Mahkeme, ABD’li bir petrol şirketi tarafından yürütülmesi planlanan proje için Diyarbakır Valiliği’nce verilen ÇED gerekli değildir kararını hukuka aykırı bularak, proje tanıtım dosyasının bilimsel ve teknik açıdan yetersiz olduğu sonucuna vardı. Kararda, projenin tarım alanları ve yeraltı su kaynakları açısından ciddi riskler barındırdığı vurgulandı.
Dava kapsamında mahkeme, yedi farklı uzmanlık alanından oluşan bilirkişi heyetiyle keşif ve inceleme yapılmasına hükmetti. Hazırlanan bilirkişi raporunda, proje alanının birinci sınıf sulu tarım arazileri içerisinde yer aldığı belirtildi. Raporda ayrıca, proje tanıtım dosyasında yeraltı ve yerüstü su kaynaklarına ilişkin herhangi bir hidrolojik ya da hidrojeolojik çalışmanın bulunmadığı tespit edildi.
Bilirkişi raporunda, petrol sondajlarının önemli bir yeraltı suyu rezervuarı olan Midyat Kireçtaşı akiferinin içinden geçerek hedeflenen derinliklere ulaştığına dikkat çekilerek, hem sondaj hem de işletme aşamasında akiferin kirlenme riski bulunduğu ifade edildi.
Veriler Hatalı Bulundu
Mahkeme kararında, proje tanıtım dosyasında kullanılan jeolojik verilerin hatalı olduğu, yanlış paftalara ait haritaların esas alındığı, güncelliğini yitirmiş deprem haritalarının kullanıldığı ve proje alanında beklenen yer ivmelerine ilişkin herhangi bir değerlendirmenin yapılmadığına dikkat çekildi. Dosyada yer alan veriler ile faaliyet sahaları arasında da uyumsuzluklar bulunduğu kaydedildi.
Bilirkişi raporunda ayrıca; patlatmalar, sondaj çamurları, formasyon suları ve gaz yakma faaliyetlerine ilişkin somut, ölçülebilir ve izlenebilir önlemlerin yer almadığı, hava kirliliği ve gürültüye yönelik herhangi bir modelleme yapılmadığı belirtildi. Tarım alanları üzerinde yürütülmesi planlanan petrol faaliyetlerinin çevresel etkilerinin yalnızca iki kuyu üzerinden değerlendirilmesinin yetersiz olduğu, bölgede mevcut ve planlanan tüm kuyuları kapsayan bütüncül bir ÇED sürecinin gerekli olduğu vurgulandı.
Mahkeme, bilirkişi raporundaki tespitlere dayanarak, proje işlemlerinin çevresel etkiyi en aza indirecek planlamaları içermediğine hükmetti ve “ÇED gerekli değildir” kararında hukuka uyarlık bulunmadığını belirterek işlemi iptal etti.
Diyarbakır Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Başkanı Avukat Ahmet İnan,: “Yaşam Alanlarımızı Savunmak Zorundayız”
Diyarbakır Barosu ve Ekoloji Derneği adına açıklama yapan Avukat Ahmet İnan, Diyarbakır’ın yaşam alanlarının, su varlıklarının ve tarım arazilerinin petrol faaliyetlerine açılmasını kabul etmediklerini söyledi. İnan, dünyada ciddi bir su kıtlığı yaşandığını, Türkiye’de ise çölleşmenin başladığını belirterek, “Toprağın ve yeraltı su varlıklarının bu faaliyetler sırasında kirletileceği bilirkişi raporlarıyla ortaya konmuştur. Diyarbakır’ın bir petrol sahasına dönüştürülmesini kabul etmiyoruz” dedi.
Havanın, suyun ve toprağın artık dünyanın en değerli varlıkları olduğuna dikkat çeken İnan, Diyarbakır’da yaklaşık 100 bin dönüm alanın petrol ruhsatlı olduğunu ve acele kamulaştırmalarla insanların mağdur edildiğini ifade etti. İnan, yerel yönetimler, meslek odaları ve tüm duyarlı kesimleri yaşam alanlarını korumak için harekete geçmeye çağırdı.
“Kirlenmeye açılacak bir karış toprağımız, suyumuz, havamız yok” diyen İnan, dava sonuçları ve bilirkişi raporlarının, petrol faaliyetlerinin doğa ve yaşam üzerindeki olumsuz etkilerini açıkça belgelediğini belirterek, toplumla birlikte acil bir mücadele sürecinin başlatılması gerektiğini vurguladı.




