Türkiye tarihinin en karanlık sayfalarından biri olan 12 Eylül askeri darbesinin yıl dönümünde, dönemin en ağır insan hakkı ihlallerine sahne olan Diyarbakır E Tipi Cezaevi tarihi bir dönüşümün son aşamasına geldi. İnsan onurunu ayaklar altına alan işkence, kötü muamele ve sistematik cezalandırma yöntemleriyle hafızalarda derin yaralar bırakan yapı, geçmişle yüzleşme ve toplumsal hafızayı koruma amacıyla bir müzeye dönüştürülüyor.
Askeri rejim döneminde yaşananların unutulmaması ve gelecek kuşaklara aktarılması hedeflenen projede, fiziki dönüşüm hız kesmeden sürüyor. Binanın iç restorasyon çalışmaları tamamlanırken, ekipler şu günlerde bahçe ve peyzaj düzenlemeleri yapıyor. Yaklaşan Türkiye Kültür Yolu Festivali’ne yetiştirilmesi planlanan müze kompleksi, sadece bir sergi alanı olmanın ötesinde çok yönlü bir yaşam ve öğrenme alanı olarak tasarlandı.
Yerleşke içerisinde yer alacak zengin kapsamlı kütüphane, araştırmacılara ve ziyaretçilere tarihi belgelere erişim imkânı sunacak. Bunun yanı sıra, o karanlık günlerin bizzat tanığı olan kişilerin anlatılarını içeren belgeseller ve sözlü tarih çalışmaları, özel olarak kurulan sinevizyon odalarında gösterime sunulacak. Ziyaretçiler, sanal ve görsel materyaller aracılığıyla dönemin atmosferine tanıklık etme fırsatı bulacak.
Bir dönem çığlıkların ve acının yükseldiği Diyarbakır E Tipi Cezaevi, restorasyon ve çevre düzenlemesinin tamamlanmasıyla birlikte hem kentin kültür turizmine katkı sağlayacak hem de toplumsal hafızanın diri kalmasına hizmet eden sembolik bir merkez haline gelecek.




