Eğil ilçesinde 1986 yılında yapımına başlanan Dicle Baraj Gölü, 1997'de tamamlanarak su tutmaya başladı.
Enerji üretimi ve tarımsal sulamada kullanılmak üzere yapılan baraj gölü, 2001 yılından itibaren Diyarbakır'ın içme suyu ihtiyacını da karşılamaya başlayan önemli bir su kaynağı haline geldi.
Baraj havzası, DİSKİ Genel Müdürlüğünce hazırlanan ve 2024'te Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından onaylanan "Dicle Baraj Gölü Havza Koruma Planı" ile koruma altına alındı.
Plan doğrultusunda yaklaşık 634 kilometrekarelik havzanın korunması için çeşitli çalışmalar yürüten DİSKİ tarafından GSM operatörleriyle anlaşma yapıldı.
Bu kapsamda koruma altına alınan alana giren kişilerin hizmet aldığı GSM operatörlerine ait hat, ilgili baz istasyonu tarafından algılanarak, cep telefonlarına uyarı mesajı gönderiliyor.
Kısa mesajda, "Bulunduğunuz alan içme suyu havza koruma alandır. Bu alana çöp bırakılması, hayvan atıklarının dökülmesi, kamp ve piknik yapılması, suya girilmesi ve izinsiz yapılaşma yasaktır. İçme suyu kaynaklarımızı birlikte koruyalım." ifadeleri yer alıyor.
- "Kaynak ne kadar iyi korunursa arıtma süreçleri de o kadar sağlıklı yürür"
DİSKİ Genel Müdürü Mehmet Şerifoğlu, Diyarbakır kent merkezinin büyük bölümünün ve Ergani, Eğil ve Dicle ilçelerinin içme sularının Dicle Baraj Gölü'nden karşılandığını söyledi.
Şerifoğlu, yürüttükleri proje kapsamında diğer ilçeleri de sisteme dahil edeceklerini ifade ederek, "Dicle Barajı bir gölün ötesinde yüz binlerce kişinin her gün içme suyunu kullandığı bir kaynaktır. Havzanın korunmasını bir çevre meselesinin ötesinde değerlendiriyoruz. Musluğumuza ulaşan suyun güvenliği, kaynağın korunmasına bağlı. Kaynak ne kadar iyi korunursa arıtma süreçleri de o kadar sağlıklı ve sürdürülebilir yürür." dedi.
Yaklaşık 634 kilometrekarelik bu alan içerisinde ilçe merkezleri, mahalleler ve mezraların bulunduğunu, koruma esaslarının da göle olan uzaklığa göre belirlendiğini belirten Şerifoğlu, en hassas bölgelerde kuralların daha sıkı uygulandığını aktardı.
Şerifoğlu, şunları kaydetti:
"Mesafe arttıkça koruma tedbirleri kademeli olarak değişiyor. Sahada karşılaştığımız riskler aslında belli. Evsel ve hayvansal atıkların gelişigüzel bırakılması, kaçak yapılaşma, izinsiz kamp ve piknik faaliyetleri ya da gölde yapılan kontrolsüz su etkinlikleri zaman içinde su kaynağı üzerinde ciddi baskı oluşturuyor. Bu nedenle koruma alanını kullanan herkesin belirlenen kurallara uyması belirleyici bir öneme sahip. Beklentimiz, koruma alanına atık bırakılmaması, göle en yakın hassas bölgelerde izinsiz faaliyet yapılmaması ve herhangi bir kirlilik ya da usulsüz bir durum görüldüğünde ilgili kurumlara bilgi verilmesi. Çünkü bu kaynağın korunması herkesin ortak sorumluluğudur. Bu su var diye burada bu kadar medeniyet kuruldu. Diyarbakır'da 33 medeniyetin yaşam kaynağı olan bu nehri ve bu havzayı korumaya devam edeceğiz."
- "Toplumdaki farkındalığı artırmaya çalışıyoruz"
Havzanın korunması için teknik çalışmalar sürdürdüklerini anlatan Şerifoğlu, atık suların su kaynağına ulaşmasını önleyecek altyapı ve arıtma yatırımlarına devam ettiklerini söyledi.
Şerifoğlu, "Bir taraftan koruyucu altyapı güçlendirilirken diğer taraftan toplumdaki farkındalığı artırmaya çalışıyoruz. Böyle bir su kaynağını herhangi bir kurumun tek başına koruması olanaklı görünmüyor. Koruma planında görev alan kamu kurumlarının, yerel yönetimlerin, sivil toplum kuruluşlarının ve bölgede yaşanan insanların birlikte hareket etmesi gerekiyor. Hepimiz aynı kaynaktan yararlanıyoruz. Belki de Dicle Nehri vardı diye Diyarbakır kuruldu. Dolayısıyla bizim koruma yükümlülüğümüz var. Bu havza planı içerisinde yapılması gereken tüm faaliyetleri belli periyotlarda denetleyerek, bazı alanları kısıtlayarak suyumuzu korumaya çalışıyoruz. Kanunlarda geçen yetkileri, haklarımızı kullanarak suyumuzu temiz tutmaya çalışıyoruz." diye konuştu.
- "Havza alanına giren kişiye kısa mesajla ulaşıyoruz"
Şerifoğlu, havzanın korunması için son olarak kısa mesaj uygulamasını hayata geçirdiklerini belirterek, şunları söyledi:
"Havza alanına giren her kişiye kısa mesajla ulaşıyoruz, bu alanın korunması gereken bir alan olduğunu hatırlatıyoruz. Bu havzanın içerisinde yerleşim alanları da var. Burada yaşayanları da biz bilgilendiriyoruz. Okullarda, camilerde... Günübirlik buradan geçen, piknik yapmaya, su sporlarına gelen insanlara bir hatırlatma metni olarak bunu anlatıyoruz. Bunun da onlarda bir etki uyandıracağını düşünüyoruz. Amacımız suyu doğduğu yerde en temiz haliyle muhafaza etmektir."
Barajdan aldıkları ham suyu 32 kilometre uzaklıktaki arıtma tesisinde modern koşullarda arıtarak insanlara ulaştırdıklarını anlatan Şerifoğlu, arıtılan suyun akredite laboratuvarlarında incelendiğini ve sonuçların açık bir şekilde yayınlandığını kaydetti.
Şerifoğlu, "Musluklarımızdan akan su, dışarıdan satın aldığımız suyun kalitesinin çok üstünde." dedi.




