Meme kanserinde genetik testler tedavi sürecinin yol haritasını değiştirebiliyor
Meme kanserinde genetik testler tedavi sürecinin yol haritasını değiştirebiliyor
İçeriği Görüntüle

12 Ekim Dünya Artrit Günü kapsamında değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Meryem Can, artritin belirtileri, risk faktörleri ve tedavi seçenekleri hakkında bilgi verdi. Eklem ağrısı, şişlik, kızarıklık ve hareket kısıtlılığının dikkate alınması gerektiğini belirten Can, erken tanının önemine dikkat çekti.
Artrit Tek Bir Hastalığın Adı Değil
Artritin eklem iltihabı anlamına geldiğini ancak tek başına belirli bir hastalığı tanımlamadığını aktaran Prof. Dr. Can, bu başlık altında çok sayıda hastalığın bulunduğunu ifade etti.
Can, “Artritle ilişkili dünyada yüzden fazla hastalık tanımlanıyor ve bunların çoğunluğu iltihaplı eklem hastalıkları” diyerek, belirtilerin doğru değerlendirilmesi ve hastalığın nedeninin belirlenmesi gerektiğini vurguladı.
Eklem bölgelerinde görülen şişlik, ağrı, kızarıklık ve hareket kaybının önemli işaretler arasında yer aldığını belirten Can, bu belirtilerin uzun sürmesi veya tekrarlaması halinde sağlık kuruluşuna başvurulmasının önem taşıdığını kaydetti.
“Romatizma Sadece İleri Yaşlarda Görülmüyor”
Romatizmal hastalıkların toplumda çoğunlukla ileri yaşlarla ilişkilendirildiğini ancak iltihaplı eklem hastalıklarının gençlerde de görülebildiğini belirten Can, özellikle 50 yaş altındaki kişilerin belirtileri göz ardı etmemesi gerektiğini söyledi.
Can, iltihaplı artrit türlerinin kadınlarda daha sık görülebildiğini ifade ederken, kireçlenmenin ise iltihaplı eklem hastalıklarından farklı bir durum olduğuna dikkat çekti. Kireçlenmenin özellikle 50 yaş üzerindeki kişilerde hareket kısıtlılığı ve işlev kaybının önemli nedenlerinden biri olduğunu belirtti.
Uzmanlara göre eklem şikâyetlerinin yalnızca yaşa bağlanması, tanı ve tedavi sürecinin gecikmesine neden olabiliyor. Bu nedenle özellikle devam eden ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığının değerlendirilmesi önem taşıyor.
Tedavi Süreci Uzun Sürebiliyor
İltihaplı romatizmal hastalıkların tanısında kişinin şikâyetlerinin ve hastalık öyküsünün önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Can, bu hastalıkların kronik seyir gösterebildiğini ve tedavinin uzun süreli planlanabildiğini söyledi.
Tedavide iltihabı baskılayan ilaçların yanı sıra yeni nesil tedavi seçeneklerinin de kullanıldığını aktaran Can, kortizon içeren tedavilerden ve “akıllı ilaçlar” olarak bilinen yeni yöntemlerden söz etti.
Tedavinin hastalığın türüne, şiddetine ve kişinin durumuna göre planlandığını belirten Can, erken tanı ve düzenli takibin eklem hasarı riskini azaltmada önemli rol oynadığını vurguladı.
Egzersiz Hastalığın Dönemine Göre Planlanmalı
Romatizmal hastalıklarda egzersizin önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Can, ancak hastalığın aktif olduğu dönemlerde fiziksel aktivitelerin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Can, hastalık kontrol altına alındığında ve tedavi süreci uygun şekilde ilerlediğinde egzersizin hastalara önerilebildiğini ifade etti. Aktif dönemde yapılan uygun olmayan egzersizlerin ise şikâyetleri artırabileceğine dikkat çekti.
Bu nedenle egzersiz ve fizik tedavi programlarının kişinin sağlık durumuna göre, hekim önerisi doğrultusunda belirlenmesi gerekiyor.
Genetik Yatkınlık Tek Başına Belirleyici Değil
Romatizmal hastalıkların ortaya çıkışında genetik yatkınlığın yanı sıra çevresel faktörlerin de etkili olabildiğini belirten Can, ailede romatizmal hastalık bulunmasının kişinin mutlaka aynı hastalığa yakalanacağı anlamına gelmediğini söyledi.
Aile öyküsünün risk değerlendirmesinde dikkate alınabileceğini ifade eden Can, hastalığın gelişiminde birden fazla faktörün rol oynayabildiğini kaydetti.
Uzmanlar, eklem ağrısı ve şişlik gibi belirtilerin uzun süre devam etmesi durumunda erken değerlendirme yapılmasının önemini vurguluyor. Erken teşhis ve uygun tedavi, iltihaplı romatizmal hastalıkların neden olabileceği kalıcı eklem hasarının önlenmesine yardımcı olabiliyor.

Kaynak: AA