Biz de Diyarbakır sokaklarında emeklilere tek bir soru sorduk:
“Aldığınız maaş bir ay boyunca size yetiyor mu?”
Verilen cevaplar, emeklilerin geçim mücadelesini gözler önüne serdi.
Sabahın ilk hesabı: Kahvaltı masrafı
Diyarbakır’da emekli bir vatandaş için günün ilk harcaması çoğu zaman kahvaltıyla başlıyor. Ekmek, peynir, zeytin, yumurta ve çay gibi temel ürünlerin fiyatlarını hesaplayan emekliler, eskiden birkaç günlük alışveriş için yeterli olan parayla artık daha az ürün alabildiklerini söylüyor.
Emekliler, markete veya bakkala gittiklerinde alışveriş listesini kısaltmak zorunda kaldıklarını belirtiyor.
Bir emekli, “Eskiden markete girdiğimiz zaman ihtiyaçlarımızı alır çıkardık. Şimdi önce fiyatlara bakıyoruz. Pahalıysa almıyoruz. Bazı ürünleri tamamen bıraktık” diyerek yaşadığı sıkıntıyı anlatıyor.
Bir başka emekli ise özellikle et, peynir ve bazı temel gıda ürünlerinin artık sofraya daha seyrek girdiğini ifade ediyor.
“Maaşın önemli bölümü mutfağa gidiyor”
Emeklilerin en büyük gider kalemlerinden biri mutfak masrafları.
Sebze, meyve, bakliyat, yağ, şeker, çay ve temel gıda ürünlerinin aylık bütçede ciddi bir yer tuttuğunu belirten emekliler, alışveriş yaparken artık fiyat karşılaştırması yapmak zorunda kaldıklarını söylüyor.
Bazı emekliler, pazara alışverişin son saatlerinde gitmeyi tercih ettiklerini, daha uygun fiyatlı ürün bulmaya çalıştıklarını ifade ediyor.
Ancak onların da ortak bir şikâyeti var:
“Ne alırsak alalım, file eskisi kadar dolmuyor.”
Kira ödeyen emeklinin hesabı daha zor
Diyarbakır’da kira ödeyen emekliler için geçim mücadelesinin daha da ağırlaştığı görülüyor.
Sabit gelirle yaşayan emekliler, kira, aidat ve faturalar ödendikten sonra ellerinde kalan parayla ayın geri kalanını geçirmek zorunda kalıyor.
Özellikle yalnız yaşayan veya kira ödeyen emekliler, ayın son günlerinde bütçelerini daha sıkı kontrol ettiklerini söylüyor.
Bir emekli, “Maaş geliyor, önce kira ve faturalar çıkıyor. Sonra market alışverişi var. Geriye kalan parayla ay sonunu getirmeye çalışıyoruz. Bazen bir masraf çıktığında bütün hesap bozuluyor” ifadelerini kullanıyor.
Faturalar da bütçeyi zorluyor
Elektrik, su, doğalgaz ve iletişim giderleri de emeklilerin bütçesinde önemli bir yer tutuyor.
Yaz aylarında klima ve vantilatör kullanımının artmasıyla elektrik faturalarının yükselmesinden endişe eden emekliler, sıcak havalarda serinlemek ile faturayı düşünmek arasında kaldıklarını belirtiyor.
Bazı vatandaşlar, “Sıcaktan dolayı klimayı açmak zorundayız ama faturayı düşünerek açıyoruz” diyerek yaşadıkları ikilemi anlatıyor.
Özellikle sabit gelirli vatandaşlar için faturaların her ay düzenli olarak ödenmesi gereken zorunlu giderler olması, bütçede esneklik bırakmıyor.
Ulaşım da hesaplanıyor
Emekliler gün içerisinde hastane, banka, pazar, market veya resmi kurumlara gitmek için toplu taşıma araçlarını kullanıyor.
Ulaşım giderleri tek başına büyük bir harcama gibi görünmese de ay boyunca tekrarlandığında emeklinin bütçesinde önemli bir kalem oluşturuyor.
Bazı emekliler, mümkün olduğunca yürümeyi tercih ettiklerini söylerken, özellikle sıcak havalarda uzun mesafeleri yürümekte zorlandıklarını ifade ediyor.
Bir vatandaş, “Eskiden gideceğim yere düşünmeden giderdim. Şimdi ulaşım masrafını bile hesaplıyorum” diyor.
Emeklinin sosyal hayatı da değişiyor
Geçim sıkıntısı yalnızca mutfak ve faturalarla sınırlı kalmıyor. Emeklilerin sosyal hayatı da ekonomik koşullardan etkileniyor.
