AK Parti 6 ve 7. Dönem MKYK Üyesi Alaattin Parlak, Türkiye Cumhuriyet’inin ikinci yüzyılına girerken ciddi bir demografik krizle karşı karşıya olduğunu belirterek, azalan doğurganlık oranları, yükselen evlilik yaşı ve hızlı yaşlanmanın ulusal beka meselesi haline geldiğini vurguladı.
Düşen Doğurganlık ve Yükselen Yaşlı Nüfus Tehlikesi
Nüfus dinamiklerinde yaşanan kırılmayı verilerle ortaya koyan Parlak, Türkiye’de bir dönem yılda ortalama 1 milyon olan net nüfus artışının 2023’te 93 bine kadar gerilediğini ve artış hızının binde 5 seviyelerinde kaldığını ifade etti. Nüfusun kendini yenileme eşiğinin 2,1 olduğuna dikkat çeken Parlak, toplam doğurganlık hızının 2014’teki 2,19 seviyesinden 2025 yılında 1,42’ye düştüğünü vurguladı. İlk evlenme yaşının erkeklerde 28,5, kadınlarda ise 26 seviyesine yükselmesinin çocuk sahibi olma kararlarını ertelettiğini belirten Parlak, tek kişilik hanelerin oranının yüzde 20’yi aştığını, 65 yaş üstü nüfus payının yüzde 11’in üzerine çıktığını ve ortanca yaşın 34,9’a ulaştığını bildirdi. Ayrıca Parlak, Yüksek konut ve çocuk bakımı maliyetleri, iş güvencesi kaygıları ve uzayan eğitim sürelerinin bu olumsuz döngüyü beslediğini sözlerine ekledi.
Sadece Nakit Yardımı Yetersiz, Yapısal Çözüm Şart
Dünya örneklerine değinen Alaattin Parlak, Güney Kore ve Japonya gibi ülkelerin devasa bütçelere rağmen doğurganlık oranlarını toparlayamadığını, kalıcı başarının ancak iş-aile dengesini kuran ve gençlere ekonomik güvence sağlayan bütüncül politikalarla mümkün olabileceğini ifade etti.
Sadece "daha fazla çocuk yapın" söyleminin ya da tek seferlik nakit yardımlarının yetersiz kalacağını vurgulayan Parlak, çözüm için öncelikle çocuk bakım maliyetlerinin düşürülmesi gerektiğine dikkat çekti. Açıklamasının devamında Parlak, Bu kapsamda 0-3 yaş grubu için erişilebilir ve kaliteli kreş kapasitesinin artırılması, kadınların iş gücünden kopmasının engellenmesi ve babalık izinlerinin fiilen teşvik edilmesi gerektiğini de söyledi. Gençlerin yuva kurma eşiğini düşürmek adına yüksek konut maliyetlerine karşı sürdürülebilir konut erişimi ve istihdam güvencesinin sağlanmasının şart olduğunu ifade eden Parlak, esnek çalışma modelleriyle iş ve aile dengesinin yapısal hale getirilmesi, artan yaşlı nüfus için ise aktif yaşlanma ve yerinde bakım politikalarının acilen devreye sokulması gerektiğini söyledi.
Çocuk sahibi olmayı ve aile kurmayı ekonomik ile pratik açıdan mümkün kılacak adımların aciliyetine işaret eden Parlak, mevcut sürecin devletin geleceği açısından hem finansman ve personel ihtiyacı hem de stratejik manevra alanı açısından büyük riskler barındırdığını vurguladı.
Açıklamasında demografik dönüşümün devletin varlığıyla doğrudan ilişkili olduğunu belirten Parlak, "Devletin bekası yalnızca sınırların korunmasından ibaret değildir. Nüfusunu yenileyemeyen, çalışma çağındaki insan kaynağını koruyamayan ve kuşaklar arası dengeyi gözetemeyen bir yapı, zamanla kendi işlevlerini yerine getirmekte zorlanır. Genç nüfusun sağladığı stratejik manevra alanı daralmaktadır. Türkiye’nin demografik dönüşümünü beka bilinciyle ele almak, yarının devleti için 10-15 yıllık tutarlı ve uzun vadeli bir zorunluluktur" değerlendirmesinde bulundu.





