Ekonomik faaliyette yönünü bulmaya çalışan şirketler son günlerde konkordato kavramını sıklıkla kullanmaya başladı. Ancak konkordato hakkında doğru bilinen yanlışlar kullaktan kulağa yayılıyor. Bu kavramın hukuki bir kavram olduğunun altını çizen Avukat Nupel Dicle Oyur, kamuoyunda sanılanın aksine konkordato uygulamasının bir fırsat olmadığını dile getirdi.
Konkordato Koruma Kalkanıdır
Avukat Oyur, konkordato uygulamasının bitiş değil tam aksine ticari hayatı ayakta tutma mücadelesi olduğunu belirtirken, şirketlerin konkordato ilan etmesi piyasalarda bir panik havası yaratsa da sürecin doğru bir uygulama olduğunu dile getirdi. Borç cenderesine düşen işletmeler için bir tür koruma kalkanı işlevi gören bu hukuki kavramın doğru yönetildiği takdirde hem borçluyu hem de alacaklıyı koruyan stratejik bir yapılandırma fırsatı sunduğunu söyleyen Avukat Nupel Dicle Oyur, halk arasında sıklıkla yapılan "konkordato ilan eden şirket batmıştır" algısının gerçeği yansıtmadığını vurguladı.
Konkordatonun temelinde şirketi tasfiye etmek değil, yaşatmak amacının yattığını belirten Oyur, borçlarını ödemekte geçici olarak zorlanan işletmelerin mahkemeye başvurarak zaman kazandığını ifade etti. Şirketlerin faaliyetlerini durdurmadan, üretime ve istihdama devam ederek borçlarını makul bir takvime bağladığını ifade eden Oyur, bu sistemin ekonomik süreklilik açısından hayati bir işlev gördüğüne dikkat çekti.
Şirketler Süreci Kaçış Kapısı Değil, İyileşme Fırsatı Olarak Görmelidir
Ayrıca Avukat Oyur, 2018 yılında İcra ve İflas Kanunu'nda yapılan değişiklikle "iflas ertelenmesi" kurumunun yerini alan konkordatonun, borçluya nefes aldırırken ticari ekosistemin çökmesini engellediğini belirtti.
Ancak bu koruma şemsiyesinin kötü niyetli kullanımlara açık olduğu gerçeği hakkında da bilgilendirme de bulunan Oyur, "Geçmişte bazı firmaların sırf haciz takiplerinden kaçmak, alacaklıları oyalamak veya yükümlülüklerinden sıyrılmak amacıyla bu yola başvuruyordu. yeni hukuki düzenlemeler ve denetim mekanizmaları sayesinde suistimallerin önüne geçildi. Mahkemelerin artık sadece kağıt üzerindeki yüzeysel beyanlara veya şekli belgelere bakarak karar vermiyor. şirketin gerçek ticari potansiyeli, mali tabloları ve sunulan ödeme planının uygulanabilirliği derinlemesine incelendikten sonra konkordato izni veriliyor" şeklinde konuşarak konkordato kavramının hukuki çerçevesini anlattı.
Bu sayede dürüst tüccarın yanında olunurken, sistemi kendi çıkarları için suistimal etmek isteyenlerin de engellendiğinin altını çizen Oyur, "Gelinen noktada konkordato, tek taraflı bir borç silme aracı değil, borçlu ile alacaklıyı ortak bir paydada buluşturan ve üretimin devamlılığını sağlayan dengeli bir denetim sürecidir. Yasal düzenlemelerle birlikte daha şeffaf ve uygulanabilir bir yapıya bürünen bu müessese, kurallara uygun işletildiği takdirde piyasadaki domino etkisini keserek hem alacaklı mağduriyetini önlemekte hem de ekonomiye güven tazelemektedir" değerlendirmesinde bulundu





