Diyarbakır’ın Kulp ilçesinin önemli doğal su kaynaklarından Kulp Çayı’nda yaşandığı belirtilen kirlilik ve çevresel sorunlar, bölge halkının tepkisine neden oldu. Özellikle yaz aylarında piknik amacıyla yoğun olarak kullanılan çayın kıyı kesimleri ile çevresindeki ağaçlık ve açık alanlarda bırakılan atıklar, doğal alanların korunmasına ilişkin endişeleri artırdı.

Kulp Çayı çevresinde plastik su ve içecek şişeleri, cam şişeler, poşetler, karton kutular, ambalaj atıkları ve çeşitli evsel çöplerin gelişigüzel bırakıldığı görülürken, bazı noktalarda atıkların çöp poşetleri içerisinde yol kenarlarına ve çay çevresine bırakıldığı dikkati çekti. Atıkların yalnızca açık alanlarda değil, kıyıdaki ağaç ve çalılıkların arasına kadar yayıldığı görüldü.

Ağaçkorur Mahallesi Muhtarı Eren Yakut, Kulp Çayı’nın uzun süredir çeşitli çevresel baskılarla karşı karşıya bulunduğunu belirterek, çayın korunması için ilgili kurumların kapsamlı bir çalışma başlatması çağrısında bulundu.

Özellikle piknikçilerin yoğun olduğu dönemlerde yeterli temizlik ve denetimin yapılmamasının çevrede ciddi miktarda atık birikmesine neden olduğunu ifade eden Yakut, plastik ve diğer çöplerin doğal alana ve su yatağı çevresine bırakılmasının önüne geçilmesini istedi.

Yakut, Kulp Çayı’nın yalnızca doğal yaşam bakımından değil, Kulp halkının kullandığı su kaynakları açısından da önem taşıdığını belirterek, çaydan Kulp ilçe merkezine içme suyu verildiğini ifade etti. Bu nedenle su kalitesinin düzenli olarak incelenmesinin halk sağlığı açısından da önem taşıdığını dile getirdi.

Çayın bazı bölümlerinde balıkların artık görülmediğini ve sucul yaşamın ciddi şekilde etkilendiğini ileri süren Yakut, sorunun kaynağının bilimsel yöntemlerle ortaya çıkarılması gerektiğini söyledi.

Bölgede çaya giren bazı kişilerin sudan çıktıktan sonra kaşıntı ve alerjik reaksiyon yaşadıkları yönünde şikâyetler bulunduğunu aktaran Yakut, bazı hayvanların da sudan olumsuz etkilendiği ve yaşamını yitirdiği yönünde iddialar olduğunu belirtti. Söz konusu iddiaların kesin olarak ortaya konulabilmesi için çaydan numune alınarak yetkili kurumlarca ayrıntılı analiz yapılmasını istedi.

HES faaliyetlerinin etkilerinin araştırılmasını istedi

Kulp Çayı üzerinde HES faaliyetlerinin bulunduğuna dikkati çeken Yakut, enerji üretimine yönelik faaliyetlerin çayın doğal su rejimi, debisi, balık popülasyonu, sucul canlılar, kıyı ekosistemi, tarımsal faaliyetler ve bölgedeki biyolojik çeşitlilik üzerindeki etkilerinin de araştırılması gerektiğini ifade etti.

Kulp Çayı’nın geleceğinin yalnızca mevcut kirlilik üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Yakut, su kullanımı, HES faaliyetleri, atık yönetimi, kaçak ve denetimsiz avcılık ile yaban hayatının korunması konularının birlikte ele alınmasını talep etti.

“Kulp Çayı ortak doğal mirasımızdır”

Kulp Çayı’nın çevresindeki yerleşimler, tarımsal faaliyetler ve doğal yaşam açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Yakut, çayın gelecek kuşaklara sağlıklı şekilde aktarılması gerektiğini belirtti.

Yakut, Kulp Çayı’nın Munzur Çayı örneğinde olduğu gibi özel bir koruma statüsüne kavuşturulmasını isteyerek, doğal alanların kontrolsüz kullanımdan korunması, piknik alanlarında düzenli çöp toplama sisteminin oluşturulması, yeterli sayıda atık konteyneri ve geri dönüşüm ünitesinin yerleştirilmesi gerektiğini kaydetti.

