Toplantıda konuşan Genel Başkan Seyit Aslan, hazırladıkları “Saray Rejimine Karşı Ekmek, Barış, Özgürlük İçin Birleşmeye ve Mücadeleye Çağrı” bildirgesinin ana hatlarını basın emekçileriyle paylaşarak Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasal sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Aslan, “Buradan Diyarbakır halkına, Diyarbakır emekçilerine sevgilerimi ve saygılarımı iletiyorum. Bildirgemizi Türkiye’nin dört bir yanında halkla buluşturmak için yola çıktık.” dedi.
Toplantının ardından parti bildirgesi kamuoyuyla paylaşıldı. Bildirgede Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiği, tek adam yönetimi ve uygulanan ekonomik politikaların geniş halk kesimleri üzerinde ağır sonuçlar doğurduğu ifade edildi.
“Türkiye karanlık bir geleceğe sürükleniyor”
EMEP bildirgesinde, Türkiye’de tek adam yönetiminin politikaları nedeniyle huzursuzluğun ve ekonomik sıkıntıların derinleştiği belirtilerek “Türkiye Saray rejimi altında adım adım karanlık bir geleceğe doğru sürükleniyor.” ifadelerine yer verildi.
Bildirgeye göre, iktidarın karşı karşıya olduğu toplumsal hoşnutsuzluk büyürken, muhalefete yönelik baskı ve tehdit politikaları hız kazanmış durumda. Ekonomik taleplerini dile getiren kesimlerin bastırılmaya çalışıldığı, yargının siyasi bir araç haline geldiği de vurgulandı.
Emperyalist savaş politikaları ve bölgesel gerilimler vurgusu
Bildirgenin ilk bölümü, dünyadaki yeni jeopolitik gerilimlere dikkat çekiyor. ABD’nin saldırgan dış politika yaklaşımının Ortadoğu başta olmak üzere birçok bölgede ciddi çatışma risklerini büyüttüğü ifade edilirken, Gazze’de yaşananlar soykırım olarak nitelendi.
Türkiye’nin bu süreçte emperyalist politikalarla uyumlu bir çizgi izlediği, “yeni Osmanlıcı” hayallerle bölgesel maceralara sürüklendiği iddia edildi.
“Faşist rejim inşası hızlandırılıyor”
Bildirgenin dikkat çeken bir diğer başlığı ise Türkiye’de iç politikada yaşanan gelişmelere yönelik eleştiriler oldu.
Saray rejiminin muhalefetsiz bir düzen kurmak üzere adımlar attığı belirtilerek, yargıdan idari kurumlara kadar birçok mekanizmanın iktidar lehine yapılandırıldığı ifade edildi. Belediyelere yönelik kayyum uygulamaları, muhalefet partilerine baskılar ve işçi sınıfının hak mücadelelerine getirilen kısıtlamalar da bildirgede yer aldı.

Ekonomik tablo ağır: “IMF’siz IMF programı”
Parti bildirgesinde ekonomik krizin halk üzerindeki etkileri geniş yer buldu.
Asgari ücret ve maaşların ezici biçimde eridiği, küçük esnaf ve üreticilerin iflasların eşiğine geldiği, büyük işletmelerin bile dar boğazda olduğu kaydedildi.
“IMF’siz IMF programı” olarak adlandırılan ekonomi politikalarının, uluslararası tekellere kaynak aktarırken halkı yoksulluğa sürüklediği savunuldu.
Doğanın, tarımın ve kamusal varlıkların talan edildiği iddiası
Bildirge, Türkiye’de çevre, tarım ve kamusal alanların “sistematik bir yağma düzenine” teslim edildiğini öne sürdü.
Maden faaliyetleri, ormanların yok edilmesi, verimli tarım arazilerinin sermayeye açılması ve büyük özelleştirme planları bildirgede ayrıntılı olarak yer aldı.
“Saray rejimi çürümenin merkezi haline gelmiştir”
EMEP, Türkiye’nin uluslararası suç ağlarının bir istasyonu haline geldiğini, kara para ve uyuşturucu ticareti gibi yasa dışı faaliyetlerin güçlendiğini iddia ederek Saray rejimini bu çürümenin merkezi olmakla suçladı.
Birleşik mücadele çağrısı: “Ya faşizm ya halk egemenliği”
Bildirgenin en kritik bölümlerinden biri, toplumsal muhalefetin ortak mücadele hattı örmesi gerektiği yönündeki vurguydu.
EMEP’e göre Türkiye, iki seçenekli bir yol ayrımında bulunuyor:
- Ya faşizmin karanlığına sürüklenilecek,
- Ya da halkın birleşik mücadelesiyle demokratik bir düzen kurulacak.
İşçi sınıfı, emekçiler, kadınlar, gençler ve yoksul halk kesimleri birleşik mücadeleye çağrıldı.
Partinin temel hedefi: Yeni bir toplumsal düzen
EMEP, bildirgede nihai hedefinin üretim ve dolaşım araçlarının sermaye tekellerinin elinden alınarak halkın ortak mülkü olduğu yeni bir toplumsal düzen kurmak olduğunu açıkladı.
Sınıfsal sömürü ilişkilerinin ortadan kaldırıldığı, halk egemenliğinin tesis edildiği bir sistem hedeflendi.
Demokratikleşme ve yaşam koşulları için talepler
Bildirgenin son bölümünde, ülkenin demokratikleşmesinden çalışma hayatına, kadın haklarından ekonomik düzenlemelere kadar geniş bir yelpazede 20’nin üzerinde talep sıralandı.
Bu talepler arasında öne çıkanlar:
- Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin kaldırılması, Kurucu Meclis’in oluşturulması
- Yerel yönetimlerde tüm yetkinin seçilmiş meclislere devri
- Anadilde eğitim hakkının tanınması
- NATO’dan çıkılması, yabancı askeri üslerin kapatılması
- Parasız, bilimsel ve demokratik eğitim
- Asgari ücretin yoksulluk sınırı üzerine çıkarılması
--Çalışma saatlerinin günde 7, haftada 35 saatle sınırlandırılması
- Esnek çalışma ve taşeronluğun kaldırılması
- Sağlık hizmetlerinin tamamen kamusallaştırılması
- Temel tüketim hizmetlerinin yoksul hanelere ücretsiz sağlanması
Bildirge, tüm bu hedeflere ulaşmanın yolunun birleşik, örgütlü ve kararlı bir mücadeleden geçtiğini vurgulayarak sona erdi.





