Suriye’nin çok kültürlü, çok inançlı ve çok etnisiteli bir yapıya sahip olduğunu vurgulayan Ensarioğlu, Türkiye’nin bugüne kadar Suriye için önerdiği modelin, tüm farklılıkların eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşayabileceği demokratik bir yapı olduğunu söyledi. Yeni kurulan yönetimin de bu sorumluluk çerçevesinde açıklamalar yaptığını ifade eden Ensarioğlu, Kürtlerin Suriye’nin asli unsurlarından biri olduğunun açıkça kabul edildiğini dile getirdi.
Ensarioğlu, 12 maddelik başkanlık tezkeresinde Kürtlerin haklarının teminat altına alındığını belirterek, “Kürtçe’nin Suriye’nin ulusal dilleri arasında yer aldığı, dilin geliştirilmesiyle ilgili tüm hakların tanındığı biliniyor. Ancak bir devletin olmazsa olmazları vardır. Sınır kapıları, sınır güvenliği ve merkezi yönetim yetkileri devletin temel unsurlarıdır. Bu mutabakatla zaten bunlar sağlanmıştır” dedi.
Yardım TIR’larıyla ilgili sürece de açıklık getiren Ensarioğlu, sivil toplum kuruluşları, İçişleri Bakanı Yardımcısı Efkan Ala, Urfa Valisi ve Suruç Kaymakamı ile görüşmeler yaptığını aktardı. Yapılan görüşmelerde, toplanan yardımların Kızılay ve AFAD aracılığıyla teslim edilmesinin önerildiğini ifade eden Ensarioğlu, “İster Diyarbakır’da, ister Urfa’da, ister Antep’te ya da Kilis’te; yardımlar teslim edilsin, tutanakla kayıt altına alınsın, biz de Suriye hükümetiyle görüşerek en kısa sürede ihtiyaç sahiplerine ulaştıralım denildi” diye konuştu.
Buna rağmen yardım TIR’larının ısrarla Suruç’a sokulmak istenmesini eleştiren Ensarioğlu, “Murşitpınar Sınır Kapısı’ndan geçirilmek istenen bu girişim insani bir hamle değil, açıkça siyasi bir şovdur. O TIR’lar dolaştırıldı, durduruldu, açıklamalar yapıldı, görüntüler alındı ve sonunda tekrar Diyarbakır’a geri döndü. O gün Kızılay ya da AFAD’a teslim edilseydi, bugün o yardımlar ihtiyaç sahiplerinin elinde olacaktı” ifadelerini kullandı.
Ensarioğlu, insani yardımların siyasi hesaplara alet edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, bu tür girişimlerin sahadaki gerçek ihtiyaçlara zarar verdiğini sözlerine ekledi.




