Akdoğan, 5 Nolu Cezaevi’nin 12 Eylül darbesi sonrası Kürt halkı için var olma ve yok olma mücadelesinin merkezi olduğunu belirterek, “Burası faşist cunta tarafından bir laboratuvar gibi kullanıldı. Ancak halkımızın mücadeleci evlatları bu baskı ve zulme karşı direnerek kendi değerleriyle yanıt verdiler” dedi.

“Topluma yol haritası sunulmadı”

Yıllardır cezaevinin boşaltılarak müzeye dönüştürülmesi talebinde bulunduklarını hatırlatan Akdoğan, hükümetin cezaevinin boşaltılmasına karar verdiğini ancak nasıl bir proje uygulanacağına dair kamuoyuna net bir yol haritası sunulmadığını ifade etti. “Biz bu hafıza mekânının geleceği konusunda söz ve karar sahibi olmak istiyoruz” diyen Akdoğan, yaşananların bireysel değil, devletin sistematik politikalarının bir sonucu olduğuna vurgu yaptı.

Diyarbakır’da  Plaza’da yangın paniği: Binada mahsur kalanlar olduğu bildirildi
Diyarbakır’da Plaza’da yangın paniği: Binada mahsur kalanlar olduğu bildirildi
İçeriği Görüntüle
“Devlet özür dilemeli”

Cezaevinde yüzlerce kişinin işkence gördüğünü, onlarcasının yaşamını yitirdiğini, binlercesinin ise ömür boyu psikolojik travmalarla yaşamak zorunda kaldığını hatırlatan Akdoğan, devletin mağdurlardan özür dilemesi gerektiğini söyledi. “Arşivler açılmalı, gerçek bir soruşturma yürütülmeli, mağduriyetlerin telafisi için somut politikalar geliştirilmelidir” ifadelerini kullandı.

“İşkence hafızası korunmalı”

Basın açıklamasında cezaevinin müzeye dönüştürülme sürecine dair öneriler de paylaşıldı. Buna göre, 1981-1984 yılları arasında yaşanan işkence uygulamalarının mekânın fiziki yapısında ve anlatımlarda yansıtılması gerektiği vurgulandı. Koridorlara o dönemdeki slogan ve yazıların işlenmesi, koğuşlarda kalanların isim listelerinin paylaşılması, öldürülen ve sakat kalanların belgelenmesi, ziyaret ve mahkeme süreçlerinin canlandırılması önerildi.

“Dünya örnekleri dikkate alınmalı”

İnisiyatif grubu, Nazi kampları ve Süleymaniye’deki Emna Sor zindanı gibi dünyadaki hafıza mekânlarının da örnek alınması gerektiğini belirterek, benzer bir uygulamanın Diyarbakır’da hayata geçirilmesinin önemine değindi.

“Toplumsal hafıza için dayanışma”

Açıklamanın sonunda tüm insan hakları savunucularına, sivil toplum örgütlerine ve kamuoyuna çağrı yapıldı:

“Bu insanlık suçunun tekrarlanmaması, gelecek kuşakların daha duyarlı olması ve toplumsal hafızanın korunması için 5 Nolu Cezaevi hafıza müzesine dönüştürülmelidir. Tüm kesimleri bu talebimize destek vermeye davet ediyoruz.”

Grup, ayrıca 5 Eylül 1983 direnişinin 42. yıldönümünde 5 Nolu Cezaevi’nde yaşamını yitiren Mehmet Hayri Durmuş, Kemal Pir, Necmettin Büyükkaya ve adını sayamadıkları tüm zindan şehitlerini de saygıyla andı.

Kaynak: NAİM DEMİR