Bingöl İdare Mahkemesi’nin 2026/372 esas sayılı dosyası kapsamında hazırlanan teknik bilirkişi raporu, Sarım Çayı üzerinde planlanan Birsu HES Projesinin çevresel, hidrolojik, jeolojik ve ekolojik etkilerini mercek altına aldı.

Mahkeme tarafından görevlendirilen 7 kişilik bilirkişi heyeti, 11 Haziran 2026 tarihinde proje güzergâhında keşif gerçekleştirerek arazi incelemesi yaptı. Heyet tarafından hazırlanan rapor 10 Ağustos 2026 tarihinde mahkemeye sunuldu.

Rojin Kabaiş Davasında DNA Sonuçları Açıklandı
Rojin Kabaiş Davasında DNA Sonuçları Açıklandı
İçeriği Görüntüle

17,9 Kilometrelik Tünel Sistemi

Rapora göre Birsu HES Projesi; 2 regülatör, 3 bent, yaklaşık 17 bin 903 metre uzunluğunda 5 iletim tüneli, 3 kırma-eleme tesisi ve 3 hazır beton santralinden oluşuyor.

Projenin, Sarım Çayı'nın suyunun önemli bölümünü tünellere alarak yatağa belirli miktarda can suyu bırakılması esasına dayandığı belirtildi. Bilirkişi heyeti, bu durumun akım rejimi, sucul habitatların devamlılığı ve mansap ekosistemi açısından önemli sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.

ÇED Raporunda Önemli Eksiklikler Tespit Edildi

Bilirkişi heyetinin ortak değerlendirmesinde, ÇED raporunun temel çerçevede bilgi içermesine rağmen özellikle hidrolojik hesaplamalar, hidrojeolojik etkiler, çevresel akışın endemik türler açısından yeterliliği, sediment rejimi, mevsimsel su kalitesi ve havza ölçeğindeki kümülatif etkiler bakımından yetersiz kaldığı ifade edildi.

Raporda ayrıca projenin etki alanının yalnızca inşaat dönemine ilişkin yaklaşık 130 metrelik alanla sınırlandırılmış olabileceği ve bu yaklaşımın projenin gerçek çevresel etkilerini ortaya koymak açısından yeterli olmadığı değerlendirildi.

Can Suyu İçin Dikkat Çeken Tespit

Bilirkişi heyeti, projede bırakılması planlanan can suyunun özellikle kurak dönemlerde ve endemik türlerin ihtiyaçları bakımından yeterince değerlendirilmediğini belirtti.

Raporda, kullanılan can suyu verilerinin literatürle uyumlu olmadığı ve bölgenin hassas hidrolojik yapısı nedeniyle projenin hayata geçirilmesi halinde su ekosistemindeki canlıların yaşamlarının tehdit altında kalabileceği yönünde kanaat bildirildi.

Batman Bantlı Çöpçü Balığı ve Su Samuru Vurgusu

Bilirkişi raporunda bölgedeki biyolojik çeşitliliğe de özel vurgu yapıldı.

Dicle Havzası'nda yaşayan, endemik ve nesli tehlike altında olduğu belirtilen Batman Bantlı Çöpçü Balığı ile su samurunun proje alanındaki varlığının biyolojik çeşitlilik açısından önem taşıdığı kaydedildi.

Heyet, bu türlerin habitat kullanımı ve korunmasına yönelik değerlendirmelerin ÇED raporunda yeterli ayrıntıyla ortaya konulmadığını, türe özgü koruma önlemleri ile işlevsel bir balık geçidi ve izleme programının yeterince somutlaştırılmadığını belirtti.

Yeraltı Suları İçin Risk Uyarısı

Raporda, yaklaşık 17,9 kilometrelik tünel sistemi kapsamında gerçekleştirilecek kazı ve patlatma faaliyetlerinin yeraltı suyu sistemi üzerindeki olası etkilerinin de yeterince modellenmediği ifade edildi.

