıntaş, günlük sıvı ihtiyacını karşılamak için öncelikli tercihin su olması gerektiğinin altını çizerek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Şekerli içecekleri günlük beslenmenin rutin bir parçası haline getirmemek, yalnızca mide sağlığı açısından değil, genel sağlık açısından da doğru bir yaklaşım. Bunun yanında sigaradan uzak durmak, sağlıklı kiloyu korumak, dengeli ve çeşitli beslenmek, gerekli durumlarda Helicobacter pylori açısından değerlendirilmek ve devam eden mide şikayetlerini ihmal etmemek, önemli. Kanserden korunmada en doğru yaklaşım, tek bir alışkanlığa odaklanmak yerine bütünsel bir yaşam tarzı oluşturmak."

Kaynak: AA