Arkadaşlarıyla bir çay içmek, dışarıda yemek yemek, çocuklarına veya torunlarına küçük bir hediye almak gibi harcamalar bazı emekliler için artık daha dikkatli yapılması gereken giderler arasında.
Bir emekli, “Torunuma bir şey almak istiyorum. Çocuğuma destek olmak istiyorum. Ama kendi masraflarımı düşününce bazen elim gitmiyor” ifadelerini kullanıyor.
“Emekli maaşıyla geçinmek mümkün ama çok zor”
Diyarbakır’da görüştüğümüz bazı emekliler, temel ihtiyaçlarını karşılayabildiklerini ancak bunun ciddi bir tasarruf gerektirdiğini söylüyor.
Emeklilere göre ay sonunu getirebilmenin yolu; dışarıda daha az yemek yemek, alışverişi kısmak, gereksiz harcamalardan kaçınmak ve mümkün olduğunca ihtiyaçları ertelemekten geçiyor.
Ancak emekliler, yıllarca çalıştıktan sonra emeklilik dönemlerinde biraz daha rahat yaşamak istediklerini belirtiyor.
Bir emeklinin sözleri ise yaşanan tabloyu özetliyor:
“Biz lüks istemiyoruz. Sadece ay sonunu düşünmeden yaşayabileceğimiz bir hayat istiyoruz.”
En büyük endişe: Beklenmedik masraf
Emeklilerin en fazla endişe ettiği konulardan biri de beklenmedik harcamalar.
Evde bozulan bir eşya, ani bir ulaşım ihtiyacı, çocuklara veya torunlara yapılması gereken bir destek ya da başka bir zorunlu ödeme, aylık bütçeyi bir anda değiştirebiliyor.
Sabit gelirle yaşayan emekliler, böyle durumlarda başka harcamalardan kısmak zorunda kaldıklarını ifade ediyor.
Bir vatandaş, “Ayın hesabını yapıyorsunuz ama beklemediğiniz bir masraf çıkınca bütün plan değişiyor. En büyük sıkıntı bu” diyor.
Çocuklarına destek olmak istiyorlar
Diyarbakır’da görüştüğümüz emeklilerin bir bölümü, kendi geçim sıkıntılarının yanında çocuklarına ve torunlarına da destek olmaya çalıştıklarını belirtiyor.
Emekliler, çocuklarının ekonomik sıkıntılarını gördüklerinde ellerinden geldiğince yardımcı olmak istediklerini ancak kendi gelirlerinin de sınırlı olduğunu söylüyor.
Bu durum, bazı emeklilerin kendi ihtiyaçlarını ertelemesine neden oluyor.
“Eskiden birikim yapardık, şimdi ay sonunu düşünüyoruz”
Emeklilerin anlattığı bir başka değişim ise tasarruf yapma imkânlarının azalması.
Geçmişte küçük de olsa kenara para koyabildiklerini belirten bazı emekliler, bugün önceliklerinin ayın zorunlu giderlerini karşılamak olduğunu ifade ediyor.
Bir emekli, “Eskiden biraz para kenara koyardık. Şimdi kenara koymayı bırakın, ay sonuna kadar para yetirebilirsek şükrediyoruz” sözleriyle durumunu anlatıyor.
Diyarbakır sokaklarında ortak talep
Diyarbakır’da emeklilerin talepleri farklı olsa da ortak noktaları oldukça benzer.
Emekliler, temel ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri, kira ve faturalarını ödedikten sonra sosyal hayatlarına da küçük bir bütçe ayırabilecekleri bir gelir seviyesine ulaşmak istiyor.
Vatandaşlar, emeklilik döneminin sürekli hesap yapmakla geçmesini istemediklerini belirterek, “Yıllarca çalıştık. Emekliliğimizde biraz olsun rahat etmek istiyoruz” diyor.
Emeklinin bir günü, aslında bir ayın hesabı
Sabah kahvaltısıyla başlayan gün; market, pazar, ulaşım, faturalar ve diğer ihtiyaçların hesabıyla devam ediyor. Akşam olduğunda ise emekli, gün içerisinde yaptığı harcamaları yeniden gözden geçiriyor.
Diyarbakır sokaklarında emeklilerin anlattıkları, geçim meselesinin yalnızca bir maaş hesabından ibaret olmadığını gösteriyor. Mesele; sofraya ne konulacağından faturanın nasıl ödeneceğine, toruna alınacak küçük bir hediyeden ay sonunda cebinde ne kadar para kalacağına kadar uzanan geniş bir yaşam mücadelesine dönüşüyor.
Ve emeklilerin ortak cümlesi değişmiyor:
“Çok şey istemiyoruz. Geçinebileceğimiz, huzur içinde yaşayabileceğimiz bir hayat istiyoruz.”