Bilirkişi heyeti; tünel açılması ve patlatmaların yeraltı suyu akım yollarını ve kaynak debilerini etkileyebileceğine, ancak bu risklerin mevcut ÇED raporunda sayısal olarak yeterince ortaya konulmadığına dikkat çekti.

Çığ, Heyelan ve Kaya Düşmesi Analizleri Eksik

Proje sahasının yüksek eğimli, kayalık ve bazı bölümlerde ağaçsız yamaçlardan oluşmasına da dikkat çekilen raporda, çığ tehlikesinin göz ardı edilemeyeceği belirtildi.

Bilirkişi heyeti; çığ, erozyon, heyelan, toprak koruma ve kaya düşmesi konularında gerekli analizlerin yeterince yapılmadığı kanaatine vardı.

Arıcılık ve Bal Havzaları da Gündemde

Bölgede arıcılığın yaygın olduğuna dikkat çekilen raporda, proje sahasında 4 bal havzasının bulunduğu belirtildi.

Heyet, inşaat faaliyetlerinden kaynaklanabilecek toz ve gürültünün arıcılık faaliyetleri üzerindeki etkilerinin ÇED raporunda yeterince somutlaştırılmadığını değerlendirdi.

Kümülatif Etki Analizi Yetersiz Bulundu

Bilirkişi raporunda projenin yalnız başına değerlendirilmesinin yeterli olmadığı da vurgulandı.

Özellikle mansapta bulunan Silvan Barajı başta olmak üzere Dicle Havzası'ndaki mevcut ve planlanan diğer su yapılarıyla birlikte ortaya çıkabilecek toplam etkinin; akım rejimi, sediment, habitat sürekliliği ve endemik türler açısından havza ölçeğinde ve nicel olarak değerlendirilmediği belirtildi.

“Bu Haliyle Yapılması Uygun Değil”

Bilirkişi heyeti, bütün uzmanlık alanlarından elde edilen bulguların birlikte değerlendirilmesi sonucunda projenin mevcut haliyle önemli teknik eksiklikler barındırdığı kanaatine vardı.

Raporda, Birsu HES Projesinin hidrolojik ve hidrolojik olmayan çevresel etkilerinin yeterince ortaya konulamadığı, özellikle orman alanları, su ekosistemi, yeraltı suları, tarım alanları, arıcılık, endemik türler ve havza ölçeğindeki kümülatif etkiler konusunda önemli belirsizlikler bulunduğu ifade edildi.

Heyetin nihai değerlendirmesinde, 03 Ocak 2023 tarihli ÇED Olumlu kararının yeterli bilimsel ve mühendislik temeline dayanmadığı sonucuna varıldı.

Bilirkişi raporunda son sözün mahkemeye ait olduğu belirtilirken, raporun Bingöl İdare Mahkemesi Başkanlığı'na 10 Ağustos 2026 tarihinde sunulduğu kaydedildi.

Projenin Geçmişi

Birsu HES Projesi için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 3 Ocak 2023 tarihinde ÇED Olumlu kararı verilmişti. Bu kararın iptali istemiyle açılan davada Erzurum 2. İdare Mahkemesi, 14 Mart 2024 tarihinde ÇED Olumlu kararının iptaline hükmetmişti.

Dava sürecinin devamında dosyanın Danıştay aşamasından geçerek yeniden değerlendirilmesi üzerine Bingöl İdare Mahkemesi tarafından yeni bilirkişi incelemesi gerçekleştirildi.

Öte yandan raporda, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 11 Aralık 2025 tarihli kararıyla projenin önlisansının, yatırımın süresi içerisinde tamamlanarak işletmeye geçirilememesi gerekçesiyle iptal edildiği; DSİ Genel Müdürlüğü'nün de 15 Haziran 2026 tarihli yazısıyla Su Kullanım Hakkı Anlaşması'nın hükümsüz kaldığını ilgili taraflara bildirdiği bilgisine yer verildi.

Kaynak: MEHMET HADİ SÜMER