Diyarbakır Ticaret Borsası'ndan yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Yeşil, Türkiye'nin, uzun yıllardır güvenlik, ekonomi ve toplumsal huzur alanlarında ağır bedeller ödediğini belirtti.

Diyarbakır'ın ve bölgenin bu süreçten ekonomik, sosyal ve psikolojik açıdan en fazla etkilenen yerlerin başında geldiğini ifade eden Yeşil, bu nedenle bugün atılan her olumlu adımın, yalnızca güvenlik boyutuyla değil, demokrasi, hukuk, yatırım, üretim ve istihdam açısından da değerlendirilmesi gerektiğine inandıklarını vurguladı.

Yeşil, demokrasi ile kalkınmanın birbirinden bağımsız olmadığını aktararak, şunları kaydetti:

"Hukuki güvenin güçlendiği, temel hak ve özgürlüklerin geliştiği, toplumun geleceğe umutla baktığı bir ortam, yatırımın ve üretimin en güçlü güvencesidir. Güven ortamı güçlendikçe ekonomik beklentiler de olumlu yönde değişti. Sürecin ilk günlerinden itibaren iş dünyasında daha güçlü bir umut ikliminin oluştuğunu, yatırım ve ticaret konusunda daha fazla hareketlilik yaşandığını gözlemledik. Bölgenin coğrafi konumu sürece önemli bir avantaj sunuyor. Irak ve Suriye başta olmak üzere komşu pazarlarla ticaretin gelişmesi, lojistik altyapının güçlenmesi ve bölgesel ekonomik entegrasyonun artması, Diyarbakır'ı yalnızca bir üretim merkezi değil, aynı zamanda önemli bir ticaret ve dağıtım merkezi haline getirebilir. Güven ortamı güçlendikçe bölgenin dış ticaret kapasitesi de önemli ölçüde artacaktır. İş dünyası olarak, bölgemizin enerjisinin çatışmaya değil üretime, belirsizliğe değil yatırıma, umutsuzluğa değil kalkınmaya yönelmesini istiyoruz. Diyarbakır'ın sorunu potansiyel eksikliği değil, bu potansiyelin yıllardır istenilen düzeyde değerlendirilememesidir. Önümüzdeki dönemde kamu yatırımlarının, özel sektör yatırımlarının ve finansmana erişim imkanlarının güçlenmesi büyük önem taşımaktadır."

Köyde panayır gibi etkinlik
Köyde panayır gibi etkinlik
İçeriği Görüntüle

Yeşil, "Bu süreç bir kesimin değil, 86 milyonun ortak geleceğiyle ilgilidir. Toplumsal huzurun güçlenmesi, yatırım ortamının iyileşmesi, üretimin artması ve istihdamın büyümesi, ülkemizin tamamına olumlu yansıyacaktır. Temennimiz, bu sürecin güçlü bir hukuki zemin üzerinde ilerlemesi, demokratikleşmeyi desteklemesi, toplumsal barışı kalıcı hale getirmesi ve ekonomik kalkınmaya güçlü bir ivme kazandırmasıdır. Diyarbakır'ın ve bölgemizin geleceği, huzurun, demokrasinin, hukukun, üretimin ve yatırımın birlikte güçlendiği bir anlayışla daha aydınlık olacaktır." değerlendirmesinde bulundu.

Kaynak: BÜLTEN