Platform tarafından yapılan açıklamada, söz konusu görüntülerin spor alanlarını aşan bir nitelik taşıdığı vurgulanarak, yaşananların toplumsal hafızayı hedef alan, açık bir nefret ve tehdit dili içerdiği belirtildi. Açıklamada, hedef alınanın yalnızca bir kişi olmadığı ifade edilerek, Leyla Zana’nın Kürt halkının iradesini, kadınların siyasal mücadelesini ve barış talebini temsil eden tarihsel bir figür olduğuna dikkat çekildi.

Yıllarını cezaevlerinde geçirmiş bir siyasetçiye yönelik kullanılan dilin, Kürt kimliğine, kadın mücadelesine ve barış arayışına yönelmiş organize bir saldırı olarak değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi. Açıklamada ayrıca, “beyaz Toros” sembolünün Türkiye’de faili meçhul cinayetler, zorla kaybetmeler ve karanlık dönemlerle özdeşleştiği hatırlatılarak, bu sembolün tribünlerde meşrulaştırılmasının geçmişte yaşanan ağır insan hakları ihlallerini normalleştirme anlamına geldiği ifade edildi.

Diyarbakır 'da kaybolan 4 çocuk bulundu
Diyarbakır 'da kaybolan 4 çocuk bulundu
İçeriği Görüntüle

Sporun birleştirici ruhuna vurgu yapılan açıklamada, tribünlerin nefret söylemi ve tehdit dili için bir alan haline getirilmesine karşı çıkıldı. Hiç kimsenin, halkların ortak hafızasında yeri olan bir isme küfür ve tehdit içeren ifadelerle saldırma hakkının bulunmadığı dile getirildi.

Kent Koruma ve Dayanışma Platformu, yetkililere çağrıda bulunarak bu tür açık nefret söylemleri karşısında sessiz kalınmaması gerektiğini belirtti. Spor kulüpleri ve federasyonların da sorumluluk alması istenen açıklamada, sessizliğin bu dili cesaretlendirmekten başka bir sonuç doğurmayacağı ifade edildi.

Açıklamanın sonunda, “Nefretle değil yüzleşmeyle, tehditle değil barışla, inkârla değil adaletle yaşayacağız” ifadelerine yer verildi. Platform, Leyla Zana’nın yalnız olmadığını vurgulayarak, ülkenin ortak geleceğinin karanlık sembollerde değil, eşitlik ve özgürlük mücadelesinde olduğunu belirtti.

Kent Koruma ve Dayanışma Platformu, açıklamasını “Kamuoyuna saygıyla duyurulur” sözleriyle tamamladı.

Kaynak: BÜLTEN