Çocukluk çağında görülen bazı belirtilerin tek başına ciddi bir hastalığa işaret etmeyebileceğini belirten Öztürk, ailelerin özellikle açıklanamayan ve tekrarlayan bulguları göz ardı etmemesi gerektiğini ifade etti.

Her morluk ciddi hastalık anlamına gelmiyor

Çocuklarda morlukların özellikle hareketli ve oyun çağındaki çocuklarda sık görülebildiğini aktaran Öztürk, burada önemli olanın morluğun yalnızca varlığı değil, nasıl ortaya çıktığı olduğunu söyledi.

Herhangi bir travma hatırlanmamasına rağmen vücudun farklı bölgelerinde giderek artan morlukların görülmesi ve bunlara burun veya diş eti kanaması, ciltte küçük kırmızı-mor noktalar ya da solukluk gibi belirtilerin eşlik etmesi durumunda doktor değerlendirmesi gerektiğini belirten Öztürk, her morluk, burun kanaması veya halsizliğin kanser anlamına gelmediğini vurguladı.

Öztürk, “Çocuklarda bu şikayetlerin çok sayıda farklı ve daha sık görülen nedeni olabilir. Önemli olan açıklanamayan ve tekrarlayan bulguların göz ardı edilmemesidir.” dedi.

Geçmeyen ateş ve halsizliğe dikkat

Okulların açılmasıyla birlikte çocukların birbirleriyle daha fazla temas etmesi nedeniyle üst solunum yolu enfeksiyonlarının da artabileceğini belirten Öztürk, tek başına birkaç kez ateşlenmenin veya kış döneminde sık hastalanmanın ciddi bir hastalık göstergesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

Ancak ateşin nedeninin açıklanamaması, beklenen sürede düzelmemesi ya da çocuğun genel durumunda belirgin bir değişiklik meydana gelmesi halinde tıbbi değerlendirme yapılmasının önemli olduğunu kaydetti.

Öztürk, değerlendirme sırasında yalnızca ateşin derecesine değil, çocuğun genel durumuna, günlük aktivitelerine, beslenmesine ve kilo kaybı olup olmadığına da bakılması gerektiğini belirtti.

Öztürk, “Çocukluk çağı kanserlerinin bazı belirtileri enfeksiyonlarla benzerlik gösterebildiği için beklenenden uzun süren veya giderek belirginleşen yakınmalarda hekime başvurmak önemlidir.” ifadelerini kullandı.

Kemik ve eklem ağrıları da değerlendirilmeli

Çocukluk çağı lösemilerinde kemik ve eklem ağrılarının görülebileceğini belirten Öztürk, ancak tek bir belirti üzerinden herhangi bir sonuca ulaşılmaması gerektiğini ifade etti.

Muayene sırasında ağrının bulunduğu bölge, ne kadar süredir devam ettiği, hareketle ilişkisi ve eşlik eden diğer belirtilerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini aktaran Öztürk, ailelerin çocuklarında devam eden veya tekrarlayan şikayetleri takip etmesinin önem taşıdığını söyledi.

Lenf bezlerinin büyümesi her zaman hastalık belirtisi değil

Çocuklarda özellikle üst solunum yolu enfeksiyonlarının ardından boyunda ele gelen lenf bezlerinin büyümesinin oldukça sık görüldüğünü anlatan Öztürk, bunun bağışıklık sisteminin enfeksiyonlara verdiği doğal yanıtın bir sonucu olabileceğini belirtti.

Lenf bezlerinin enfeksiyon sonrasında bir süre büyüyüp daha sonra küçülebileceğini aktaran Öztürk, boyunda lenf bezi fark edilmesinin tek başına ciddi bir hastalık anlamına gelmediğini vurguladı.

Büyümenin devam etmesi veya giderek belirginleşmesi, lenf bezinin ağrısız olması ya da ateş, kilo kaybı, gece terlemesi ve belirgin halsizlik gibi başka bulgularla birlikte görülmesi halinde doktor tarafından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Öztürk, doktor muayenesinde yalnızca lenf bezinin boyutunun değil, bulunduğu bölgenin, kıvamının, hareketliliğinin ve ne zamandır mevcut olduğunun da değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

“Paniğe kapılmadan çocuk doktoruna başvurun”

Anne ve babaların çocuklarıyla ilgili gözlemlerinin hekim değerlendirmesinde önemli bilgiler sağlayabileceğini belirten Öztürk, ailelerin olağandışı belirtiler karşısında paniğe kapılmak yerine çocuk doktoruna başvurmasını önerdi.

Uzmanından Çocuklar İçin Kış Uyarısı: Aşı ve Hijyen Önemli
Uzmanından Çocuklar İçin Kış Uyarısı: Aşı ve Hijyen Önemli
İçeriği Görüntüle

Öztürk, “Yapılan değerlendirmeler çoğu zaman aileyi rahatlatacak sonuçlarla da tamamlanabiliyor. Bununla birlikte gerçekten araştırılması gereken bir durum varsa bunun zamanında fark edilmesi çok önemlidir.” dedi.

Uzmanlar, çocuklarda uzun süren, açıklanamayan veya giderek belirginleşen belirtilerin dikkate alınmasının, gerekli durumlarda erken değerlendirme yapılabilmesi açısından önem taşıdığına dikkat çekiyor.

Kaynak: AA