Genç ve Lice ilçeleri arasında bulunan Sarım Havzası’nda planlanan Birsu HES Projesi’ne karşı açılan davada, daha önce Erzurum 2. İdare Mahkemesi tarafından verilen iptal kararı, Danıştay 4. Dairesi tarafından bozulmuştu. Danıştay’ın dosyanın yeniden değerlendirilmesi yönündeki kararı sonrasında bölgede ikinci kez keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldı.
Keşfe çevre gönüllülerinin yanı sıra çok sayıda bölge sakini katıldı. Yöre halkı, Sarım Çayı’nın bölgedeki yaşamın temel kaynağı olduğunu belirterek projenin iptal edilmesini talep etti.
“Sarım Çayı Bölgenin Can Damarıdır”
Keşfe katılan Diyarbakır Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Başkanı Avukat Ahmet İnan, Gazete Detay’a yaptığı açıklamada Sarım Havzası’nın yalnızca bir akarsu yatağı olmadığını, aynı zamanda Dicle Havzası’nın önemli bileşenlerinden biri olduğunu söyledi.
İnan, Sarım Çayı’nın Genç, Lice ve Kulp üçgenindeki birçok yerleşim yerinin yaşam kaynağı olduğunu belirterek, “Bu proje depolamasız HES olarak planlanıyor. Ancak suyun yaklaşık yüzde 90’ı türbinlerde kullanılmak üzere şirket tarafından alınacak, doğal yatağa ise yalnızca yüzde 10’u bırakılacak. Bu miktar ne bölgedeki canlı yaşamını sürdürmeye yeter ne de insanların ihtiyaçlarını karşılayabilir. Burada yaşamın devam etmesi için suya ihtiyaç var. İnsanlar içme suyu, temizlik, tarım ve hayvancılık faaliyetlerinde doğrudan bu kaynağı kullanıyor” dedi.
“Yaşam Hakkına ve Geçim Kaynaklarına Müdahaledir”
Projenin uygulanması halinde bölgedeki su kaynaklarının uzun yıllar boyunca şirket kontrolüne geçeceğini ifade eden İnan, bunun yalnızca çevresel değil aynı zamanda sosyal bir sorun olduğunu dile getirdi.
İnan, “Bu suyun 50 yıllığına özel bir şirkete tahsis edilmesi, çevresinin tel örgülerle çevrilerek halkın kullanımından çıkarılması anlamına geliyor. Bu durum bölge halkının yaşam hakkına ve geçim kaynaklarına doğrudan müdahaledir” diye konuştu.
245 Ton Patlayıcı Kullanılacak
HES projesinin yalnızca enerji üretiminden ibaret olmadığını belirten İnan, proje kapsamında büyük ölçekli inşaat faaliyetlerinin de planlandığını söyledi.
Proje dosyasına göre bölgede 245 ton patlayıcı kullanılacağını belirten İnan, ayrıca üç adet kırma-eleme tesisi ile üç adet beton santralinin kurulmasının öngörüldüğünü ifade etti.
“Bu coğrafya adeta delik deşik edilecek” diyen İnan, “Sadece bir HES değil, beraberinde yoğun bir inşaat ve madencilik faaliyeti de söz konusu. Bunun yaratacağı gürültü, toz ve titreşim bölgenin doğal yapısını geri dönüşü zor şekilde etkileyecek” ifadelerini kullandı.
“Önemli Doğa Alanı Statüsünde”
Çevreciler, projenin yapılmak istendiği bölgenin yalnızca su kaynakları açısından değil, biyolojik çeşitlilik bakımından da büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor.
Sarım Havzası’nın çayır, mera ve orman alanlarından oluştuğunu belirten İnan, bölgenin uluslararası ölçekte “Önemli Doğa Alanı” olarak tanımlandığını söyledi.
İnan, “Burada çok sayıda endemik bitki ve hayvan türü bulunuyor. Uluslararası doğa koruma kuruluşlarının belirlediği kriterlere göre korunması gereken alanlardan biri. Buna rağmen bu hassas bölgeye ağır sanayi niteliğinde bir proje getirilmeye çalışılıyor” dedi.
Arıcılık Tehlike Altında
Bölge halkının en önemli geçim kaynaklarından biri olan arıcılığın da projeden olumsuz etkileneceği belirtiliyor.
Mahkemenin daha önce verdiği iptal kararında arıcılık faaliyetlerinin zarar göreceğinin açıkça ortaya konulduğunu hatırlatan İnan, “Bu bölge yıllardır arıcılıkla geçimini sağlayan ailelerin yaşadığı bir coğrafya. Her evde kovan bulunuyor. Patlayıcı kullanımı, kırma-eleme tesisleri ve yoğun inşaat faaliyetleri nedeniyle arıcılık ciddi zarar görecek. Daha önceki bilirkişi raporlarında da bu durum tespit edilmişti” diye konuştu.
Çöpçü Balığı Sarım Çayında Var
Soyu tükenmekte olan bazı balık türlerinin de çayda olduğunu da sözlerine ekleyen İnan, "Soyu tükenmek üzere olan çöpçü balığı sarım çayında var" dedi.
Dava Süreci 2023’ten Bu Yana Devam Ediyor
Çevreciler tarafından 2023 yılında açılan davada, yerel mahkeme proje hakkında iptal kararı vermişti. Ancak şirketin kararı Danıştay’a taşımasının ardından dosya yeniden incelenmeye başlandı.
Danıştay’ın bilirkişi raporunu yetersiz bulduğu gerekçesiyle yeniden keşif yapılmasını istediğini belirten İnan, son keşfin bu karar doğrultusunda gerçekleştirildiğini söyledi.
Keşif sırasında proje dosyasındaki teknik ayrıntıların, kullanılacak patlayıcı miktarının ve bölgenin ekolojik özelliklerinin bilirkişi heyetine yeniden aktarıldığını ifade eden İnan, yöre halkının da projeye karşı ortak bir tavır sergilediğini belirtti.
Bölge Halkı: “Sarım Çayı Şirketlere Değil, Yaşama Ait”
Keşif sırasında bir araya gelen bölge sakinleri ise Sarım Çayı’nın yalnızca bir su kaynağı olmadığını, bölgedeki yaşamın temel unsuru olduğunu vurguladı. Köylüler, HES projesinin hayata geçirilmesi halinde tarım, hayvancılık ve arıcılığın büyük zarar göreceğini belirterek projenin iptal edilmesini istedi.
Çevreciler ve yöre halkı, Sarım Havzası’nın Dicle Havzası’nın önemli alt havzalarından biri olduğunu belirterek, bölgenin doğal yapısının korunması gerektiğini savunuyor. Mahkemenin yeniden hazırlanacak bilirkişi raporu doğrultusunda vereceği kararın, bölgenin geleceği açısından belirleyici olması bekleniyor.
Çevrecilerden HES Tepkisi: Sarım Çayı yaşamın can damarıdır
Bingöl’ün Genç ilçesi ile Diyarbakır’ın Lice ilçesi sınırları içerisinde yer alan Sarım Çayı üzerinde yapılması planlanan Birsu Hidroelektrik Santrali (HES) Projesi’ne ilişkin yargı süreci devam ederken, mahkeme kararı doğrultusunda bölgede yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi gerçekleştirildi. Çevre gönüllüleri, yöre halkı ve hukukçuların katıldığı keşifte, projenin hayata geçirilmesi halinde bölgede ciddi ekolojik ve sosyal tahribat yaşanacağı vurgulandı.
Bunlar da ilginizi çekebilir