Ücret Artışları, Beklentiler ve Yaşam Koşulları

Birçok ekonomistin ve ekonomi yazarının belirttiğine göre mevcut ekonomik tablo hiç iç açıcı bir noktada bulunmuyor. Ekonominin patronlarının verdiği demeçlerin aksini söyleyen uzmanların büyük çoğunluğu ise kanıt olarak istatistiki verilere göre oluşan ekonomik tabloyu gösteriyor. Ekonomistler, alım gücünün düştüğünü, gelirlerin giderleri karşılamadığını, finansal istikrarın söylenildiği gibi işlemediği belirtiliyor, vatandaşların büyük çoğunluğunun açlık sınırı altında yaşamlarını idame ettirecek ücretlere mahkum edildiği aktarıyor. Bunun içinde ise emekli ve ücretlilerin büyük çoğunluğu oluşturduğu ifade ediliyor.

Bu durum ise son olarak Türk İş tarafından yapılan araştırma ile kanıtlandı. Sendikanın yaptığı araştırmaya göre 2025 yılının Kasım ayında açlık sınırının 29 bin 282 lira düzeyinde bulunuyor. açlık sınırını, en düşük emekli maaşı olan 16 bin 880 lira ile 22 bin 104 lira olarak geçerli olan asgari ücret ile mukayese edildiğinde iç karartıcı tablonun ne kadar vahim olduğu görülüyor.

Yıl biterken tekrar başlayan maaş artış tartışmaları yeniden can sıkmaya başladı. Çünkü hükümet artış oranlarını, vatandaşların refahını düşünecek şekilde değil, hedef enflasyon oranına göre düşündüğünü ima ediyor. Hedef enflasyon oranı ölçüsünde bir artış yaşanırsa, yıl başlamadan emekli ve ücretliler artış oranına rağmen açlık sınırının altında yaşamlarını yıl boyunca sürdürmek zorunda kalacak.

Sorunu genel ve ülke çapından çıkarıp, Diyarbakır özelinde düşündüğümüzde çok daha vahim bir tablo ile karşılaşıyoruz. Zira Diyarbakır deprem bölgesi olmasından ötürü konut açığı yaşıyor. Fırsatçılarında rol oynaması neticesinde Şehitlik, Muradiye, Fatih, 5 Nisan Mahallelerinde dahi kiralık evlerin aylık bedeli emekli maaşının büyük bölümüne, asgari ücretlilerin yarısına denk geliyor, bunu ise ortalama kiranın aylık 10 bin lira olması kanıtlıyor.

Ancak kira bedelleri yeni yapıların olduğu yerleşim yerlerinde daha yüksek seviyelerde bulunuyor. Söz konusu yerleşim yerlerinde kira bedeli ise 25 bin lira civarında bulunuyor. Bu rakamlar 21. yüzyıl Diyarbakır’ında barınmanın ne kadar zor bir duruma sürüklendiğini işaret ediyor.

Diyarbakırlıların Durum Tespiti

Diyarbakırlı vatandaşlar ile konuşulduğunda büyük çoğunluğu ekonominin yanlış ve iyi yönetilemediğini söylüyor. Hataların bedelinin emekli ve asgari ücretlilerin çekmemesinin gerekli olduğu ifade ediliyor ve Diyarbakır’da yaşamının gittikçe çetin bir hale dönüştüğü dillendiriliyor.

Hemen hemen birçok vatandaş ücret artışlarından ziyade zamların durdurulmasının gerekli olduğunun altını çiziyor, gelir ile gider arasında dengeyi oluşturacak bir mekanizmanın kurulmasının gerekli olduğunun önemine dikkat çekiyor, gelir adaletinin sağlanması yönünde çalışmaların yaşama geçirilmesinin zorunlu bir hal olduğunu aktarıyor.

Diyarbakırlı Vatandaşların Beklentisi

Diyarbakır’da yaşanan durumu halk nazarından yorumlayan vatandaşlar ise ekonominin patronlarından beklentisi, gelir adaletinin sağlanarak, bütün kesimlerin aylık oranlarında devasa farkların ortadan kaldırılması, gelirlerin giderleri ile uyumlu olması, yaşam koşullarının iyileştirilmesi oluyor. bunun yanı sıra 2026 yılında en düşük emekli maaşının açlık sınırının 2 katına denk gelmesi ve asgari ücretin açlık sınırını ortada kaldıracak noktaya ulaştırılması en büyük beklenti olarak söyleniyor.

Mümkün Mü?

Ancak Diyarbakırlı vatandaşların beklentilerinin aksine bir tablonun oluşacağı artık bütün kesimler tarafından kabul edilmiş. Peki Diyarbakırlıların beklentileri mümkün mü? Elbette hayır. Neden? Çünkü bunu oluşturacak siyasal ve ekonomik iklim maalesef ne Diyarbakır’da nede ülkede bulunmuyor.