Açıklamada, Suriye’nin Halep kentinde Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı mahallelere yönelik saldırılar sert bir dille kınanırken, İran ve Rojhilat Kürdistanı’nda devam eden halk ayaklanmasına da güçlü destek mesajı verildi.
“HALEP’TEKİ KÜRT MAHALLELERİNE YÖNELİK SALDIRILARI KINIYORUZ”
Ortak açıklamada, Suriye yönetimine bağlı askeri güçlerin günlerdir Halep’in çoğunluğu Kürtlerden oluşan Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallelerini sivil-asker ayrımı gözetmeksizin bombaladığı belirtildi. Saldırılar sonucunda çok sayıda sivilin hayatını kaybettiği ve yaralandığı ifade edildi.
Şam yönetiminin ırkçı ve şovenist bir anlayışla hareket ettiği savunulan açıklamada, söz konusu saldırıların Halep’in demografik yapısını değiştirmeye yönelik olduğu ve Kürt halkına karşı katliamların önünü açtığı kaydedildi. Bu politikaların, Rojava Kürdistanı’ndaki Kürtlerin kazanımlarını ortadan kaldırmayı ve üniter, totaliter, tekçi bir Arap devlet anlayışını dayatmayı hedeflediği vurgulandı.
Açıklamada ayrıca bu saldırıların, Rojava Kürdistanı’nın siyasi statüsünün engellenmesi ve Suriye’deki tüm etnik, dini ve mezhepsel kesimlerin özgürlük, demokrasi, adalet ve eşitlik temelinde federal bir anayasa mücadelesinin önüne geçme girişimi olduğu belirtildi.
ULUSLARARASI KURUMLARA ÇAĞRI
Şam yönetimine bağlı silahlı grupların Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallelerine yönelik saldırılarının “terörist saldırılar” olarak nitelendirildiği açıklamada, Uluslararası Koalisyon, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi’ne çağrıda bulunularak bu saldırıların durdurulması için acilen somut adımlar atılması istendi.
Kürdistan’ın dört parçasındaki ve diasporadaki tüm Kürtlerin ortak bir tutum alması gerektiği vurgulanan açıklamada, Türkiye’nin de Suriye’deki ırkçı ve şiddet yanlısı güçlere verdiği desteğe ve Kürt karşıtı politikalara son vermesi çağrısı yapıldı.
Ayrıca, Rojava Kürdistanı’ndaki Özerk Yönetim ve tüm siyasi partilerin, 26 Nisan 2025’te gerçekleştirilen Kamışlı Konferansı çerçevesinde hareket etmesi gerektiği belirtilerek, konferansta seçilen “Temsil Heyeti”nin daha aktif bir rol üstlenmesi gerektiği ifade edildi.
İRAN VE ROJHİLAT KÜRDİSTANI’NDAKİ AYAKLANMAYA DESTEK
Basın açıklamasının ikinci bölümünde ise 28 Aralık 2025’ten bu yana İran ve Rojhilat Kürdistanı’nda devam eden halk ayaklanmasına dikkat çekildi. Tahran’da ekonomik taleplerle başlayan protestoların, kadınlar ve gençlerin öncülüğünde rejim karşıtı kitlesel bir harekete dönüştüğü belirtildi.
İran İslam Rejimi’nin barışçıl protestolara yönelik saldırıları sonucu yaklaşık 50 kişinin hayatını kaybettiği, çok sayıda kişinin yaralandığı ve gözaltına alınanların akıbetinin bilinmediği ifade edildi. Açıklamada, İran yönetiminin yıllardır Kürtler, Beluçlar ve diğer halklar üzerinde baskı, idam ve katliamlarla iktidarını sürdürdüğü savunuldu.
“FEDERAL VE DEMOKRATİK BİR GELECEK İÇİN MÜCADELE DESTEKLENİYOR”
Uluslararası kurumlara, özellikle Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi’ne, İran’daki katliamların durdurulması için etkili bir tutum almaları çağrısında bulunulan açıklamada, dünya genelindeki barış ve demokrasi yanlısı güçlerin de İran’daki baskılara karşı ses yükseltmesi istendi.
Doğu Kürdistan halkının özgürlüğünün, siyasi partiler arasında kurulacak ulusal demokratik ittifaktan geçtiği belirtilerek, 7 partiden oluşan “İran Kürdistanı Siyasi Partileri’nin İşbirliği İçin Diyalog Merkezi” selamlandı.
HAK-PAR, PDK-BAKUR, PSK ve PWK adına yapılan açıklamada, Rojava Kürdistanı’ndaki halkın milli ve siyasi statü mücadelesinin yanı sıra, İran ve Doğu Kürdistan halklarının federal, demokratik, adil ve özgür bir sistem için yürüttüğü mücadelenin tüm güçleriyle desteklendiği vurgulandı.




