Uludoğan Savunma'nın kurucusu Seyfeddin Cevdet Uludoğan'ın 2019'da öğrenci olarak TEKNOFEST'te başlayan helikopter tasarım yolculuğu, bugün şirketleşme, ürün geliştirme ve ihracat başarısına dönüştü.

Anadolu Ajansının (AA) "Global İletişim Ortağı" olduğu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile T3 Vakfı'nın yürütücülüğündeki Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali (TEKNOFEST), Şanlıurfa GAP Havalimanı'nda ziyaretçilerini ağırlıyor.

Karabük Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü'nden mezun olan, İstanbul Teknik Üniversitesi'nde (İTÜ) helikopter üzerine yüksek lisans yapan Uludoğan, üniversite öğrencisiyken TEKNOFEST kapsamında düzenlenen Helikopter Tasarım Yarışması'na katıldı.

Uludoğan, çocukluğundan bu yana helikopter ve havacılık alanına ilgi duyduğunu belirterek, 2019'da yarışmaya katılıp çeyrek final, yarı final ve final aşamalarında mücadele ettiklerini söyledi.

Bu süreçte edindikleri deneyimin daha sonra şirketleşme yolculuğuna dönüştüğünü aktaran Uludoğan, 2023'te TÜBİTAK 1501 desteğiyle Nano Sınıf İnsansız Helikopter Projesi'ne başladıklarını ifade etti.

Uludoğan, geliştirdikleri "NanoAlp" adlı ürünün Türkiye'de daha önce üretilmeyen ve dünyada sınırlı sayıda üreticisi bulunan yüksek teknolojili, katma değerli bir ürün olduğunu anlatarak, bu alandaki stratejik ihtiyaca yönelik çalışma yürüttüklerini dile getirdi.

Yaklaşık 1,5-2 yıllık AR-GE sürecinin ardından ürünü ticarileştirmeyi başardıklarını belirten Uludoğan, "2019 yılında öğrenci olarak katıldığımız yerde hayal ediyorduk, 'bir gün buraya girişimle, şirket olarak katılırız' diye. Hayallerimiz gerçekleşti." dedi.

Uludoğan, bugün Şanlıurfa'da düzenlenen TEKNOFEST'te T3 Girişim Merkezi çadırında geliştirdikleri ürünü gençlere tanıttıklarını ifade ederek, kendi hikayelerinin de gençlere örnek olmasını istediklerini söyledi.

TEKNOFEST ekosisteminin kendilerine önemli bir network ve katkı sağladığını ifade eden Uludoğan, öğrencilik döneminden girişimcilik ve ticarileşme aşamasına kadar ekosistemin farklı aşamalarında yer almanın önemli olduğunu kaydetti.

"Cebe sığabilen küçük bir asker"

Seyfeddin Cevdet Uludoğan, geliştirdikleri nano sınıf insansız helikopterin 250 gramın altında olduğunu ve yaklaşık yarım saat havada kalabildiğini belirtti.

Helikopterin çok düşük ses seviyesine sahip olduğunu aktaran Uludoğan, farklı sensörlerin birlikte kullanılabildiğini ve GPS'in çekmediği ortamlarda da uçuş kabiliyetine sahip olduğunu söyledi.

Ürünün özellikle askeri operasyonların yanı sıra arama-kurtarma ve tehlikeli alanlarda keşif amacıyla kullanılabileceğini anlatan Uludoğan, şöyle konuştu:

"Cebe sığabilen küçük bir asker diyebiliriz. Çünkü bunun girmediği yere asker girmesi lazım. Örneğin bir operasyon yapılacak mağaraya bunu soktuğunuz zaman üzerindeki sensörlerle gaz ölçümü yapabiliyor, tuzak varsa onu gösterebiliyor ve anlık görüntü aktarabiliyor."

Uludoğan, cihazın, mağara gibi sinyalin kesilebildiği ortamlarda dahi görevine devam edebildiğini belirterek, sistemin operasyonlarda risklerin azaltılmasına katkı sağlayabileceğini söyledi.

Ürünün arama-kurtarma çalışmalarında da kullanılabileceğini ifade eden Uludoğan, yıkılma riski bulunan binalara personel göndermek yerine insansız helikopterle ön keşif yapılabileceğini, madenlerde gaz kaçağı bulunan alanların da cihazla kontrol edilebileceğini kaydetti.

"Dronlara göre daha uzun süre havada kalabiliyor"

Uludoğan, geliştirdikleri sistemin klasik dronlardan temel farkının helikopter mekaniğine sahip olması olduğunu belirterek, bunun havada daha uzun süre kalmasını sağladığını ifade etti.

Bu boyuttaki dronların ortalama 15 dakika havada kalabildiğini, kendi ürünlerinin ise yarım saatin üzerinde uçuş gerçekleştirebildiğini aktaran Uludoğan, ürünün hem iç hem de dış pazarda satışlarının başladığını söyledi.

Uludoğan, geliştirdikleri nano sınıf insansız helikopterin Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Malezya, Endonezya ve Kazakistan'a ihraç edildiğini belirtti.

Başka ülkelerle de ticari görüşmelerin devam ettiğini ifade eden Uludoğan, yıl sonuna kadar yeni anlaşmalar yapmayı hedeflediklerini söyledi.

Uludoğan, dünyada ürünlerinin sınırlı sayıda muadilinin bulunduğunu aktararak, yabancı muadiline kıyasla daha uygun maliyetle ürün sunduklarını ve benzer teknik özellikleri sağlayabilmelerinin müşterilerin ilgisini çektiğini dile getirdi.

"TEKNOFEST, 'biz de yapabiliriz' ruhunu aşıladı"

Uludoğan, TEKNOFEST'in Türkiye'deki en önemli etkilerinden birinin gençlere "biz de yapabiliriz" fikrini kazandırması olduğunu belirtti.

Çocukluk ve gençlik döneminde Türkiye'de bazı alanlarda "biz yapamayız" düşüncesinin daha yaygın olduğunu düşündüğünü aktaran Uludoğan, TEKNOFEST ile birlikte gençlerin teknoloji alanındaki özgüveninin arttığını ifade etti.

Uludoğan, "Artık gençler de 'biz de yaparız', 'biz daha iyisini yaparız', hatta 'hiç yapılmayanı da biz yaparız' hevesine geldi. Bence TEKNOFEST'in en önemli misyonu buydu ve bunu başardı." diyerek, kendilerinin de bu ekosistemin ortaya çıkardığı örneklerden biri olduğunu söyledi.

TEKNOFEST'te gençlerin ilgisini ve heyecanını görmekten büyük mutluluk duyduklarını belirten Uludoğan, öğrencilere ve girişimcilere hedeflerinden vazgeçmemeleri, gayretlerini sürdürmeleri tavsiyesinde bulundu.

Uludoğan, 2019'dan 2023'e kadar 4 sene içerisinde şirketleştiklerine, 2023'ten 2026'ya kadar da ticarileştiklerine ve bunun mümkün olabildiğine işaret ederek, gençlerin kendi projelerini hayata geçirmeleri gerektiğini vurguladı.

Kaynak: AA