Bölgede çevreyi kirletenlere yönelik denetimlerin artırılmasını isteyen Yakut, çay ve çevresindeki yaban hayatının korunması amacıyla kaçak avcılıkla mücadele çalışmalarının da yoğunlaştırılmasını talep etti.

Konunun TBMM gündemine taşınmasını istedi

Eren Yakut, Kulp Çayı’nda yaşandığını belirttiği sorunların araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına yönelik bir başvuru metni de hazırladı.

Tarım ve Orman Bakanlığınca cevaplandırılması talep edilen soruların yer aldığı metinde, Kulp Çayı’nın mevcut ekolojik durumuyla ilgili güncel bir araştırma bulunup bulunmadığı, su kalitesinin son 10 yılda hangi tarihlerde ve hangi parametreler açısından ölçüldüğü ile herhangi bir kirletici bakımından sınır değerlerin aşılıp aşılmadığının açıklığa kavuşturulması istendi.

Metinde ayrıca Kulp Çayı havzasındaki HES’lerin doğal debi, su rejimi, balık popülasyonu, sucul canlılar, tarımsal faaliyetler ve biyolojik çeşitlilik üzerindeki etkilerine ilişkin bir değerlendirme yapılıp yapılmadığı soruldu.

HES işletmelerinin ÇED süreçleri ile çevresel izinlerinin denetlenip denetlenmediği, son 10 yıldaki denetim sayısı, mevzuata aykırılık tespit edilip edilmediği ve herhangi bir yaptırım uygulanıp uygulanmadığı da cevap istenen başlıklar arasında yer aldı.

Atık kirliliği ve kaçak avcılık da başvuruda

Başvuru metninde Kulp Çayı çevresinde özellikle piknik dönemlerinde oluşan katı atıkların önlenmesine yönelik çalışma bulunup bulunmadığı, çay boyunca yeterli sayıda çöp toplama noktası, konteyner ve geri dönüşüm ünitesi olup olmadığı da soruldu.

Çevre mevzuatına aykırı şekilde atık bırakılması veya su kirliliğine neden olunması nedeniyle son 10 yılda kaç kişi ya da işletmeye işlem yapıldığına ilişkin bilgilerin de kamuoyuyla paylaşılması istendi.

Kulp Çayı havzasındaki kaçak avcılık ve yaban hayvanlarının korunması da başvuruda yer aldı. Son 10 yılda yapılan denetim sayısı, kaçak avcılık nedeniyle işlem yapılan kişi sayısı, el konulan silah ve av malzemeleri ile uygulanan idari para cezalarının açıklanması talep edildi.

Bölgedeki yaban hayvanları ve endemik türlerin tespitine yönelik güncel biyolojik çeşitlilik envanteri bulunup bulunmadığı ile nesli tehlike altında veya koruma altında bulunan türlere ilişkin yürütülen çalışmaların da açıklanması istendi.

Koruma ve rehabilitasyon planı talebi

Kulp Çayı’nın “Doğal Sit Alanı”, “Kesin Korunacak Hassas Alan”, “Nitelikli Doğal Koruma Alanı”, “Tabiat Parkı” ya da başka bir koruma statüsü kapsamında değerlendirilmesi yönünde çalışma yürütülüp yürütülmediğinin sorulduğu başvuruda, çayın kapsamlı şekilde araştırılması talep edildi.

Yakut ayrıca bağımsız bilim insanları, üniversiteler, ilgili kamu kurumları ve bölge halkının katılımıyla Kulp Çayı’nın mevcut durumunun incelenmesini; su kalitesi, biyolojik çeşitlilik, HES faaliyetleri, atık yönetimi ve yaban hayatını kapsayacak bir “Kulp Çayı Havzası Koruma ve Rehabilitasyon Planı” hazırlanmasını istedi.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Kulp Belediyesi, ilgili kamu kurumları ve bölge halkının katılımıyla ortak bir koruma programı oluşturulmasını talep eden Yakut, Kulp Çayı’nın yalnızca ekonomik bir kaynak olarak değil, Kulp halkının ortak doğal mirası ve yaşam alanı olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Yakut, “Kulp Çayı Koruma Projesi” adı altında kalıcı bir koruma mekanizması oluşturulmasını isteyerek, suyun kirlilikten arındırılması, çevrenin düzenli olarak temizlenmesi, su kalitesinin sürekli kontrol edilmesi ve doğal yaşamın korunması için ilgili kurumları göreve çağırdı.

Muhabir: RAMAZAN SEYKAN