Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İletişim Başkanlığının dezenformasyonla mücadeleden kamu diplomasisine, stratejik iletişimden basın yayın, halkla ilişkiler, CİMER faaliyetlerine uzanan çalışmalarına ve 2025'te hayata geçirilen projelerine ilişkin "Ayın Tarihi" dergisine değerlendirmelerde bulundu.

"İletişim ekosisteminde yaşanan hızlı dönüşüm, artan belirsizlikler ve çok katmanlı kriz ortamında Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının önceliklerine" dair sorulan soru üzerine Duran, "İletişim Başkanlığı olarak temel önceliğimiz siyasetin, bürokrasinin ve toplumsal hayata yansıyan kamu politikalarının birbirini tamamlayan ve karşılıklı anlayışı güçlendiren bir iletişim zemininde buluşmasına katkı sunmaktır." yanıtını verdi.

Bu yaklaşımla, farklı kurum ve aktörlerin kendi sorumluluk alanları çerçevesinde yürüttüğü çalışmaları, vatandaş nezdinde anlaşılır, tutarlı ve anlamlı bir bütünlük içinde görünür kılmayı amaçladıklarını aktaran Duran, bu bağlamda İletişim Başkanlığını, ortak bir zemin oluşturan, diyaloğu ve karşılıklı anlayışı güçlendiren bir yerde konumlandırdıklarına işaret etti.

“Filistin Konvoyu” Diyarbakır’dan sonra Mardin’de!
“Filistin Konvoyu” Diyarbakır’dan sonra Mardin’de!
İçeriği Görüntüle

Farklı kurum ve aktörler arasındaki eşgüdüm ve koordinasyon zemininin güçlendirilmesini öncelediklerinin altını çizen Duran, bürokrasi, Meclis, yerel yönetimler ve sahadaki paydaşlar arasında tek yönlü bir iletişimden ziyade, karşılıklı bilgi akışına ve istişareye dayalı koordinasyon anlayışını önemsediklerini vurguladı.

Duran, farklı aktörlerin ve bağlamların varlığının, iletişim dilinde tekdüze bir yaklaşım yerine çeşitliliği gerekli kıldığını, bu nedenle bölgesel, sosyolojik ve demografik farklılıkları gözeten, esnek ve çok katmanlı bir iletişim mimarisi yönetmeyi hedeflediklerini kaydetti.

"Amacımız, tepkisel reflekslerle şekillenen bir iletişim yerine, bağlamı doğru kuran, öncelikleri gözeten ve kamuoyunun sağlıklı biçimde takip edebileceği bir iletişim akışı oluşturmaktır" değerlendirmesinde bulunan Duran, Türkiye'nin dış politika, güvenlik, ekonomi ve insani diplomasi alanlarındaki kapasitesini doğru bağlam, kavram ve dil kullanımıyla uluslararası kamuoyuna aktarmayı sürdüreceklerini ifade etti.

Duran, savunmacı bir söyleme yaslanmadan, Türkiye'nin tezlerini açıklayan, bağlam kuran ve anlatı üreten bir iletişim yaklaşımını benimsediklerini aktardı.

"7'den 70'e dezenformasyon farkındalığı ilkesini benimsiyoruz"

"İletişim Başkanlığının dezenformasyon ile mücadelede yürüttüğü eğitim ve farkındalık çalışmalarına" dair soru üzerine Duran, bu alanda sürdürülebilirliğin, öncelikle bireylerin davranışlarını dönüştürmekle mümkün olacağını belirtti.

Duran, şu değerlendirmede bulundu:

"Bu dönüşümü salt içerikleri düzelterek, yalanlayarak gerçekleştiremeyiz. Bireyler, anneler, babalar, gençler dijital mecralarda hangi risklerle karşı karşıyalar? Bugün sanal dolandırıcılıktan tutun, bahis ve kumar gibi kötü alışkanlıkların yayılması da maalesef, bu mecralarda gerçekleşiyor. Vatandaşlarımızda bu tehlikelere karşı farkındalık kazandırmak aynı zamanda bir güvenlik sorunu olarak da karşımızda duruyor. Dolayısıyla bu mücadeleyi geniş bir perspektifte ele alıyoruz ve '7’den 70'e dezenformasyon farkındalığı' ilkesini benimsiyoruz. Bu çerçevede İletişim Başkanlığımızca toplumun tüm kesimlerine yönelik eğitim faaliyetlerimiz var. Eğitim programlarımızda dijital okuryazarlık, eleştirel düşünme, teyit mekanizmalarına dikkat çekme gibi temalara yoğunlaşıyoruz. Özellikle gençler, dijital dünyanın en aktif kullanıcıları olduğundan, üniversitelerle güçlü işbirlikleri geliştirdik ve dezenformasyonla mücadele öğrenci kulüplerinin kurulmasına öncülük ettik. Bugün 76 üniversitede faaliyet gösteren bu kulüpler, gençlerin sadece tüketici değil, sorgulayan, doğrulayan ve sorumluluk alan dijital bireyler olarak yetişmesine katkı sağlıyor."

Kaynak: AA