İlçe, Sümerler, Etiler, Hititler, Urartular, Asurlular, Medler, Persler, Romalılar, Acemler ve Artuklular gibi çeşitli medeniyetleri ağırlamış ve Osmanlılar tarafından 1515 yılında fethedilmiştir. Eski adı "Pasur" olan Kulp'un ismi, çeşitli rivayetlere dayanmakta olup, "BayaSar" yani "soğuk rüzgâr" anlamına geldiği de söylenmektedir.

Diyarbakır’ın kuzey doğusunda, volkanik bir arazi üzerine kurulan Kulp, Sarım Çayı üzerindeki Taş Köprü’sü, Kefrun Kalesi, Kanika Mağaraları, başı dumanlı Andok Dağı, enfes balları ve yumuşacık ipek dokumalarıyla eski bir Mezopotamya masalını andırmaktadır.

Bağlar Emek caddesinde Mermer Atölyesinde Yangın Paniği
Bağlar Emek caddesinde Mermer Atölyesinde Yangın Paniği
İçeriği Görüntüle

Gizemli Kale: Kefrun Kalesi

Kulp'un simgelerinden biri olan Kefrun Kalesi, yaklaşık 600-700 yıl önce sarp bir kayalık üzerine inşa edilmiştir. Tarihi boyunca birçok medeniyetin egemenliğine tanıklık eden kale, günümüzde de heybetini korumaktadır. İçindeki su kuyuları, geçmişte uzun süreli kalışların bir izi olarak günümüze ulaşmıştır.

Kefrun Kalesi’nin tam karşısında Pers dönemine ait Gomabelek Kalesi bulunmaktadır. Günümüzde harap olsa da, Kefrun gibi doğal bir kayalık üzerine kurulmamış olmasıyla dikkat çeker.

Nefis Ballar ve İpek Dokumalar

Kulp'un ekonomisi, tarımın gelişemediği ancak küçükbaş hayvancılığın ve özellikle ipek kozası üretiminin önemli olduğu bir yapıya sahiptir. İlçe, ülkemizdeki ipek kozası üretiminin yüzde 60'ını gerçekleştirmekte olup, koza burada iplik ve kumaşa dönüşmektedir.

Tarihle İç İçe: Taşköprü ve Mağaralar

Kulp'un tarihi, Taşköprü köyündeki tarihi bir köprü olan Tapköprü ve Kanika Mağaraları gibi eserlerle şekillenmiştir. Bu mağaralar, Yontma Taş Devri’nden kalma izleri koruyarak ziyaretçilere geçmişin izini sürme fırsatı sunmaktadır.

Sonuç olarak, Kulp, gizemli kaleleri, tarihi dokusu, nefis balları ve ipek dokumaları ile keşfedilmeyi bekleyen bir hazine gibi durmaktadır.

Kaynak: Ramazan SEYKAN