Kulp’ta bulunan hesandin yaylasında yürütülen madencilik faaliyetlerine karşı açılan davanın yarın ki duruşması öncesi çevreciler ve bölge sakinleri Diyarbakır şehirlerarası otogarı önünde bir yürüyüş düzenlediler.Düzenlenen yürüyüşe çevre örgütleri yanı sıra Kulp,Lice belediye eşbaşkanları da katıldı.
Kulp ve Lice'de yürütülen madencilik çalışmalarıyla ilgili Hesandîn Bölgesiyle ilgili görülecek dava önce Diyarbakır İdare Mahkemesi önüne kadar yürüyüş düzenledi.
Doğanın, havanın suyun, toprağın; sermaye, siyaset ve yargı işbirliğiyle yok edilmesine dur demek için İlçe Otogar çıkışında toplanan kalabalık, İdare Mahkemesi'ne doğru yürüyüşe geçti.
9 Ekim Perşembe günü görülecek Hesandîn Davasında, yargıyı sermayenin etkisine düşmemesi konusunda uyaran, köy platform ları, çevre örgütleri, DEM Parti İl Örgütü ve çok sayıda yurttaş pankart ve dövizlerle yürüdü.
Davanın avukatı Baro Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Başkanı Av. Ahmet İnan ''Bugün burada toplanmamızın nedeni; coğrafyamızdaki ekolojik yıkımlar, bu yıkımların önünü daha da açan talan yasası ve en önemlisi bu talana taraf olan yargı ile bürokrasi mekanizmasıdır.
Coğrafyamızda akarsular kurumuş, su kaynakları bitmiş, ormanlarımız yok edilmiş, topraklarımız zehirlenmiştir. İnsanlarımız kanser olmuş, kültürümüz ve tarihimiz dinamitlenmiştir.
8 bin yıllık Diyarbakır lice bırklyen mağaralarında, evet belki inanmayacaksınız ama taş ocağı açılmış. Patlatmalarla şu an bir hafıza yok edilmektedir.
Dicle prejman, hredan köylerinde 10 yıldır devam eden kurşun madeni nedeniyle yöre insanı kanserle boğuşmaktadır. Bu da yetmezmiş gibi faaliyet alanının 6 bin dönüme çıkarılmasıyla; 16 bin tane ağaç kesilecek, dicle barajı beslenim ve koruma alanı direk kurşun sahasına dönüşecektir. Bu süreç kapsamında başlattığımız hukuki süreçte gelen bilirkişi raporunda; ''kesilecek ağaçların çok önemli olmadığı, daha bir sürü ağaçlık alanın olduğu belirtilmiş, suyun ve insan sağlığının düştüğü tehlikeye değinilmemiştir bile, Türkiye’nin en önemli ipek böcekliği üretim ve hayvancılık köyü olan ağaçlı yani cıxse köyünün mera alanı GES işgaline açılmış ve proje tanıtım dosyasında yoğun bitki örtülü, göletli mera alanın değil, çorak başka bir alanın fotoğrafları kullanılarak sahte rapor oluşturulmuştur.
Lice kılıçlı, koçmarin ve kulp kasor havzalarında dsinin uyarılarına ve diskinin su; çınar çömçeli köyünde ise köyün mezarlık alanı olmasına rağmen metalik madenciliğe açılmıştır.
Bir dönem tüm coğrafyada üstüne şarkılar, dengbejler söylenen kulp çayı hes nedeniyle şu an artık akış göstermeyip, kurumuştur. Maalesef zore ve sarım çayı aynı kaderle karşı karşıyadır. Diyarbakır 2. İdare mahkemesindeki zore çayı HES iptali sürecinde lehe gelen bilirkişi raporu sonrası, bilirkişi heyeti değiştirerek aleyhe karar alınmıştır’’dedi.




