Konuşmasına Diyarbakır'ın öncelikli gündeminin 1 Ekim 2024'te başlayan süreç olduğunu belirterek başlayan Tanrıkulu, aradan yaklaşık 21 ay geçtiğini ifade etti. Bu dönemde 2025 ve 2026 yıllarının ölümlerin yaşanmadığı bir süreç olarak kayıtlara geçtiğini vurgulayan Tanrıkulu, "Bunun değeri bizler açısından son derece büyüktür. Bu sürecin ne kadar kıymetli olduğunu özellikle ifade etmek istiyorum." dedi.

11 Temmuz'un sembolik önemine de dikkat çeken Tanrıkulu, geçen yıl bugün Süleymaniye'de gerçekleştirilen silah yakma törenini hatırlatarak, bunun tarihi ve güçlü bir mesaj taşıdığını söyledi. Tanrıkulu, "Silahlar gömülse yeniden çıkarılabilir ancak yakıldığında artık yeniden kullanılmayacağı yönünde güçlü bir irade ortaya konulmuş olur." ifadelerini kullandı.

TBMM'de süreç kapsamında tüm siyasi partilerin katılımıyla bir komisyon kurulduğunu belirten Tanrıkulu, komisyonun Şubat ayında oy birliğiyle hazırladığı raporu sunduğunu ancak aradan geçen aylara rağmen somut bir ilerleme sağlanamadığını dile getirdi.

Çatışma çözüm süreçlerinin dünyanın en zor süreçlerinden biri olduğuna dikkat çeken Tanrıkulu, buna rağmen Türkiye'de iktidarın attığı adımların süreci güçlendirmek yerine zayıflattığını savundu.

Diyarbakır'da Yürek Yakan Şüpheli Ölüm!
Diyarbakır'da Yürek Yakan Şüpheli Ölüm!
İçeriği Görüntüle

İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi tarafından kamuoyuyla paylaşılan son 21 aylık izleme raporuna da değinen Tanrıkulu, raporun sürecin geriye dönüş riski taşıdığına işaret ettiğini belirtti.

Diyarbakır'dan bir kez daha çağrıda bulunduklarını ifade eden Tanrıkulu, "Samimi olun, mazeret üretmeyin. Türkiye'nin gerçek anlamda demokratikleşmeye ihtiyacı var. Bu ortam sağlanabilirse ülkede kalıcı barışın yolu da açılacaktır." dedi.

Hazırlanması planlanan çerçeve yasa konusunda da değerlendirmelerde bulunan Tanrıkulu, siyasi partilerin, sivil toplum kuruluşlarının ve katkı sunmak isteyen tüm kesimlerin görüşlerinin alınması gerektiğini belirterek sürecin şeffaf biçimde yürütülmesi çağrısında bulundu.

1990'lı yıllardan bu yana benzer süreçlerin yaşandığını hatırlatan Tanrıkulu, süreç uzadıkça müdahale eden aktörlerin arttığını ve bunun başarı ihtimalini zayıflattığını söyledi. 1999 yılında yapılan çağrıyla örgütün silahlı unsurlarının Türkiye sınırları dışına çıktığını ancak sonraki dönemde sürecin bozulduğunu ifade eden Tanrıkulu, ardından çıkarılan pişmanlık yasasına rağmen birkaç yıl sonra yeniden çatışmalı döneme girildiğini belirtti.

Aradan geçen bir yıla rağmen süreci destekleyecek herhangi bir yasal düzenleme ya da uygulamanın hayata geçirilmediğini öne süren Tanrıkulu, demokratikleşme konusunda ise geriye gidiş yaşandığını savundu.

Sezgin Cemiyet

Konuşmasının sonunda gündemdeki gelişmelere de değinen Tanrıkulu, Diyarbakır'a gelirken Çankaya Belediyesi'ne yönelik operasyon haberini aldığını belirterek, toplumda bu operasyonun siyasi olduğuna ilişkin güçlü bir kanaat bulunduğunu söyledi.

Muhabir: RAMAZAN SEYKAN