Diyarbakır’ın kalbinde, tarihin ve kültürün kesişim noktasında yer alan Suriçi bölgesi, hava sıcaklıklarının kavurucu seviyelere ulaştığı yaz günlerinde bile turizmin ve lezzetin adresi olmaya devam ediyor. Kentin emektarları, Anadolu coğrafyasına nam salmış Diyarbakır lezzetlerini tanıtmak ve kente gelen ziyaretçilere unutulmaz bir deneyim yaşatmak adına yoğun bir gayret gösteriyor.
"Günde 6 Bin Bardağa Kadar Çıkıyoruz"
Suriçi’ndeki tarihi geçiş güzergâhında 11 yıldır aralıksız şekilde kentin gastrokültür elçiliğini yürüten Ömer Aba, Diyarbakır’ın simge lezzetlerinden biri olan Kürt Kahvesini gelen misafirlere ikram ederek kentin tanıtımına devasa bir katkı sunuyor. Dört Ayaklı Minare, tarihi kiliseler ve konakların bulunduğu turistik hattın merkezinde yer aldıklarını belirten Aba, "Burası turizmin kalbine açılan bir sokak. Dört Ayaklı Minare, kiliseler ve tarihi evler hep bu arka güzergâhta kalıyor. Yoğun bir geçiş noktası olduğu için günde ortalama 4 bin ila 6 bin tadımlık bardak ikramında bulunuyoruz. Sezon yoğunluğuna ve kalabalığa bağlı olarak bu sayı bazen 8 bine kadar çıkabiliyor. Bu ikramlarla sadece tadım yaptırmıyoruz hem Diyarbakır’ın kültürüne hizmet ediyor hem de kentimizi en iyi şekilde temsil ediyoruz" diye konuşarak özverili çalışmasını anlattı.
Kentin iklim şartlarına bağlı olarak turizm sezonunun belirli aylarda zirve yaptığını vurgulayan Aba, yoğunluk dönemlerinde kültür temsilciliği sorumluluklarının da arttığını söyledi. Özellikle havaların serinlediği İlkbahar ve Sonbahar dönemlerinde tur otobüslerinin akın ettiğini ifade eden kültür elçisi Ömer Aba, "Nisan, Mayıs, Haziran ile Eylül, Ekim ve Kasım ayları bizim en yoğun dönemlerimiz. Havalar serin olduğu için turlar bu dönemde yoğunlaşıyor. Kalabalık arttıkça ikramlarımız da çoğalıyor ve bir nevi kültür temsilciliği görevimiz daha da katlanıyor" diyerek yoğun sürece ilişkin bilgi paylaştı.
Son olarak kentin lezzet mirasını gelecek nesillere ve daha geniş kitlelere aktarma kararlılığında olan Ömer Aba, bir kültür temsilcisi olarak kahve çeşitlerini ve sunumlarını artırarak Diyarbakır’ın gastrokültür tanıtımına katkı sunmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.





