Tarih, kültür, gastronomi ve inaç turizminin beşiği olan Diyarbakır, sonbahar mevsiminde gezi kafilelerinin uğrak noktası oldu. Yılın her mevsiminde misafir çeken kadim şehir, özelliklede anıtsal değer taşıyan tarihi eserleri nedeni ile bu ilgiyi üzerinde topluyor. Anadolu coğrafyasının her noktasından kente gelen misafirler, tarihi yerinde deneyimlemenin büyük şans olduğunu belirtirken, zaman tünelinden geçercesine bir hisse kapıldıklarını ifade etti.
Bu misafirler arasında yer alan Seda Nur Aşık ise kentin tarihi dokusunun eşsiz olduğunu söylerken, Suriçi bölgesinde bulunan eserlerin kendisini etkilediğini dile getirdi. Şehrin kadim yapılarından On Gözlü Köprü'yü ve İslam tarihinin en önemli miraslarından biri olan Ulu Cami'yi gezen Aşık, özelliklede On Gözlü Köprü'nün taş dokusunun kendisini oldukça etkilediğini ifade etti. O eski tarihi düşünmenin insana ayrı bir heyecan verdiğini vurgulayan Aşık, suyun akışını izlemenin ve yöredeki ördeklerin oluşturduğu doğallığın kendisinde bıraktığı olumlu hisleri dile getirdi.
Volkanik Bazalt Taşlarıyla Örülen Ulu Cami
Ulu Cami ziyaretini de değerlendiren Aşık, Karacadağ bölgesinden çıkarılan volkanik bazalt taşlarından inşa edilen siyah taşların yapısına dikkat çekti. Yapının ilk dönemlerde dış yapı olarak kilise görünümünde olduğunu, Hz. Ömer döneminde camiye çevrildikten sonra zaman içinde cami konseptine uygun olarak değiştirildiğini aktaran Seda Nur Aşık, "Aslında bu siyah taşlar bir ürperticilik hissettirecekmiş gibi bir izlenim uyandırsa da, aslında öyle bir his vermiyor. Bir köşeye oturup etrafa bakıp tefekkür etmek insanı çok iyi hissettiriyor" dedi.
"Tarih ve Din Bir Arada"
Diyarbakır'ın sadece mimari açıdan değil, aynı zamanda barındırdığı dini ve kültürel miras açısından da çok zengin bir şehir olduğuna dikkat çeken Seda Nur Aşık, iki peygamber ve sayısız sahabenin kabrinin bu topraklarda bulunmasının şehre ayrı bir manevi değer kattığını belirtti.
Şehri ziyaret etmek isteyenlere tavsiyelerde bulunan Bilim İnsanı Seda Nur Aşık, "Buraya gelmek isteyenler sadece hangi yapının güzel olduğuna veya merkezine bakmakla yetinmesinler. Buranın tarihini bilerek, oradaki asırlık medeniyetlerin izlerini okuyarak gelsinler. O zaman o hissi, o maneviyatı çok daha derinden duyumsayacaklardır" diye konuşarak, kentim kadim tarihini solumak isteyenlere tavsiyede bulundu.




