Yıllarca terör olaylarıyla anılan Diyarbakır, "Terörsüz Türkiye" sürecinin getirdiği olumlu yansımalarla birlikte kabuk değiştirdi. Ülkenin farklı şehirlerinden kente yönelik misafir akışı aralıksız sürerken, tarihi kent turizmde altın çağını yaşıyor. Güven ortamının tesis edilmesiyle birlikte bölge, yerli ziyaretçilerin gözdesi haline geldi.
Muğla, Bodrum, Milas ve çevre bölgelerden Diyarbakır'a sık sık turlar düzenlendiğini belirten tur rehberleri, ayda en az bir defa geniş kafilelerle kente geldiklerini ifade ediyor. Bölgeye tur düzenleyen bir rehber ise kente gelen ziyaretçilerin hislerini şu sözlerle aktardı:"Gelen insanlar burada işte terörün bittiğini artık gözüyle görünce mutlu oluyorlar, seviniyorlar. Tarihi yapılar burada gerçekten ön planda. İnsanlar görünce 'Vay, burada bu kadar güzel tarihi eserler var mıymış ya?' falan diyorlar".
Kentin sokaklarında yer alan tarihi bazalt taşlı evler, özgün komşuluk kültürünün izleri ve köklü mimari doku misafirleri büyülüyor. Komşu il Şanlıurfa'dan dahi bölgeyi görmeye gelen ziyaretçiler, her köşe başında karşılaştıkları taş yapılara hayran kalıyor.
İlk kez Diyarbakır'ı ziyaret eden bir turist ise şehirle ilgili izlenimlerini şu şekilde dile getirdi:" Buraya ilk gelişim. Yani şu anlık gördüğüm kadarıyla gayet güzel düşündüğümden de güzel çıktı, beğendim yani. İnsanların yanı sıra bir de ara sokaklarda böyle çok bazalt taşıyla yapılan evler var, komşuluk kültürü var. Yavaş yavaş geziyoruz."
Terörün gölgesinden sıyrılan Diyarbakır, barış ve kardeşlik iklimi sayesinde Türkiye'nin en önemli turizm rotalarından biri haline geldi. Her ay artan ziyaretçi trafiği, kentin zengin kültürel mirasının tüm ülkeyle kucaklaşmasını sağlarken, bölge halkı ve esnafı da bu hareketlilikten memnuniyet duyuyor.




